Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
30 Mayıs 2014 Pazar
İSMAİL SARI
Hatır-Gönül İşlerinden Başımıza Gelenler

“Mahkemede dayın var mı; görülmeyen işin olmaz.” mantığı, dünyanın her tarafında geçerliliğini sürdürüyor. Ahmet ÇATAKLI Dede vardı da, fındık zamanı köye geldiğinde bizlere, tarihi tecrübelerinden güzel şeyler anlatırdı, öğütler verirdi. Başaramadığımız işler için öğüt verirken; “Adamını bûuul… adamını bûl; Adamını bulamazsan madamını bul !..” şarkısını mırıldanarak harmanda bir dönerdi.

 

            Hakikaten, halk tabiri ile “torpil” müessesesi öyle veya böyle hayatiyetini koruyor. Yani toplum yapımızda geçer akçe sayılıyor. Bir yerlerde adamı olanların işi yürüyor, gariban vatandaş yerinde saymaya devam ediyor. Adalet mekanizmasının çalışmadığı yerlerde de haksızlık, huzursuzluk ve anarşi oluyor. Adalet sisteminin düzenli çalışmaması, büyük çoğunlukla şu nedenlere dayanıyor.

1)      Yasal Yetersizlik: Bazı alanlarda yasal boşluklardan yararlanmalar oluyor. Bunu beceremeyenler zarar görüyor.

2)      Kayırmacılık: Yakınları kayırma, yandaşları kayırma, menfaat odaklarını kayırma ve benzerleri. En büyük zûlüm, bu kayırmacılıktan doğuyor.

3)      Makam, mevki ve etiketleri çıkar uğruna kullanma: Yasalar, ne kadar güçlü olursa olsun; menfaatler her şeyin önüne geçtiği an, yapılacak bir şey kalmıyor. Uygulayıcıların pozisyonu çok önemli. Bu nedenle Peygamberimiz /(a.s.), “İşler ehline verilmediği zaman, kıyameti bekleyiniz.” buyurmuştur. Buradaki “kıyamet” toplumun yıkılıp yok olması veya zayıflamasıdır.

4)      Bencillik: Sadece kendisini düşünme ve bu uğurda başkalarının hakkını çiğneyip geçme. Gene Peygamberimiz (a.s.), “Kendi nefsi için istediğini, başkaları için de istemeyi beceremeyenler tam olarak iman etmiş sayılmazlar.” buyuruyor. Bu noktada zaafımız, çok fazla. İnançlar zayıfladıkça da her geçen gün artıyor. Eskiden Bağdat’ın bir semtinde yangın olmuş da o semtte oturan bir tasavvuf ehline (ermiş kişiye), “mahallede yangın oldu ama senin eve hiç bir şey olmadı.” demişler. Bu haberi duyan tasavvuf ehli, “Elhamdülillah” demiş. Sonra bir düşünmüş ki, sadece kendisini düşünerek Allah’a şükrediyor. Bu hatasını Allah’a (c.c.) affettirmek için ömrünü tevbe ve nafile (fazladan) ibadetlere daha fazla yüklenerek geçirmiştir.

***                             ***                             ***

            Çarşamba sabahı, köyden gelen süt bidonumu, bizim hatta çalışan dolmuş şoförlerinden birine verdim ve bir lira da para verdim. Evin yanından alınacağını söyledim. Kaptan şoför, benim eski öğrencilerimden birisi idi. Parayı almak istemedi ve gereği olmadığını söyledi. Benim prensibimin böyle olduğunu söyleyerek parayı bıraktım. Daha önceleri de aynı şekilde birkaç defa süt bidonu göndermiştim. İnşa Allah gene de göndereceğim. Dolmuş, benim için duracak, tekrar kalkacak ve yakıt harcayacak. Bu, bedavaya yapılır mı? Elbet ki bir karşılığı olmalıdır. Hatır-gönül için kimsenin kesesinden harcama hakkımız yoktur. Nicelerini bilirim ki, böyle ufak-tefek işlerini başkalarına yaptırmayı çok sever ve bunu bir kelepir (bedavaya iş yaptırma, kazanç) sayar. Hak-hukuk yönünü hiç düşünmez. Geçmişte, bir ayakkabı tamircisine gitmiştim. Kapıdan içeri girmek üzereyken tamirci, bir müşteri ile çene kavgası yapıyor. Müşteri, teşekkür ediyor; tamirci müşteriye, “bizim çocuklar evde teşekkür yemiyor” diyor. Biraz yüksek sesle selâm verdim ve “kavga ederseniz ayırmam” diye de takıldım. Neticede müşteri, kaç lira borcu olduğunu sordu ve ödedi gitti. Ayakkabı tamircisi, epeyden tanıdığım birisi olduğu için sordum: “Siz, bildiğim kadarı ile çiğ (aç gözlü, esnaflığa yabancı) birisi değilsiniz ama kavga niye ?..” ilginçtir, şöyle dedi: “Bu müşterinin huyu böyle, bir sürü parça iş getirir; para vermeyi sevmez. Bir teşekkür çeker, gider. Artık tahammülüm kalmamıştı. O da size çattı; özür dilerim.” dedi.

 

 

            Değerli Okuyucularım !

 

            Soma’da 301 canımız toprak oldu. Beşyüz küsür yetim bırakarak. Gazete haberlerinden öğrendiğimize göre, mâdenin son teftişi, iş sahiplerinden birinin akrabası tarafından yapılmış. Teftiş heyetinin başı, işletmecilerden birinin kayınçısı falan gibi bir yakını imiş. Yani hatır-gönül ilişkisi ile belki de usulen bir teftiş yapıldı ve sağlam raporu verildi. Hatta habere göre, en az bir hafta sürmesi gereken teftiş, iki günde bitirilmiş. Bir yerde bir kaçıklık var ki bu kötü sonuca varıldı. Uzun lafın kısası, hatır-gönül ilişkilerinden kaynaklanan çok zararlar çektik. Bir türlü akıllanamadık. Artık toplum olarak bu kötü alışkanlığımıza, el birliği ile “Dur !..” demenin zamanı çoktan gelmiştir.

 

            Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 689 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI