Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
6 Mart 2015 Pazar
İSMAİL SARI
Kötü Alışkanlıklar ve Yeşilay Haftası

Kötü alışkanlıkların tarihi,  insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanın olduğu her yerde alışkanlıklar da vardır. O halde alışkanlık nedir; önce onu anlamalıyız. Türk Dil Kurumu’nun çıkardığı Türkçe Sözlük kitabında ALIŞKANLIK “iç ve dış etkilerde davranışların tekrarlanması, hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren, şartlanmış davranıştır.”

 

Bu tanıma göre:

İnsanların alışkanlıklarında bazı etkiler vardır.

1)              İnsanın kendi istek ve arzularına bağlı olan iç etkiler, bu etkilere bağlı olarak gelişen alışkanlıklar.

2)              İnsanın içinde bulunduğu sosyal toplum ve yaşadığı ortamlara bağlı olarak gelişen dış etkiler, bu etkilere dayalı olan alışkanlıklar.

Bu alışkanlıkların büyük çoğunluğu faydalı ve zorunlu alışkanlıklardır. Bunlar, benim şu andaki konumumun dışındadır. Bizim bu yazımızda üzerinde durmak istediğimiz davranışlar; insanlar için bireysel ve toplumsal olarak zararlı olan KÖTÜ ALIŞKANLIKLARDIR.

Ortak Sorun Olan Kötü Alışkanlıklar:

Hem bireysel hem de toplumsal olarak zararlı olduğu kabul edilen başlıca kötü alışkanlıklar şunlardır..

a)       Alkollü içki kullanma alışkanlığı, b) Kumar oynama alışkanlığı, c) Uyuşturucu kullanma alışkanlığı, d) Sigara içme alışkanlığı.

Bu alışkanlıklar, bütün dünya insanlığı için zararlı ve ortak olarak mücadele verilen davranışlardır. Hele son yıllarda, gelişmiş ülkeler dediğimiz batılı ülkelerde ki mücadeleler, bizim ülkemizdeki mücadelelerden çok daha teknik ve kapsamlıdır. Ancak, başarı oranı düşüktür. Çünkü, batı ülkelerinde aile yapıları ile dini kurumlar zayıflamıştır. Kötü alışkanlıklarda, köklü aile yapısı ile güçlü din kurumlarının olumlu etkileri inkar edilemez. B,z,m ülkemizde, köklü aile geleneği, aile terbiyesi ve aileye dayalı görgü kuralları birçok kötü alışkanlığın önünü kesmektedir. Üzülerek belirtiğim ki, Anadolu insanının köklü aile yapısı, her geçen gün, art niyetli insanlar tarafından dinamitlenmektedir. Televizyon filmlerinde diziler halinde işlenen başlıca konulardan başta geleni hanımların eşlerini kandırma yollarının öğretilmesi oluyor. “yuvayı dişi kuş yapar.” Atasözümüzün, bizim aile yapımızdaki adeta iman gibi yerleşmiş olmasını iyi keşfetmiş olan art niyetli düşmanlar, dişi kuşun üzerine üzerine giderek aile yuvamızın gücünü kesmek için var güçleri ile çalışmaktadırlar. Batı toplumlarında bu iş bitmiş; yetişmekte olan yeni nesil, uyuşturucu, fuhuş ve alkolün esiri edilerek perişan olmuştur. Aile hayatı, yok denecek hale gelmiştir. Özellikle Avrupa ülkelerine çalışmak için gitmiş ve ailesini de oralara taşımış bir çok insanımızın perişan olmuş aile yapılarını gördüğüm zaman çok üzülmüştüm. Ne acı ki, aynı durum yavaş yavaş ülkemize de nüfuz eder oldu. Her geçen gün, boşanma ve yuvaların dağılması olayı artıyor. Bu konuda, yeteri kadar önlem alınmadığını üzülerek belirtmek isterim. Anadolu aile yapısını, İslam-Türk geleneğine uygun köklü aile kültürünü, daha sağlam ve dış etkilere karşı korunaklı önlemlerle muhafaza altına alma zorunluluğu vardır. Aksi halde; Avrupa ülkelerinde, nesillerinin devamının tehlikesini ümitsizce seyredişlerindeki hazin durum, Allah korusun, bizim de başımıza gelebilir. Bu düşüncelerimin devamı olarak 8 Mart  Dünya Kadınlar Günü konusundaki fikirlerimi belirtmek isterim. 

 

8 Mart  Dünya  Kadınlar Günü

Benim güzel ülkemde, ballandıra ballandıra üstünlükleri anlatılan Batı ülkelerinin kadınlarının yaşayışını, iki sene yaşama fırsatı bulduğum Almanya’da gördüm, inceledim ve bizim kadınlarımızın yaşama şartları ile karşılaştırma şansı buldum. Tanımadan, görmeden, izlemeden, sadece körü körüne batı hayranlığı mantığı ile Müslüman Türk Annesine örnek olarak sunulan Batı Kadını; batının dolarına, markına, avrosuna  esir edilmiş olarak, feryad’ü-figan içinde, kadınlığını ve anneliğini unutmuş olmanın feryadını haykırıyor. Ne acıdır ki, bu feryadı duyan, hisseden ve anlayan kimsecikler yoktur. İşte bu feryadın sonucu olarak, Avrupa ülkelerinin kadınları, seslerini dünya insanlığına toplu olarak duyurabilmek için, senede bir günün “Kadınlar Günü” olarak kutlanması talebinde bulunmuşlar ve gerçekleşmesine muvaffak olmuşlardır.

 

Bizim de, Avrupalı olmak yarışındaki gözü kapalı gidişimiz, bizim kadınlarımız için de, senede bir gün “Feryat Günü” olmasında fayda vardır. Çünkü, bizdeki kadın hakları konusunda, inançlar zayıfladıkça, akla hayale gelmeyen vahşetler görülmektedir. Kadın işçi çalıştıran iş yerlerinin bir kısmından alın da ev hanımlarının çektiği koca işkencelerine, sokaklarımızda yalnız olarak yürümekten korkan kızlarımıza ve kadınlarımıza kadar işlenen vahşetin sınırını çizmeğe gücümüz yetmez oldu.

 

Bu nedenlerle biz erkekler, kadınlarımızla yan yana gelerek, avazımız çıktığı kadar bağırmalıyız…

 “Bizlere ne oldu da bu kadar vahşileşebildik !..” diye …

Güzel Ülkemizin çok değerli Annelerinin “Kadınlar Gününü” kutluyor, sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Saygı, sevgi ve selamlarımı sunuyorum.

 

 

 



Bu Haber 489 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI