Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
6 Eylül 2014 Pazar
İSMAİL SARI
Kör ve Sağır Olanlar

Yazı başlığını görünce hemen “özürlülerden” bahsedeceğimi sandınız. Biliyorsunuz ki özürlüleri, belirgin özürleri ile adlandırmak yerine “Görme özürlü” veya “işitme özürlü”  gibi, daha yumuşak ve medeni sözcüklerle adlandırmak çok daha yerinde olacaktır. O nedenle yazımın başlığı, maddi özürlülerle ilgili değildir.

 

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)in, günümüz Müslümanlarını uyarıcı nitelikte çok güzel bir sözü (Hadisi) vardır. Şöyle ki: “Sevgide ve nefrette taassup (aşırılık) insanı kör ve sağır yapar.”

Günümüz Müslümanları, dini bilgi zayıflığı nedeniyle öyle çok parazit yapıyorlar ki, birçok insanın dine karşı tavır almasına veya dinden soğumasına vasıta oluyorlar. Gene Peygamberimiz (a.s), amcasının oğlu ve damadı olan Hz. Ali (r.a) Efendimize şöyle öğüt veriyor: “Ya Ali, dünyada yapabileceğin iyiliklerin en üstünü, bir insanın Müslüman olmasına vasıta olmandır.”

Bu öğütün ışığında düşünecek olursak, bir Müslüman’ın yapabileceği en büyük kötülük de “Bir insanın İslâm’dan uzaklaşmasına vasıta olmaktır” sanırım. 

Bugünün bazı hazırcı Müslümanları, çabuk elden ve kestirme yoldan Cennet kazanmak ümidi ile mevcut tarikatlardan veya dini gruplardan birine intisap ediyor (bağlanıyor). Bulunduğu yerden geriye dönüp baktığında  “Kendisini cennetin köşklerinde, kendisi dışındaki Müslümanları (ben Müslüman diyorum ama o öyle görmüyor, küfür bataklığında görüyor) cehennemin ortasında yanarken hayal ediyor ve ona göre tavır alıyor. Önce, bir-iki defa kendi tarikatına veya grubuna davet ediyor; kabul etmezse selamı ve insani ilişkileri kesiyor. Bu cahilane tavır, sosyal toplumda ne kadar çok bölünmelere ve çatışmalara neden oluyor.

Kafasını kuma sokarak, dışarıda kalan kocaman gövdesini sakladığını zanneden DEVEKUŞU gibi; başını bir tarikatın veya grubun çemberi içine sokan bazı insanlarımız, topluma ve dünyaya o dahil olduğu çemberin penceresinden bakmağa başlıyor. Oradaki değer yargılarını, etrafındaki insanlara uygulamağa başlıyor. Elbet ki uyumsuzluklar görüyor. Her insanın davranışları, bir tarikatın veya cemaatin direktiflerine veya kurallarına uyması mümkün mü? Elbet ki değil. Bu sefer o kişi, etrafındakileri cemaatine veya tarikatına davet ediyor. Gelmeyenlerle irtibatı kesiliyor. Selam- sabah yok oluyor. Aile bağlantıları kopuyor. Derken toplum içinde bir sürü gruplaşmalar baş gösteriyor. Toplum bölük-pörçük oluyor. Bütün tarikat veya grupları kastetmiyorum. İstisnalar vardır.

Tarikatlar, İslam Tasavvufunun ayaklarıdır. Tasavvuf, ilahi dinlerin ruhudur. Maneviyatın tedris sahasıdır. Tarikatlar, insan ruhunun terbiye ve ıslah atölyeleridir. Eğer usûlüne uygun olarak işletilirse toplunlar için faydalı olur. İslam Tasavvufunun Kurallarına uygun olarak işletilmeyen tarikat atölyeleri, topluma zararlı insanlar üretir. Tarikatların, tasavvuf kurallarına uygun olarak çalıştığı eski dönemlerde toplumlar, zabıtaya ihtiyaç duymamıştır. Tarikata girecek kişi önce bir hazırlık devresinden geçer, denemeye alınır; Tasavvufa yatkın olup-olmadığı sınandıktan sonra tarikat sofrasına davet edilirdi. Şimdiki tarikat mensupları, her tuttuklarını kendi tarikatına alıp götürüyor ve hemen ders verdiriliyor. Câhil haliyle tarikat sofrasına oturan mürîdân (tarikat derslisi kişi) önce şeyhini uçurmağa kalkışıyor, bir süre sonra da kendisi uçmağa başlıyor. Kimseyi beğenmez oluyor. Kendisinden başka Müslüman tanımıyor. En üstün âlim (hoca, bilgin, din üstadı) kendi şeyhi, en saf (temiz, sade) Müslümanlar da kendi tarikatının veya grubunun insanları oluyor. Böylece tarikatlar arasında beğenmezlik, birbirini tekzip (yalanlama) ve çatışmalar başlıyor. Nefis terbiyesi yoluyla toplum için yararlı bireyler oluşacakken, kendini beğenmiş KİBİR ABİDELERİ ortaya çıkıyor. Ve kavga başlıyor...

Değerli okuyucularım!

İleride gene bu konularda yazacağım. Şimdilik bu kadar yeter. Yorumu sizlere bırakıyorum.

Sevgi, saygı ve selamlarımla…

 

 

 



Bu Haber 616 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI