Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
12 Aralık 2014 Pazar
İSMAİL SARI
Arıların Koruduğu Şehit

İslâm Dini; madde ile mânâyı, ruh ile bedeni, dünya ile ahireti birlikte düşünen ve ortak dengeleyerek yürüten bir anlayışa sahiptir. Sadece madde için, dünya için ve bedenin zevkleri için bir ömrü fedâ etmek ne kadar yanlış ise; bütün varını-yoğunu maneviyat için, ruhun temizlenmesi için ve ahiret hayatına hazırlık için harcamak da İslâm’ın anlayışına terstir. Zira Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v), “Hiç ölmeyecekmişsiniz gibi dünya için, hemen yarın ölecekmişsiniz gibi de ahiret için çalışınız” buyurmuştur. İşte bu anlayış; Müslüman’ı yenilmez bir güç, ölümsüz bir beden haline getirir ki buna “ŞEHİT” denir. Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresinde “Sizler, Allah yolunda öldürülenlere ÖLÜLER demeyiniz; Onlar diridirler ama sizler anlayamazsınız” buyurulur.

 

İşte İslâm Tarihinden Bir Örnek:

Medine’de Evs kabilesinden olup ilk Müslüman olan Ensâr’dan Âsım İbn Sâbit (Sabit’in oğlu Âsım), ok atmakta çok maharetli bir yiğitti. Bedir ve Uhud savaşlarında Mekkeli müşriklerin savaşçı ve korkulan ulularından bir kaçını devirmişti. Bu mahareti nedeniyle kendisine “Resûlûllah (Allah’ın elçisi) ın okçusu” denilmişti. Mekke müşrikleri, Asım’a karşı aşırı bir kin tutmuşlar ve onu öldürmek üzere yüz kişilik bir ekip görevlendirmişlerdi. Asım’ın başını getireceklerdi de Sûlâfe adındaki müşrik kadın, onun kafatasından şarap içecekti. Çünkü Asım, Uhud savaşında Sûlâfe’nin kocası ile birlikte üç oğlunu öldürmüştü. Resûlûllah (s.a.v) Asım’ın başkanlığında altı kişilik bir müfreze (ön bilgi ekibi, keşif ekibi) grubunu, müşriklerin askeri faaliyetleri hakkında bilgi toplamak üzere Mekke civarlarına göreve göndermişti. Mekke müşrikleri bunu haber aldırlar. Yüz kişilik görevli grubu bunların üzerine gönderdiler. Bu ekip, Asım ve arkadaşlarını Reci’ denilen mevkide bir subaşında gördüler. Teslim olmaları için çağrıda bulundularsa da Asım, arkadaşları ile bir kum tepesinin üzerine çıktı. Altı kişi sırt sırta vererek bir daire şeklinde oturdular ve oklarını yüz kişilik, kendilerini çepeçevre saran müşrik grubuna karşı çevirdiler. Müşrik grup daireyi sürekli daraltıyorlardı. Asım’ın ekibinin attığı her ok, müşrik gruptan birini götürüyordu. Ancak sayıları fazla olduğu için sürekli yaklaşıyorlardı. Teslim olurlarsa kendilerine hiç zarar vermeyeceklerini söylüyorlardı. Asım’ın tüm uyarılarına karşın üç arkadaşı, teslim olmayı kabul ettiler. Grup parçalanınca Asım’ın iki arkadaşı şehit oldu. Tek kalınca o da şehit oldu. Müşrik grup Asım’ı tanımadıkları için teslim olan üç arkadaşını alarak ve şehitleri de orada bırakarak döndüler. Onları görevlendirenlerin yanlarına varınca Asım’ın şehit edildiğini öğrendiler. Başını alıp sûlafe’ye getirmek üzere şehitlerin yanına geldiler. Bir de ne görsünler; şehitleri arılar sarmış ki, yanlarına varmak mümkün değil. Biraz yaklaşıyorlar, arı sürüleri dalga dalga kendilerine hücum ediyordu. Biraz uzakta oturarak geceyi beklemeyi ve gece arılar çekilince Asım’ın başını alıp dönmeyi hesapladılar. Gece karanlığı yavaş yavaş bastıkça gökyüzü de kara bulutlarla kaplandı. Bir gök gürültüsü, bir şimşek çakması, bir yağmur ki, oralarda böylesi hiç görülmemişti. Asım’ın başını almak için bekleyen grup, canını zor kurtardı, bırakıp kaçtılar.

 

Sabahın ışıkları ile birlikte yağmur da kesilmişti. Hemen şehitlerin yanına koştular. Ancak, yağmur suları şehitleri alıp götürmüş, kaybetmişti. Etrafı çok aradılar ama bulamadılar. Çünkü Asım, daha sağlığında Rabbına el açarak; “Allah’ım! Ben, senin dinini koruyor, onun için mücadele ediyorum. Sen de benim bedenimi koru! Allah düşmanlarının hiç birinin eline düşürme. Onlara böyle bir zafer tattırma!” diye dua etmişti. Müşriklere teslim olan arkadaşları ihanete uğramış çok değişik işkencelerle şehit edilmişlerdi. Asım yiğitçe, “Ben müşriklerin sözüne güvenmem ve teslim olmam; Ya Rab! Durumumuzu Resûlûne bildir” diye dua etmişti. Duasını Cenab-ı Hak (c.c) kabul etti. Âsım, “Arıların Koruduğu Şehit” olarak tarihe geçti. Dilden dile, gönülden gönüle asırlarca anlatılarak günümüze kadar geldi.

 

Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 1076 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI