Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
20 Mart 2015 Pazar
İSMAİL SARI
Adım: Çanakkale; Soyadım: Geçilmez

Yüzüncü Yılında Çanakkale Zaferini, daha bir heyecanla, farklı bir övünçle kutluyorsak; büyüklüğündendir, önemli oluşundandır, kocaman bir imparatorluğun döküntülerinden doğacak bir var oluşun başlangıcı oluşundandır. Bu konuda çok fazla söyleyişler, yazılar, anlatımlar, programlar ve gösteriler sunuluyor. Her birinin olaya bakış zaviyeleri farklı farklı. Herkes Çanakkale Deniz Zaferine kendi inançları, duyguları ve değer ölçüleri doğrultusunda bir değer biçerek anlatmağa çalışıyor. Bu anlatımlar, zaferi her geçen gün biraz daha büyütüyor ve olağan üstü bir zafer haline getiriyor.

 

Bunun için Mehmet Akif Ersoy, bu zaferin kahramanlarına; “Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlıydı diyerek yüceltiyor.” Akif, bu ifadeyi rasgele kullanmış değildir. Bilinçli olarak kullanmıştır. Çünkü, Kur’an-ı Kerim’in Enfâl sûresinin 17.ci ayetinde Allah, Bedir Savaşında Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ordusuna açık olarak yardım ettiğini şöyle anlatıyor: “Bedir savaşında onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Okları attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Ve bunu, müminleri güzel bir sınavla denemek için yaptı…” Seyit Onbaşı (Koca Seyit), o kocaman top mermilerini nasıl kaldırdığını soran paşaya şöyle anlatıyor: “Bana anamın öğrettiği bir dua vardı; (Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh’il – aliyyil azim= Allah’ın gücünden ve kuvvetinden başka güç, kuvvet yoktur.) onu okudum, hiç zorlanmadım. Sadece üçüncü mermiyi kaldırırken bir arkadaşımdan destek istedim. O mermi de tam hedefe isabet etmiş”. Bu duada üç kelime var: a) Lâ havle, b) Velâ kuvvete, c) İllâ billâh= Güç yoktur, kuvvet de yoktur; Ancak Allah’ınki vardır. Yâni üçüncü merminin hedefi vurması gerekiyordu.  Öylece de olmuştur. Çanakkale zaferinde Allah’ın çok açık desteğinin var olduğunu görüyor, hissedebiliyoruz. Mustafa Kemâl’in, “Sizlere ölmeyi emrediyorum!..” komutundaki ürperti ve bu emre karşı, irkilmeden itaat; arkasından hasır gibi şehadet… Bunlar, kelimelerle kolayca izah edilecek yaşam tarzları değildir.

 

Atatürk Anadolu Lisesi’nin Doyurucu Programına Şükranlar.

 

2015 yılının Çanakkale Zaferi ve Şehitlerimizi Anma Programını, Belediye Kültür Sarayı salonunda güzel bir sunumla seyrettik ve izledik. Programın hazırlanış ve sunumu, Ünye’mizin başarılı Liselerinden biri olan Atatürk Anadolu Lisesi Öğretmen ve öğrencileri tarafından yapıldı. Ben kişisel olarak, bir eğitici gözü ve kulağı ile izlediğim programı çok beğendim. İyi bir disiplin, ekip düzeni ve hakimiyeti, son derece başarılı bir sunum oldu. Başta Okul Müdürü Sayın Mustafa Bilgin Bey olmak üzere Müzik Öğretmeni Sibel Meral Bal Hanım ve koro ekibindeki öğrencileri ile Kadir Şenol Bey ve gösteri grubundaki öğrencilere takdir ve şükranlarımızı sunuyoruz.

 

Müzik Öğretmeni Sibel Hanım’ın konusuna hakimiyeti ve koro düzenindeki ses uyumu ve ritim uyumu çok başarılı idi. Ünye’mizin güzel çocukları, bu Hoca Hanımdan faydalanmalı, müzik konusunda iyi kabiliyeti olanlardan eserler kalmalıdır. Önce iyi bir öğretici çok önemli, ancak alıcı durumunda kabiliyetli öğrenciler yoksa tek taraflı öğreticilik bir sonuç vermeyeceği gibi iyi bir öğretici bulamayan kabiliyetli öğrencilerin kişisel gayretleri de iyi sonuç vermez. Benim görebildiğim kadarı ile Hoca Hanım’ın öğrencilerini de kabiliyetli gördüm ki dahaları da vardır.

 

Kadir Bey’in ekibi de güzel hazırlanmıştı. Konu seçimi, Çanakkale Destanı ruhuna uygun şekilde işleniş, görevli öğrencilerin hareketlerindeki uygunluk ve anlatımlarındaki ses tonu ve vurgular güzeldi. Her biri, sanki birer tiyatro sanatçısı gibi idi. Bu çocuklar, geleceğe dönük olarak sahne sanatlarına yönlendirilmelidir, diye düşünüyorum. Keşke bu çocukların her birinin yakalarında birer mini mikrofon olabilseydi. Bunu, okul için bir noksanlık saymıyorum. Sivil toplum kurumlarımız için ilgisizlik sayıyorum. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin onca emekle hazırlayarak kamuya sundukları bu tür programlara  sivil toplum kurumlarının da katkıları olmalıdır. Bu programlar; Ünye’miz için, ülkemiz için, Milletimiz için, tarihimiz ve kültürümüz için yapılıyor. Her birimizin katkı sunma görevimiz olduğunu düşünüyorum. Yazı başlığımı, bu bölümün  güzel anlatımlarından seçtiğim gibi, “Merdivenlerimizin çengellerini yıldızlara takarak yürüyorduk GÜNEŞE doğru” cümlesi de çok hoştu.

 

12 Mart İstiklâl Marşının Kabulü ve Mehmet Akif’i anma programı için geçen hafta yazdığım yazımda dile getirdiğim teklifimi tekrarlıyorum. Bu programlar, çok emek verilerek hazırlanan çalışma ürünleridir. Ünye halkına ve gençlerimize, daha büyük salonlarda sunularak, toplu heyecanların ve birlik duygularının geliştirilmesine katkı sağlanmalıdır.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 1345 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI