Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
3 Ağustos 2014 Pazar
O. İRFAN IŞIK
Türkçe

Asya ve Avrupa’nın, çok geniş bir alanında on bir ayrı lehçe ile konuşulan güzel ve zengin dilimiz, giderek saflığını yitirmektedir.

Şimdi konuştuğumuz dil, yabancı dillerden alıp içselleştirdiğimiz yabancı sözcüklerle doludur.

Özellikle dilimizin, islamiyeti kabulümüzden sonra, dünyanın en zengin ve edebiyata en uygun dillerinden ikisi olan Arapça ve Farsça’nın etki alanına girmesi ve Osmanlı sarayının Osmanlıca adıyla Türkçe-farsça-Arapça dillerinden aldığı sözcüklerle geliştirdiği, zor öğrenilir özel bir yazı ve konuşma dilinden sonra Türkçe, diğer dillerin saldırısına uğramıştır.

Üzülerek söylemek gerekirse, yabancı sözcüklerin pek çoğu da asıl anlamlarına ters anlamlarda kullanılmaktadır.

Çok yaygın kullanılan, sıradan insanlarla entelektüellerin dahi yanlış kullandıkları bir sözcüğü örnek vereceğim:

Keyif.

Bu sözcük, rahatlama, uyuşma, hareketsiz zevk ifade etmek için kullanılmalıdır cümleler içinde

Örneğin, Yorgunluğumu gidermek için yatağıma keyifle uzandım derseniz keyif sözcüğünü yerinde kullanmış olusunuz.

Ama: Ayakta, heyecan ve keyifle izlediğim takımımın gole gidişini size nasıl anlatsam? Derseniz,keyif sözcüğünü yanlış kullanmış olursunuz. Pek çok kişi de yaptığınız ifade yanlışını anlamamış olabilir.

Heyacan duyulan olaylar keyif sözcüğüyle ifade edilemez çünkü.

Heyecan ve keyif sözcükleri tam tersi iki ruh halini anlatırlar.

Eskiden uyuşturucuları anlatmak için, çoğul mükeyyefat sözcüğü kullanılırdı. Keyif vericiler anlamında.

Yani, esrar, eroin, kokain ve alkollü içkilerin adı mükeyyefat idi.

Şimdilerde herkes bir şeylerden keyif alıyor oldu. Jet syki üstünde denizdeyken. Yüzme yarışındayken. Av yaparken. Futbol oynarken keyif alıyorlar…

Bu sözcüğü tam tersi anlamda kullananlardan birinin de, Milyonlarca hayranı ve okuru olan Hıncal Uluç olduğunu söylemek zorundayım.

Futbol bilgini olduğu söylenen yazar, maçları stratlarda değil de arkadaşlarıyla evinde seyrettiğini yazdıktan sonra:

Koltuklarına kurulup bacaklarını uzatarak maçı, büyük bir keyifle izlediklerini anlatıyor.

Kendi takımı gol attıkça, heyecandan hop oturup-hop kalkarak değil de, uyuşup yayılarak seyrettim demeğe getiriyor.

Demem o ki: dilimize giren ve artık çıkarılması büyük bir eksiklik olacak sözcükler kullanılırken yanlış anlamlar ifade ediyorlar.

Uzun tanıtım ve örneğe gerek görmeden Hasan Pulur’un Milliyet gazetesindeki Olaylar ve İnsanlar isimli köşesinde, 09 . 02 . 2003 tarihinde, Öz Türkçe değil bir başka Türkçe başlıklı yazısını aynen aktarıyorum.

Türkçemizi ne hale getirdiler? Sık-sık bunu soranlar var; Bir dil bu kadar yabancı dillerin etkisi altında kalıp, saçma sapan bir dil haline nasıl gelir?

Türkçenin ne hale geldiğini, geçenlerde ‘internet’te dolaşan bir okurumuz okumuş, bize yolladı.

Yazıyı okuyun, görün Türkçenin hallerini…

Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum.

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlanmıştı.

Bu günden sonra divanda, dergahta, bargahta, mecliste, meydanda

Türkçeden başka dil konuşulmaya diye, hatırlayanınız var mı?

Dolanın yurdun dört bir yanını.

Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı?

Nutkum tutuldu. Şaştım, merak ettim.

Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere.

Gördüklerine, duyduklarına üzüleniz var mı?

***                                  ***                                ***

Tanıtımın demo, sunucunun spiker, gösteri adamının showman, radyo sunucusunun disk jokey.

Hanım ağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

Dükkanın store, bakkalın market, torbanın poşet;

Mağazanın süper, hiper, gross market.

Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?

İlan tahtasının billboard, sayı tablasının skorboard.

Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon,

Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı;

Beldelerin girişinde welcome, çıkışında goodbye okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın bodyguard;

Sanat ve meslek pirlerinin duayen,

İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?

Sekinin, alanın, küçüğün  mikro; Sonun final;

Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniz var mı?

İş hanımızı plaza, bedestenimizi galeria,;

Sergi yerlerimizi center room;

Büyük şehirlerimizi mega kent diye  gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast food;

Yemek çeşitlerimizin mönü;

Hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı?

İki katlı evinizi dubleks, üç katlı evini tripleks;

Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre;

Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik;

Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın  mafya;

Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?

 ***                     ***                   ***

Virvirik dağının tepesindeki köyde; Cafe show levhasının altında;

Acının da acısı kahve içeniniz var mı?

Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken;

Dilimizin çalındığını, talan edildiğini;

Özün el diline özendiğine içi yananınız var mı?

Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk.

      Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.

Türkçemiz elden gitti. Dizini döveniniz var mı?

Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum.

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlamıştı.

Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?

***           ***      ***

Çocukluğumuzda ‘vatandaş Türkçe konuş’ kampanyası vardı. Sureti haktan görünse de hedef azınlıklardı.

Mahallemizde bir abimiz, bir gün ada vapuruna binip, Türkçe konuşmayanları nasıl yola getirdiğini anlatmıştı.

Galiba asıl şimdi, böyle bir kampanya açmak gerekiyor, tabii zorlamadan.

 ***                      ***                   ***

Yabancı sözcükler dilimize saldırıp özenenler tarafından yerli – yersiz kullanılmağa başlanınca, büyük şehirlerin küçük-büyük tüm esnaf ve tüccarları, ticaret hanelerinin ismini değiştirdiler. Kimi Amerikan pazarı, kimi Baazar, Kimi Paris shoop. Kahvehaneler Cafe, Kumarhaneler Kazino oldu

Türkçe isimli iş yeri kalmadı adeta.

Daha sonra yabancı isim taşıyan ticarethaneler köylere kadar uzandı büyük bir hızla.

Bu süreç,  büyük şehirlerde hala devam ederken, İktidarlar giderek din merkezli siyaset yapmağa başladı.

Haydaaaa!

Bu kez küçük yerleşimlerden büyüklere doğru başka bir akım başladı.

Ticarethanelerin tabelaları batı özentili isimlerden, İslam’ı çağrıştıran isimlere dönüştü.

Mekke pazarı, Medine kitaplığı gibi.

Koca-koca holdingler, bankalar adlarını değiştirerek İslami isimler aldılar.

İhlas Holdıng.

Banka Albaraka Türk gibi

Bu bankalar, helal kazanç dağıtacaklarrını iddia ederek kandırdıkları gerçek dindarların katkılarıyla, dev bankalar haline geldiler

Yaptıkları iş düpedüz bankacılıktı. Yani para satarak faiz alıyorlardı.

Sonra pek çok yeşil kooperatifleşme ve şirketleşme faaliyetleri başladı. .

Birçok sahtekâr, din ve İslam adını istismar ederek, özellikle yurt dışında çalışan vatandaşlarımızdan, çeşitli vaatlerle topladıkları paraları yurda sokmuş, göstermelik şirketler ve kooperatifler kurmuşlardı.

Yurdumuzun siyasi, iktisadi, toplumsal yaşayışıyla yakından ilgili olan vatandaşlarımız, bu kooperatiflerin ve şirketlerin kısa bir süre içinde battığını bilirler.

Şirketler ve kooperatiflerde battığı söylenen milyarlarca lira tutarındaki paraların, sahtekâr dincilerin cebine girdiğini herkes bildiği halde, bunlar hakkında gerçek bir yargılama ve cezalandırma yapılamamış, belki de kasten yapılmamıştır

Yapıldığı bilinen yargılamalar kısa hapis cezalarıyla sonuçlanmış, sahtekârın çaldığı paralar tahsil edilememiştir.

Bu tarz faaliyetler halen sürmektedir.

Ben inanıyorum ki bu yolsuzlukların hesabı bir gün kesinlikle sorulacak, koruyan ve korunanlar hak ettikleri cezalara çarptırılacaklardır.

Ya dilimize kastedenler?

Onlara da tabelalarını, öz Türkçe isimlerle değiştirme cezası verilebilir belki.

Kaynak: Canik Dergisi 19. Sayı 



Bu Haber 4646 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Hocam teşekkürler Tarih : 12 Mart 2016 / Pazar Üye Adı :Cem kavaklıoğlu
Hocam yazdıklarınızı okumak sizin yaşanmışlıklarınız ve hayata karşı dik duruşunuzdan tecrübeler edinmek çok değerli ve en önemlisi türkçemizin katledildiği şu günlerde sizin bu yaraya parmak basmanız bir nebze olsun içimize su serpiyor. Yazılarınızın devamını diliyor dört gözle yazacağınız yeni yazılarınızı bekliyorum. Saygılarımla cem kavaklıoğlu
Başlık : Türkçesi varken Tarih : 15 Mayıs 2015 / Pazar Üye Adı :Muzaffer Özbişirici
teşekkürlerHocam size yine teşekkür ediyorum. Türkçesi varken niçin yabancı kelimeler anlaşılmaz. İşte bir örnek selfi kelimesinin karşılığı özçekim teşekkürler
Başlık : Türkçe başlıklı yazınıza Tarih : 19 Ocak 2015 / Pazar Üye Adı :Muzaffer Özbişirici
Çok güzel ifade ettiniz değerli öğretmenim güzel türkçemize sahip çıkmalı, yüceltmeliyiz. Yabancı dillerin sözcüklerini dilimizden arındırmalıyız. Teşekkürler saygılarımla