17 Ağustos 2009 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Karadeniz'de her yer karşıya geçiyor, Ünye ise, sahile çıkıyor...
musakiroglu@mynet.com

Giresun’un Görele İlçesi Lisesi’nde 1977 yılında öğretmenlik yapmıştım. Görele’yi çok sevmiştim o yıllarda. 10 bin civarında nüfusuyla şirin, doğal, bozulmamış bir kıyı kasabasıydı.

Burada yaşayan bir dostum geçen yaz Ünye’ye gelmişti. Şehirde buluştuk, turlamak, oturup çay içmek için sahile çıktık.

Sahilde yürümeye başladığımız sırada bana dönmüş, ilginç bir şey söylemişti. Demişti ki;

“Bir zamanlar biz de, sizin gibi, böyle iki adım ötemizdeki sahilimize çıkıyorduk. Ama artık bitti, daha sahile, kıyıya çıkamıyoruz. Biz artık karşıya geçiyoruz. Sanki yabancı bir devlete…”

O zaman, arkadaşımın ne demek istediğini çok anlamamış, ya da içindeki duygunun manasını pek çözememiştim.

Nedir ki bu karşıya geçmek, ya da sahile çıkmak? Ne anlatılmak istenir böyle demekle?...

O gün bugündür daha yeni çözdüm işin aslını. Bakın nasıl;

Karadeniz sahil yolu bitip, baştan sona hizmete gireli beri ben, sadece bir kez Giresun’a kadar geçebilmiştim. Trabzon, Rize tarafına ise, bu ara ancak daha yeni gittim.

Baktım gördüm ki, şehrin altından açılan tünelle geçilen Tirebolu dışında kalan bütün şehir merkezleri artık kıyı, yani sahil şehri olmaktan çıkmış.

Duble yol; bütün bu il, ilçe, belde merkezlerini, iki devlet arasındaki sınır misali Karadeniz’le birbirinden ayırmış.

Buralarda yaşayan insanlar öylesine kopmuş, öylesine uzak düşmüşler ki sahilden, deniz kıyısından.

Gümrük kapısından geçer gibi, yolun altından 50-60 metreyi geçen tünel misali alt geçitlerden karşıya geçebiliyorlar bugün artık. Günü, güneşi dışarıda bırakıp, elektrikle aydınlatılan bu tünele giren insanlar, bir süre yürüyüp tünel bitince gözlerini kırpıştırarak tekrar gün yüzüne çıkıyor, kendileri dışında bir başka yere ulaşıyorlar sanki.

Göreleli arkadaşım, ‘karşıya geçmek’ diye işte buna demiş anlaşılan. Şimdi daha iyi anladım onu.

Bir şey daha gördüm, çok acı bir gerçek… Bu yolun alternatifi var mıydı, yok muydu, bugün bunu tartışmak artık çok geç. Ancak yapılan bu duble yol Karadeniz kıyısını yemiş bitirmiş, adeta yutmuş, yok etmiş.

Ben yüksekokulu Trabzon’da okudum. Yetmişli yılların başından doksanlı yılların sonuna kadar gide gele bu yol güzergahını adım adım ezberlemiştim. Yol boyu arabanın camından seyrettiğim, seyrine hiç doyamadığım kıyılarda artık doğallık, güzellik namına pek bir şey kalmamış.

Koskoca Karadeniz’de sadece iki ilçe, Ünye ile Tirebolu sahili bu yıkımdan, bu yok oluştan kendini korumuş, kurtarmış.

Her iki ilçe insanları, çok şanslılar. Diğer Karadeniz şehirlerindeki insanlar gibi karşıya geçmiyor, sahillerine çıkmaya devam ediyorlar.

Ayrıca bu iki ilçenin doğal kıyı yapısı, sahil güzelliği bir kaç kusur dışında hala bütün ihtişamıyla yerli yerinde duruyor.

Ünye’ye çevre yolu yapılmasında ısrar ederek, sahilden duble yol geçişine karşı çıkan Sayın Şükrü Yürür’le başlayan, Sayın Refaiddin Şahin, Sayın Hasan Öz’le devam eden süreç, Sayın Cemal Uysal, Sayın İdris Naim Şahin ve Sayın Ahmet Arpacıoğlu’nun döneminde ihale edilip, bugün artık yapılma sürecine girmiştir.

Ünye kıyılarını, sahilimizi duble yol belasından kurtarıp; Ünye’nin arkasına, çevre yoluna atan bu siyasilerimize ayrı ayrı şükranlarımı ifade etmek istiyorum.

Hele de bu son gezimden sonra, şükranlarımı en içten duygularımla tekrar tekrar ifade ediyorum. Sağolsunlar…



Bu Haber 288 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI