Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
6 Ocak 2015 Pazar
ZATİ ÜRER
Osmanlı Dönemi Türkçesi ve Eğitim

19 Mayıs Lisesi Müdür Yardımcılığım günlerinde bir meslektaşım öfkeyle odama girdi. Öfkesini dindirmeye çalıştım bir süre. Sonra derdini sordum. Dersin akışını bozan bir öğrencimizi cezalandırmam konusunda ısrar ediyordu. Dediğine göre öğrenci Ali Şir Nevaî’nin divanı Garaib üs Sıgar yerine dersi kaynatmak için  Karayıp büz sıkar demiş ve sınıf gülmeye başlamış, bir daha da ders işleyememiş. Konuştuk bir süre çay içtik, arkadaş yatıştı çıktı. Bunun gibi Divan Edebiyatı  metinleri işlenirken çok çatışmalar çıktı sınıflarda. Çünkü bilgi kullandırma ortamları kurmak yerine dersliklerde aktarılan bilgileri zorla almaya mahkûm ediyoruz öğrencilerimizi. Bu çatışmaların üstesinden tiyatro sanatından yararlanarak çıktım hep. Gördüm ki bilgiyi kullandırarak zevkli hale getirmek gerekiyor. Ancak sistem içinde bunu yapmak öğretmenleri çok yoruyor, sınıf düzeni etkinlik içinde ders vermeye çok uygun olmadığından da öğretmenin gönül gücü bilgi kullandırma etkinliği düzenlemeye yetmiyor çoğu zaman. Osmanlıca Türkçesini biz yeni alfabeyle okuttuk, sorunlar yaşadık, bir de eski alfabeyle okutulması daha da zor olacaktır. Öğrenme, diğer branşlarda olduğu gibi gerçekleşemeyecektir. Osmanlı yönetiminde milletimiz iki dilliydi. Yüksek zümre dili, halk dili. Her iki dili kullanan şairler de başarılıydı. İkisinin oluşturduğu kültür birikiminin okutulmasına karşı olunamaz ama öğrenmeyi gerçekleştirmek için bilgi kullandırma ortamları yaratmak gerekiyor. Bizim Eğitimle Demokrasi Platformumuz(EDEP) bu eğitim davasının peşinde. Sınıfların kaldırılması, yerlerine kazandırılacak müfredatların gerektirdiği iş ortamlarının kurulması gerekiyor. Bilinçle ve zevkle öğrenme güdülenmesi yaratmak zorundayız.

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Taksim sergisini incelemeye gittim geçtiğimiz hafta. Harika bir çalışma gerçekleştirmişler, kutluyorum. Burada eski gazete ve dergilerden alıntı fotoğraflar herkesin ilgisini çekti. Bir örneğini buraya alıyorum. Metinler üç türlüydu. Biri Eski alfebeyle, diğeri latin alfebesi ve eski sözcüklerle, bir diğeri de günümüz diliyle yazılıydı. Bunu dikkatlice inceleyince Osmanlıca eğitimi konusu netleşiyor. Geçmişin kültürünün günümüze hiç etkisi olmaması gerektiğini düşünenlerin tavrı belli. Ancak biz bu resme ve yaşadıklarımıza bakarak tarihimizi, kültürümüzü iş ortamları içinde öğrenmemizin düşünme, geleceğimizi inşa etme gücümüzü artıracağına inanıyoruz. Çocuklarımıza ne Fransızca’yı ne İngilizce’yi doğru dürüst öğretemedik. Niye? Çünkü onları yabancı kültürün  iş ortamlarına, oyun ortamlarına sokamadık. O ortamları yaratabilirsek hem yabancı dilleri hem de tarih ve kültürümüzün Osmanlı Türkçesindeki birikimini unutulmaz kılacak şekilde öğretebiliriz. Tiyatro sanatı bunu kolaylaştıracaktır. Gelin böyle yapalım, eğitim verme şeklimizi değiştirelim. Öğrenmenin karşısında olmanın bir anlamı yok, öğrenmeni etkili olmasını sağlamak gerekir. İşin içinden gelen 37 yıllık bir eğitimci olarak sunacağım somut sonuç bu. Eğitime değil, eğitimin şekline karşı çıkalım ve bütün gücümüzle onu bilgiyi kullandırma sistemine kavuşturalım. 

 

 

 



Bu Haber 748 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI