Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
4 Aralık 2015 Pazar
İSMAİL SARI
Keramet Mi İzhar Ettin Be Hoca !

Altıncı hissin öne çıkmasıyla insanların öngörüsü güçlenir. Eskilerin “Hiss-i Batıni, hissikablelvuku” dedikleri altıncı his, önsezi, bazı insanların gelecek tahmininde isabeti arttırır. Hatta bazen tam isabet ettirir. Tabi ki, boş atış, işkembeden atış değil; bilgi, kültür, tecrübe ve kabiliyetin etkisi büyüktür.

Türk Siyasi Tarihine, esprileri ve bazı enteresan fikirleri ile mührünü vurmuş olan merhum Necmeddin Erbakan Hocamız, Avrupa Birliğine katılma konusunda düşüncelerini açıklarken; “Onlar bir Hıristiyan Birliğidir, bizi almazlar. Eğer bizler, illâ da katılmak istersek, Avrupa’ya gidecek olan göçmenlerle ilgili doğu sınırlarındaki karakol bekçiliğini iyi yapacağımıza inanırlarsa belki o zaman istemeyerek sizi kabul ediyoruz derler. Yoksa Batı Kulüp olan Hıristiyan birliğine bizi asla almazlar.”  derdi.

            Karakol Bekçiliği

            Adamlar gerçekten hiç utanmadan, sıkılmadan bizden karakol bekçiliği istiyorlar. Merhum Erbakan Hocanın tahmin ettiğinin aynısını bizden istiyorlar. Basın, yayın haberlerinden öğrendiğimize göre, yetmiş küsür taleplerinin başında “Türkiye üzerinden Avrupa’ya giden kaçak göçmenlerin geriye kabulü ve bir daha göçmen geçişine engel olunması” şeklindeki istekleri var. Yani kaçak göçmen bekçiliğini, onların isteklerine uygun şekilde yaparsak bize VİZE serbestisi tanıyacaklarmış. Ekim-2016 ya kadar denemeden geçerek karakol bekçiliğinden geçer not alırsak Avrupa ülkelerine VİZE serbestisi kazanacağız. Yetmiş küsür şartı da yerine getirirsek Birliğe kabul görüşmelerine hak kazanacakmışız. Onların Birliği de batsın, vizeleri de batsın. Ne tenezzül edecekmişiz. Yıllardır kapılarında beklediğimiz yetmedi mi?

            Biz, Avrupa’ya Muhtaç mıyız?

            Üzülerek belirteyim ki, muhtacız. İthalât ve ihracatımızın büyük çoğunluğunu Avrupa ülkeleri ile yapıyoruz. Bu konuda, Birliğe dahil olmanın büyük avantajları var. Daha çabuk büyümemiz için bu avantajlardan yararlanmamız, çok daha faydalıdır.

            Ancak;

            Bu, demek değildir ki, gözü kapalı olarak ne pahasına olursa olsun Avrupa Birliğine girilmelidir, demiyoruz. Getirileri ile götürülerinin hesabının iyi yapılması gerekir. Bu da, Devletin ve Hükümetlerin işidir. Vatandaş olarak, münferiden yapılacak bir şey yoktur.

            Benim değerlendirmelerime göre bazı noksanlarımız var. Görebildiklerimi kısaca özetlemek istiyorum. Bu özetlemeyi, Almanya’yı örnek alarak yapacağım.

1-    Yapılan bütün çalışmalarımızda Devlet’in denetimi yetersiz. Bir askeri komutanımızın anlatımını hatırlatmak istiyorum, şöyle diyordu: Askeriye üç “T” ile yönetilir. a) Tamim (bildiri, öğreti), b) Takip (izleme, denetim), c) Tekmil (sonuç alma). Alman Devletinin gücünün, çok sıkı denetiminden geldiğine inanıyorum.  

2-     Tembellik konusundan söylenecek çok söz var. Almanya’da çok işçimizden dinlemişimdir; “Ben, memleketimde, burada çalıştığım gibi çalışsam çok daha fazla kazanırdım.” dediğini. Bu konuda da Devletin rehberliğine ihtiyaç vardır. Vatandaşa yol göstermek, önderlik yapmak, araç-gereç konusunda destek olmak.

3-    Girişimci ruhun geliştirilmesi konusunda eğitici kurs veya okullarda dersler verilmelidir. Alman Devletinin, iş yeri açmak isteyene desteği çok farklı. Bu durumdan faydalanan çok sayıda işçimiz, oralarda girişimci ve büyük ticaret insanı olmuş. Alman’ların Devlet felsefesi bu konuda şöyle: İş yeri kuran kişi öncelikle kendi istihdamını sağlamış olur, devlete yük olmaktan kurtulur. İkincisi devlete vergi öder. Üçüncüsü, yanında bir veya birkaç kişi istihdam sağlar. Devlete en az üç yarar sağlar. Bir de işçilerinden vergi alırım. Oldu dört. Dahalarını okuyucularımın yorumuna bırakıyorum.

4-    Kendimize güven ve kendi varlığımızı beğenme konusunda da noksanlıklarımız var. Hile ve sahtekarlık konularında halkımızın tavırları inançlarımıza ters hale gelmiş. Almanya’da dünyanın her tarafından mal gelir ve pazarlanır. Ancak Almanlar, kendi mallarını tercih ederler. Çünkü kendi mallarına güvenleri sonsuzdur.

 

Değerli Okuyucularım !

            Kendi kusurlarımızı giderdiğimiz zaman bizim hiç kimseye ihtiyacımız olmaz. Avrupalı’nın bizlerden istediği de budur.

            Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 510 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI