Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
4 Haziran 2015 Pazar
İSMAİL SARI
Sağlığımızın Mucitlerinin Sergisi

Ünye Çakırtepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin, TÜBİTAK’la işbirliği halinde çalışmalarının sonucu olarak, öğretmelerinin rehberliği ile sevgili öğrencilerimizin sağlıkla ilgili son derece güzel ve etkileyici sergilerinin 02 Haziran 2015 Salı günü yapılan açılışına davet ettiler ve katıldım. Öğrencilerimize rehberlik yapılınca ne güzel icatlar yapabildiklerini bir defa daha gördüm. İcatlarını, tanıtım için hazırladıkları masalarının başındaki öğrencilerimizin, bir şeyler yapmış olmanın sevinçlerinin yüzlerinden okunuşu son derece etkileyici idi. Merak ederek sergilerini gezmeğe gelen büyüklerini, dostlarını, sevenlerini çok tatlı bir tebessüm, nazik bir tavırla karşılıyor “hoş geldiniz den” sonra hemen başlıyorlardı icatlarını anlatmağa. Bu çocuklarımız sağlıkçı olacaklardı. Çok iyi biliyorlardı ki, sağlık çalışanlarının güler yüzü, hoş tavrı ve tatlı dili, hastalar için tedavinin yarısı sayılırdı. Çünkü, hasta için moral, tedaviye yarı yarıya destek verirdi.

 

Serginin açılış saati geldi; ekabirat, bir araya toplanarak formalitenin gereğini yaptılar. Okul Müdürü Sayın Tuncer Öztürk, kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında TÜBİTAK ve okulların işbirliği ile yapılan bilimsel çalışmalar sonucu açılan Bilim Fuarlarından altıncısının açılışının yapılması için toplanıldığını belirtti. Yapılan bilimsel çalışmalarda, 21 öğretmenin rehberliği ile 77 öğrencinin çalışmalara katıldığını ve 41 adet mucit eseri oluşturulduğunu açıkladı. Emeği geçenlere teşekkür ettikten sonra İlçe Milli Eğitim Müdürü Sayın Musa Erdem Bey de kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında, TÜBİTAK ile yapılan protokol gereği İlçemizin altı okulunda bilimsel çalışmalar yapıldığını ve sonuncu fuarın açılışını yapmak üzere toplanıldığını belirtti. “Öğrencilerimizin derslerde öğrendiklerini birleştirerek yeni bir beceri ortaya koyabilme kabiliyetlerini ölçmek için yapılan çalışmaların sonuçlarını görmek üzere Bilim Fuarının kurdelesini kesiyoruz” dedi. Mucit stantlarını dolaşmağa başladık.

 

Benim hoşuma giden icatların bazılarını örnek olarak siz okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Şunu öncelikle belirtmek isterim ki, çocuklarımızın buluşlarının hepsi güzeldi ve her türlü takdirin üzerinde idi. Ancak, benim bu sütunlarda hepsini anlatma ve paylaşma şansımın olamadığını da okuyucularımın takdirine bırakıyorum. Öğrencilerimizin buluşlarını sergiledikleri masaların hepsini dolaştım ve çocukların sunumlarını can kulağı ile dinledim. Heyecan dolu anlatımlardan aldığım örnekler şöyle idi:                                                                    

1-              Öğretmen Aynur Yıldırım Hanımın rehberliğinde, Turgut Perçi ve Onur Kayar isimli öğrencilerimiz, Organ bağışına dikkat çekmek için iki küçük kabir yapmışlar; İçlerine alçıdan cesetler koyarak organ bağışında bulunan cesedin kabrinde huzur içinde yattığını, organlarını bağışlamayan cesedin ise kabrinde çok mahzun ve huzursuz olduğunu sergiliyorlardı.

2-               Bülent Kurvaz Öğretmenin öncülüğünde Yağmur Ongun ve Emir Kuyumcu isimli öğrencilerin çalışmaları da deterjanlarla ilgili idi. Mevcut deterjanlarda bulunan karışımların hepsinde insan cildine zararlı maddelerin bulunduğunu anlatıyorlardı. Kendileri, tamamen doğal ve zararsız maddeleri birleştirerek bir temizleyici yapmışlar, adına da BİLOJEN ismini uygun görmüşlerdi.

3-              Hülya Sarı Öğretmen Hanım’ın rehberliği ile Ahmet Karayiğit ve Ömer Yasin Ateş isimli öğrenciler, Kur’an okunuşunun insanlar kadar diğer canlıları da etkilediğini göstermek için bir deney yapmışlardı. İki ayrı kaba diktikleri fasulyeleri ayrı ayrı odalarda, ancak aynı ortamlarda çimlenme ve büyümeye bırakmışlar; birinin bulunduğu odada her gün iki defa olmak üzere onbeş gün Kur’an okuduklarını ve Kur’an okunan odadaki fasulyenin daha çok büyüdüğünü görmüşler, bu buluşlarını masalarında sergilemişlerdi.                                                                                            

Ben de bu arada bir hadisi (Peygamberimizin sözünü) anlatmak isterim. Peygamberimiz (a.s), Medine’ye göç ettikten ve küçük Medine İslam Devletini kurduktan sonra etrafa beş, yedi, on kişilik müfrezeler (askeri gruplar) göndererek haber toplatıyor ve kontrol ettiriyordu. Bu gruplardan birisi büyük bir köyün yakınlarında dolaşırken köy ağasını akrep sokmuş, ölümle boğuşuyor olduğunu öğrendiler. Ağanın yakınlarından birisi bu müfreze gruba koşarak “içinizde Efsun yapan var mı, ağamız ölüyor” dedi.

 

Müfreze başı olan asker “Ben Efsun yaparım” dedi. Hemen ağanın yanına götürdüler. Fatiha sûresini yedi defa okuyarak ağayı Efsunladı. Kısa bir süre sonra ağa ölümden dönerek iyileşti. Efsunla akrep zehiri etkisiz hale gelmişti. Bu manzara karşında çok sevinen köy halkı, yüz koyundan oluşan bir sürüyü müfreze başına hediye olarak verdiler. Sürüyü alıp Medine’ye gelince olayı Hz. Peygambere anlatarak dinin hükmünü, yani haram-helâllik durumunu öğrenmek istediler. Hz. Peygamber olayı öğrendikten sonra müfreze başına: “Sen fatiha ile Efsun yapıldığını nerden biliyordun, aferin; koyunun birini kes-pişir de beraber yiyelim.” buyurdular.

 

4-              Öğretmen Hatice Canbaz Hanım’ın rehberlik ettiği iki buluş masasını gezdik. Beyzanur Alanlı ile Özlem Çoban isimli öğrenciler madde bağımlılığı konusunu işlemişlerdi. Bağımlıları caydırmak, yeni bağımlıların olmaması için güzel çalışmalar yapmışlar, örneklerle masalarına koymuşlardı.

Öğrenci Merve Ünlü ile Kübra Güney’in dikkatlere sunmak istedikleri konu ise; “Masum, masum değildir.” Başlığı altında, kutsal değerleri veya güzel isimleri, süfli işlerle meşgul olan insanlar için kullanarak hafife almak, küçük düşürmek ve değersizleştirmek amaçlı çalışmaları incelemişler, örneklerle masalarına koymuşlardı. Örnek: Şaban Ayı, İslam Dininin kutsal aylarından birisi olup çocuk ismi olarak asırlarca değerlendirildiği halde son yıllarda “İnek Şaban filmi” gibi süfli örneklerde  kullanılmaktadır. “İpsiz Recep filmi” de bir ayrı örnektir.

5-              Meme Kanseri konusunu işleyen öğrenciler Sümeyra Erdoğan ve Elif Ataoğlu, öncü öğretmen Aynur Gür Hanım ile birlikte yüz kişi üzerinde yaptıkları bir istatistiki araştırma sonucunda büyük çoğunluğun, meme kanseri konusunda utanma bahanesi ile duyarsız kaldıklarını gözlemlemişlerdir. Bu bahaneyi ortadan kaldırmak ve duyarsızlığı gidermek için, kişinin kendi kendisini kontrol edebileceği, gerekli alet ve gereçlerle donatılmış bir kafes icadetmişlerdi. Bu çalışmayı ilginç buldum.

Aynı öğretmen Aynur Gür Hanım’ın nezaretinde çalışan öğrenciler Kübra Demirci ve Berna Karayiğit de Peygamberimizin (a.v), sünnetlerine uymanın sağladığı yararları gündeme getirme konusunu işlemişlerdi. Bunlardan olarak;

a)               Misvak kullanmak: Misvak, bir ağacın kökü olmasına karşın, Hz. Peygamber, o ağaç kökünde bulunan sodyumbikarbonat maddesini keşfetmiş, diş diplerinde üremesi muhtemel olan mikroplar için güzel bir Antiseptik olarak temizleyici özelliğinden faydalanmayı asırlar önce insanların hizmetine sunmuştur.

b)               Çörek otu: Hz. Peygamberin öğrettiği şifalı bitkilerden olup kan şekerinin düzenleyicisi olarak, yorgunluğu giderici olarak, obeziteyi önleyici olarak çok önemli faydalarının olduğu görülmektedir.

c)               Suyu ayakta değil de oturarak içmenin sünnet oluşunun hikmeti: insan ayakta iken mide askı haldedir. Yutulan su, midenin bağırsaklara bağlandığı bölgeye taş gibi düşerek mideye zarar verir. Oturmuş halde iken insanın midesi kıvrılmış hale geleceği için bu tehlike bertaraf edilmiş olur.

d)               Oturur halde idrar boşaltmak da sünnettir. Bunun da birçok nedeni vardır. En çok önemi, Prostat oluşumuna engel olmasıdır.

 

Değerli öğretmenlerinin öncülüğünde, sevgili öğrencilerimizin ortaya koyduğu buluş ürünlerinin hepsi birbirinden değerli ve güzeldi. Bunları Takdir etmeyi, ödüllendirmeyi beceremezsek daha güzellerini bulamayız. Atalarımız ne demiş; “Marifet, iltifata tabidir.” Bu çocuklarımız, öğretmenlerinin marifetlerini üreterek ortaya koymuşlardır. Veliler olarak, büyükler olarak, halk olarak, devlet ricali olarak bu ürünlere karşı gereken iltifatı göstermezsek; üreticiler söner, azimleri kırılır, takdir edilmemenin ezikliği ile ziyan olurlar. Böylece her yeniliği, üretimi, buluşu Avrupa’dan, başka ülkelerden bekler halde olmayı sürdürürüz. Öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, yöneticilerini ve üreten herkesi takdir etme, alkışlama, yanında olma, teşekkür etme görevlerimizi asla ihmal etmemeliyiz. Ben, şahsım adına sağlık ekibinin başta Okul Müdürü Sayın Tuncer Öztürk olmak üzere Müdür Yardımcıları, çok değerli öğretmenler ve sevgili öğrencilerimizi kutluyor, buluşlarını takdir ediyor ve şükranlarımı sunuyorum.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 1204 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI