Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
24 Temmuz 2015 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Sülün Osman bu milleti doğru çözmüş...

 Sülün Osman'ı bizim kuşak tanır, bilir.

 Usta bir dolandırıcıdır. "Dolandırıcılar kralı" olarak ünlenmiştir.

 1984 yılında rahmetli olmuştur.

O'nun İstanbul'da meydanları, Galata Kulesi'ni, saat kulelerini, tramvayları, köprüleri... Hatta Galata Köprüsü'nü nasıl sattığını ya da kiraya verdiğini zaman zaman gülerek anlatırız birbirimize.

Aşağıda Sülün Osman'ın kendisini anlattığı yazıyı Ankara'da yaşayan Abdullah Us ağabeyim gönderdi.

İlginç buldum,

Siz okurlarımla paylaşmak, sonuçta da bir değerlendirmede bulunmak istiyorum.

Sülün Osman 

Benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. Yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı.

On tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. Kuyumcunun kapısındayız. Ve dükkân kapalı.

Karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum falan.

Hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira.

Diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. Paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın...

Adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor.

O arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri.

Telaşlanıyor adam kazanç imkânı kaybolacak diye. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri, be de kayboluyorum ortalıktan.

Adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor.

Ben aranıyorum...

Demiyorlar ki ona, be adam 1000 liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı?

Gayet açık ki, beni dolandırmayı planlamıştı.

Ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım.

******         ******          ******

 Sülün Osman'ın yaptıklarına, insanları nasıl dolandırdığına güleriz ya...

 O aslında çevresinin ruhunu, karakter yapısını iyi ve doğru çözmüş.

 Dolandırmaya, hak etmeden kazanmaya ne kadar yatkın olduklarını anlamış. Bunu kullanmış.

 Evet, Sülün Osman dolandırıcı olduğundan kötü birisi...

 Peki dolandırdıkları gerçekten masum, iyi ruhlu, sağlam karakterli insanlar mı?

 Ben kendimi gözden geçirdim... Sülün Osman'la karşılaşsaydım, beni dolandırmaya kalkıştığında ben de onu dolandırdığımı sanır mıydım? diye sordum kendime.

 Siz de sorun bakalım kendi kendinize yanıtınız ne olacak?

 Çalıyor ama çalışıyor...

 Adamlar siyasetçi, bilmem hangi mevkideler...

 Adları üzerinde yolsuzluk iddiaları almış başını gidiyor.

 Ama çalışkanlar... Memlekete hizmetleri çok, diye de bir algı yaratılmış.

 Bu adamlar için " çalıyor ama çalışıyor" deniyor. Alkışlanıyor, destekleniyor.

 'Sapına kadar' dolandırıldığı bir sırada Sülün Osman'ı dolandırdığını sananların bu gün geldiği duruma bak; "çalıyor ama çalışıyor."

Yani deniliyor ki; siyasetçi olsam, ben de öyle büyük yerlerde görev yapsam hem çalar hem de çalışırım...

Tarih baştan sona şahit; bir millet nasılsa öyle yönetiliyor.

Duaya gerçekten kim inanıyor?

Abdullah Abi'nin gönderdiği şu fıkra da çok şey anlatıyor.

******         ******        ******

Fıkra

Küçük bir kasabada, caminin tam karşısında arazisi olan adam, bir gece kulübü inşa etmeye başlamış.

İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler.

Ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar.

Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu gece kulübü için her gün beddua etmekten öteye geçememiş.

İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu gece kulübü yerle bir olmuş.

Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler.

Gece kulübü sahibi adam cami imamının ve cemaatin direk veya endirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddiası ile camiye karşı tazminat davası açmış.

Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler.

Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.

Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkeme günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:

- Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, demiş.

Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.

- Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir gece kulübü sahibi,

- Diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati...!

******          ******         ******

Bu fıkra ile ilgili yorum yapmak istemiyorum.

Herkes kendi yorumunu yapsın, kendini ve çevresini değerlendirsin.

İzin vakti geldi

Fındık toplama vakti yaklaştı.

Tırpan, dip temizleme işi devam ediyor.

Ben de artık bu işlerde yoğunlaşmak zorundayım.

Eylül ayının sonuna kadar hem bu köşedeki yazılarımdan hem de Flaş Radyo'da her Cuma günü Sn. Hakan Korkmaz'la birlikte hazırlayıp sunduğumuz Haftanın Yorumu programımdan izin istiyorum.

Tekrar buluşmak üzere sağlıcakla kalın.



Bu Haber 2319 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI