Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
9 Ocak 2015 Pazar
İSMAİL SARI
Katledilen Şehirler

Yılbaşı tatilini bahane ederek Rize-Çayeli’ne kadar uzandım bu sefer. İki gün Çayeli’nde kaldıktan sonra bir gün de Görele’de dolaştım. Oralarda çocuklarım görevli; ziyaretlerine gittim. Sibirya soğukları gelmek üzere olduğunu duyunca apar topar kaçtım. Yani kar çok yağarsa oralarda uzun süre kalmaktan korktum. Giresun’a doğru gelirken yağmur başlamıştı, Ordu’ya geldim kar yağıyor. Batıya doğru ilerledikçe kar yağışı hem şiddetleniyor hem de tipiye dönüşüyordu. Türkiye’nin en uzun tüneli olan Nefise AKÇELİK Tüneli’ne yukarı tırmandıkça tipi kuduruyor; göz gözü görmüyor. Önümde giden araçları sıkıca takip ediyorum ki onların izinden rahatça gidebileyim. Ancak, içerimde Sibirya yelleri esiyor; “ önümdeki araçlar aniden duruverirse, ya kayarsa, ya da patinaja tutulursa ne yaparım ?” gibi bir sürü vehimler (korkulu endişeler) ile devam ederken nihayet tünele ulaşıyorum. Oh, dedim; dünya varmış. Hele şükür. Yalnız, vehimler bitmiyor ki; yolculuk devam ediyor ve  tünelin içinde ilerlerken, içimdeki Sibirya yelleri esmeye tekrar başladı; “acaba tünelin çıkışı nasıl, tipi devam ediyor mu ? Yolda kar var mı, güzergâh nasıl, acaba kayar mıyım ?” gibi bir sürü korkulu düşüncelerle tüneli bitirince bir de ne görelim; tünelin batı tarafı doğu tarafından bin beter. Kar tanecikleri sanki arabanın camını delerek gözümün içine girecek gibi vuruyor cama. Yol meyilli olduğu için gaza basmaya gerek kalmadan araba akıp gidiyor. Ayağım firenin üzerinde; yumurtaya basar gibi yavaş yavaş, yola göre dengeliyorum hızımı. Bir televizyon programında şöyle demişti usta şoförlerden birisi: “Karlı, donlu, kaygan ve benzeri tehlikeli yollarda araba kullananlar firene, yumurtaya basar gibi basmalıdırlar.”

Çileli bir yolculuktan sonra nihayet Bolaman sahil yoluna ulaştık. Kar ve tipi devam ediyor ama çok fazla risk yok.  

 

Benim asıl gündeme getirmek istediğim konu, Doğu Karadeniz Devlet sahil yolunun katlettiği güzelim şehirlerimizden bahsetmektir. Sahil şeridinde yollar tamamen deniz dolgusu ile denize itilerek şehirlerle denizin arası kesilmiş ve deniz manzaralı güzelim şehirler NEFES ALAMAZ hale getirilmiştir. Çok yazık olmuş, çok büyük bir imar katliamı yapılmıştır. Bu güzellikler bir daha geriye getirilebilir mi? Doğal güzellikler para ile satın alınabilir mi? Bizim güzel Ünye’mizi bu katliamdan kurtaranlardan Allah razı olsun. Sayın İdris Naim ŞAHİN Bey başta olmak üzere vekilimiz sayın Mustafa Hamarat ve bu konuda katkısı olan bütün siyaset adamlarımızı bir defa daha minnet ve şükranlarımla anıyorum. Becerikli siyasetçi, işe yarayan politikacının ne kadar çok önemli olduğunu bir defa daha fark etmiş oldum.  Atalarımızın bu konu ile ilgili güzel sözlerinden örnekler: “Yiğidi öldürsen de hakkını gasp etme “ “Yiğit ölür, şan kalır: at ölür, meydan kalır” . “Baki kalan bu kubbede, bir hoş seda imiş “ . “Yiğit ölür, kalır eseri; eşek ölür kalır semeri”. Demişlerdir. Kolaycılığa ve ucuzculuğa kaçarken kaybettiklerimizin ve ziyana uğrattıklarımızın farkında olamıyoruz veya dikkate alamıyoruz. her sahanın teknik adamları, kendi branşlarında en güzele varmak için ısrarcı olmalıdır. “Bana emrettiler, ben’de yaptım” mantığı, belki para kazandırır ama meslekleri kurtarmaya yetmez. Para kazanma hırsı, bizlere bazen öyle işler yaptırır ki ömrümüz boyu yüz karamız olur. O nedenle doğru olanı ve güzel olanı yapmak uğruna mücadele verilmelidir. Bu şehirleri denizden kopararak katleden teknik kadro, öğle sanıyorum ki ömürleri boyunca vicdan azabı çekecekleri gibi hiçbir zaman’da hayır ile alınmayacaklardır.

Değerli okuyucularım!

Öncelikle değerlerimizi tanımak ve ondan sonra’da bilinçli olarak korumak gerekir.

Farkında olunmayan değer, korunamaz tanımadan da farkında olunamaz ne demiş atalarımız: “balık, suyun içinde yaşar ama suyun farkında değildir suyun dışına atıldığı zaman, hayatiyetinin suya bağlı olduğunu fark eder ama ömrü bitmiştir”. Nimet elimizden gittikten sonra farkında olmak işe yaramaz. Önemli olan, Allah’ın bize sunduğu bunca nimetin kıymetini elimizde iken bilmektir.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…   

 

                                                                                                 


Bu Haber 669 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI