Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
22 Aralık 2014 Pazar
ZATİ ÜRER
9. Millî Eğitim Şurası Tartışmaları

Antalya Millî Eğitim Şurasında gündeme gelen iki konu medyayı epeyce meşgu etti. Biri Osmanlıca, diğeri de karma eğitim. 37 yıldır edebiyat dersleri veriyoum. Yani Omanlıca konusunun doğrudan muhatabıyım. Yaşadıklarımdan çıkardığım sonuç şu:

Osmanlı Kültür ve uygarlığı o devrin diliyle kendini ifade eder. Örneğin Azeri kökenli  büyük şair Fuzuli'nin ünlü su kasidesindeki şu beyite bir bakalım:

Dest-bûsı  ârzûsıyla  ger  ölsem  dostlar 

 Kûze eylen toprağum sunun anunla yâre su

(Dostlarım! Şayet onun (yarin) elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla yare su sunun.)

Bu dili zenginleştiren sanatlı anlatımı yok sayamayız. Günümüz tutulan şarkılarında bu anlatımın etkisini görüyoruz ve halk bunlara daha fazla değer veriyor. Örneğin Ferhat Göçer'in söylediği, Bülent Özdemir bestesi Cennet şarkısı bu kültürün yansımasıdır: "Cennete değişmem saçının telini" diyor şarkının bir dizesi, aynı kültür yani.

Osmanlıca olarak oluşan Arapça-Farsça-Türkçe karışımı dille aktarılan kültürü edebiyat derslerinde verirken biz, öğrencilerimizi etkilemeye çalıştık. Sadece şiirlerin içerik ve şekil incelemelerini, sözcüklerin anlamlarını verme yolunu seçseydik tepki alırdık, öğrencilerimiz başarısız olurdu. O etkili anlatımın özünü bugüne aktarmaya çalıştık, çocuklarımıza birbirleriyle konuşurken duygu ve düşüncelerini daha iyi anlatma yolunun eski edebiyatımızın zenginliğinden yararlanmayı gerektirdiği bilincini aşıladık.

Ancak fiilî durum şudur: Sözünü ettiğim uygulamayı çoğu meslektaşım yapmadı veya yapamadı, çünkü kolay değildir. O yüzden yıllardır gençler eski edebiyata tepkilidir, bunlara ne gerek vardır derler. Şimdi daha beter tepki göstereceklerdir, çünkü ingilizcenin ağır baskısı var üzerlerinde. 

Ben Osmanlıca dil ürünlerindeki zenginliğin gençliğe sahne etkinlikleriyle verilmesini savunurum. Ancak zaten günde 8 saat ders gören öğrencilerin tekrar böyle bir ders almaları tepki çekmekten başka işe yaramaz. Tiyatro sanatından yararlanarak çocuklarımızı bu dille ilgilendirme yanlısıyım ama bunun için köklü bir öğretmen eğitimine gerek var. Çok zor iş, yapılırsa gönüllü hizmete hazırım.

Bostancıoğlu hepten eski edebiyatı kaldırmayı özendirmişti, bu da doğru değildi. Bu konuyu etkinlik kapsamında öğretmen ve öğrencilere sevdirmek, benimsetmek lazım.

Karma eğitim, cinsiyet ayrımlı eğitim uygulamaları gibi konuların bu devirde konuşulmasını doğru bulmuyorum. Zaten sistem içinde kız ve erkek liseleri var, karma liseler de var. Eğitimin müfredatı kullanılabilir kılmak gibi bir büyük sorunu varken, bunu gündeme getirmek hiç de doğru olmamıştır. Ülkemiz eğitim sisteminin en önemli sorunu bilgisayara, telefona, televizyona aynı anda bakan 21.yüzyıl gençliğine 10 dakikalık teneffüs aralıklarıyla günde 8 saat ders vermektir. İstiap haddini hiç düşünmüyoruz. Kullanılmayan bilginin unutulduğunu bile bile yapıyoruz bu müfredatları, artık yeter diyorum ben: Bilgiyi kullandıran müfredatı nasıl yapacağımızı tartışalım lütfen(!)

 

 



Bu Haber 840 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI