Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
27 Şubat 2015 Pazar
İSMAİL SARI
Cemreler’den İmana Yol Vardır

Cemre, Arapça bir kelime olarak “Kor ateş” anlamındadır. Türkçe’mizde cemre, “sıcaklık yükselmesi” demektir. Anadolu insanının doğa kültüründe, tecrübelere dayalı olarak sabitleşmiş, belirli günlere dayalı doğa bilgileri vardır ki, takvim yapraklarımızı süsleyen bu bilgiler, büyük çoğunlukla doğru bilgiler olarak halkımızın zihinlerinde yer etmiştir. Zemheri soğukları, Güçük yedisi, Mart dokuzu, Abrul beşi, Mayıs yedisi gibi kültürel doğa bilgilerimizden birisi de “CEMRE” kültürüdür. Bu “Doğa Kültürümüz”, asırlarca dilden dile nakledilerek ve daha sonra da takvim sayfalarına geçerek bugünlere kadar gelmiştir.

 

Alaturka takvim bilgilerine göre, güçük yedisinde (Rûmi takvim hesaplaması uyarınca, şu anda kullandığımız Milâdi takvimin 14.cü günü, Rûmi takvimin birinci günü oluyor.) birinci cemre havaya düşüyor. Yani hava, ısınmağa başlıyor. Bir hafta sonra suya düşüyor. Yani sular ısınmağa başlıyor. Ondan bir hafta sonra da cemre toprağa düşüyor. Yani toprak ısınmağa başlıyor. Toprağın ısınması demek, toprağa sığınarak kış uykusuna yatan hayvancıkların uyanması demektir. Bunun en açık görüntüleri, kertenkelelerin ortalıkta dolaşmağa başladığını görmek olacaktır. Toprağın ısınması demek, bitkilerin canlanması demektir. Meyvelerin çiçek ve yaprak açması demektir. Canlı türlerinin büyük çoğunluğunun çiftleşme ve üreme mevsiminin başlangıcı demektir. Kısa bir ifade ile söylememiz gerekirse, DOĞA’nın tekrar canlanması olayının başlangıcıdır, CEMRE’lerin düşmesi.

 

İşte Bu Gerçeğe Dikkat Çekerek Allah:

Hac sûresinin beşinci âyetinde şöyle buyuruyor: “Ey İman edenler! Eğer yeniden dirilmekten (yani öldükten sonra ahiret dirilişinden) şüphe ediyorsanız, şunu biliniz ki; biz sizi topraktan, sonra SPERM hücresinin yumurta hücresini aşılaması yoluyla anne rahminde üremeyi, bu üremenin de; önce organları belirsiz bir küçük canlı, sonra organları yavaş yavaş gelişerek olgunlaşan bir CENİN’den yarattık ki, size kudretimizi gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz. Sonra bir bebek olarak doğum olayını gerçekleştiririz. Daha sonra, güçlü çağınıza ulaşmanız için sizi büyütürüz. İçinizden kimisi (çocukluk, gençlik, olgunluk, yaşlarında) vefat eder. Bazılarınız da, ömrünün en verimsiz çağına (ihtiyarlık yaşlarına) kadar götürülür (yaşatılır). Tâ ki, bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin (bunama yaşına varsın). Bir de sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün. Fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o; kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (ve her çiftten) iç açıcı bitkiler (sebzeler, meyveler, tahıllar) verir.”

 

            Bu Ayette Allah:

1-     İnsan için öncelikle kendi yaratılışını, var oluşunu düşünerek yaratıcısını bulmağa yönlendiriyor. “Kendisini bilen, Rabbini bilir.” Atasözümüz, bu gerçeği açıklamaktadır.

2-     İnsan, etrafına bakarak düşünecek ve doğa olaylarını ibretle seyrederek bu olayların şekillerden şekillere girmelerinden dersler alarak bütün bunların yaratıcı önünde eğilmesini öğrenecektir.

3-     Öldükten sonra, ahiret hayatı için tekrar dirilme olayına inanma konusunda endişesi olanlar için, önce insanın  ilk atası olan Hz. Adem’in topraktan yaratılışından sonra, insan neslinin anne rahmi kanalı ile üremesindeki yaratılış incelikleri örnekleniyor; daha sonra da, kış mevsiminde ölmüş olan bitkilerin , tohumlarından tekrar yaratılışına dikkat çekilerek aklımızla Allah’ı bulmamıza yardımcı olunuyor.İnsanlara  verilmiş bulunan büyük nimetlerin başında gelen akıl, insanın önce yaratıcısını bulması için kullanılması zorunluluğu vardır. Çünkü insan hayatının tamamı, inançların üzerine bina edilir. İnsan, nasıl inanırsa öylece yaşamak için özen gösterir. Doğru olan inancı bulmayan insan için bir ömür, boşuna gider ki, yazık olur. Sadece dünya için yaşamak, insan için en büyük felâkettir.

İşte Anadolu insanının, her ne kadar bilimsel bilgilerden değilse de doğa kültürü olarak yaşatmak suretiyle günümüze kadar devam ettirdiği CEMRE kültürü, Allah’ın çok muntazam olarak yarattığı kâinat (evren) düzenindeki değişmez kuralların bir sonucu olarak, aynı mevsimlerde aynı özelliklerle tekrarlanması, insanımızın inançlarına tazeleme ve güç katar. Böylece, dünya işlerinde faydalanılan bu bilgiler, Allah’ın bir hikmeti olarak da düşünülerek manevi duyguların güçlenmesine destek olur.

 

      Saygı, sevgi ve selamlarımla…

 



Bu Haber 605 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI