Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
5 Aralık 2014 Pazar
İSMAİL SARI
Cami ve Cemevi

 

Bir bardak suda tûfân koparma adetlerimizden olarak; Ak Parti hükümetlerinin “Alevi Açılımı” “Kürt Açılımı” gibi isimler altında, geçmişte hep yok sayılarak halı altına süpürülen konuları gündemine alıp çözüm üretmek amaçlı çalışmalarına  karşı, muhalefetin kopardığı kıyametler, üretime yatkın olmayan araziler gibi sürekli çorak üretiyor. Yok, vatan satılmış; yok, devlet bölünmüş; yok, devlet hırsızlara teslim edilmiş gibi aslı-astarı olmayan bir sürü yaftalarla yıpratma politikaları vatandaşın muhalefete güvenini tamamen sarsmıştır. Halbuki demokrasilerde, güven veren muhalefete her zaman ihtiyaç vardır.

 

   Konu başlığımdaki kelimelerin sözlük anlamları ile yazıma başlamak istiyorum.  Türk Dil Kurumunun hazırlamış olduğu Türkçe Sözlük kitabından faydalanarak Cami ve Cemevi kelimelerinin sözlük anlamları şöyledir: Cami, Müslümanların namaz kılmak için  toplandıkları yerdir. Cemevi, Alevilerin toplantı yeridir. Her iki kelimenin “toplantı” amaçlı bir mekanı belirtiyor olması, ortak noktadır. Cami kelimesi Arapça, Cemevi Türkçe olması yönüyle her ikisi de toplanma yerini anlatmaktadır. Ne amaçlı toplanıldığını çözdüğümüz zaman bir uzlaşı sağlamak için bir engel kalmaz. Sünni Müslümanlar camileri ibadet dışında pek kullanmazlar. Belki bazen dini konferanslar veya dini toplantılar (bazı müftülükler, din görevlileri ile yaptıkları olağan toplantıları) için kullandıkları olur. Alevi Müslümanlar, cemevlerini namaz kılmak için kullandıkları gibi, daha çok kültürel amaçlı kullanmaktadırlar. Kullanılamaz mı; elbet ki kullanılır. Bu konudaki kararı yetkili kişi kurul veya kurumlar verir. Benim gibi dışarıdan birisi veremez.

 

   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, “Alevilerin Cemevlerinin ibadethane sayılması” kararı almış. Ne güzel, hem de ne hoş. Sen ülke olarak, en mahrem konularda kendi göbeğini kesme becerisini gösterememişsen, yok saya saya, duymazdan-görmezden gele gele, halı altına süpüre süpüre bugünlere gelmişsen, çoğunluğunu Hıristiyanların oluşturduğu mahkeme senin ibadethanene kadar burnunu sokar; kusura bakma. Merhum Mehmet Akif Ersoy bağırıyor İstiklâl Marşında: “Deymesin mabedimin gövsüne nâ-mahrem eli” Duymamışız, kulak vermemişiz. Veya duymak istememişiz, işin derinliğini. Kudüs’te Mescid-i Aksâ’yı Yahudi askerlerinin postalı çiğnerken, bir de Hıristiyan yargıçlar, benim mabedimin sınırını çizmeğe kalkışıyor.

 

   Anadolu’nun her tarafında var olan Alevi vatandaşlarımız, kardeşlerimiz yıllarca toplanıyorlar cemevlerinde. Bir şeyler yapıyorlar. İbadet yapıyorlar, okuyorlar, çalıyorlar, söylüyorlar, semah çeviriyorlar. Kendilerince bir şeyler yapıyorlar. Bunu, görmezden gelmekle, yok saymakla, kâle almamakla nereye varılır? İşte buralara varılır. Hıristiyan yargıçlar kararı verir (Mabedinin gövsüne gayr-i müslimin eli değer), sen de dışarıdan beri halen bağırırsın, “Alevi Açılımı neymiş?” diye.

 

   Devletin görevi, milletinin dertleri ile ilgilenmek ve var olan sorunları ele alarak Devletin masasına yatırıp çözüm üretmektir, vatandaşını rahatlatmaktır. Bir grup vatandaşı (mezhep grubu olur, dergâh grubu olur, kültür grubu olur) camide ibadetini yapıyorsa, bir başka grubu da caminin Türkçesi olan cemevinde toplanıyorsa, bunlar burada ne yapıyor, doğru mu yapıyor, yanlış mı yapıyor; önderi var mı, yeterli mi? Önder (cami görevlisine imam yani önder denildiği için bu kelimeyi kullanıyorum) yetiştirmelerine yardım gerekiyor mu, nasıl yetiştirilir? Bütün bunlar çözümlenmesi gereken sorunlardır. Grupların önde gelen yetkilileri ile bir araya gelinerek ortak sorunlara çözüm üretilir. Cemevleri, verdikleri hizmete göre incelenir, ibadet amaçlı kullanılanlara İBADETHANE, kültür amaçlı kullanılanlara da kültür merkezi veya uygun olan isim  ne ise o ad ile adlandırılır. “Kol kırılır, yen içinde kalır” Nâ-mahrem eli değmemiş olur. Ak Parti hükümetleri, “Alevi Açılımı” adı altında konuya el atmıştır. Bu çalışma, yıllarca ihmal edilen bir konunun masaya yatırılarak bir çözüm yolu, uzlaşı arayışının başlatılmasıdır. Güzel sonuçlar alınacağını umuyorum.

   Saygı, sevgi ve selamlarımla…

                                                                                  


Bu Haber 749 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI