9 Eylül 2009 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Üç duruma, üç yorum...
musakiroglu@mynet.com

Müzeev için 3 Ahmet’e çok teşekkür…

Son anda aldığım bir habere göre Ünye Müzeevi projesi Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından onaylanmış.

Bu haber son günlerde duyduğum en güzel haberlerden biri oldu.

Ortada bir engel kalmadığına göre, bundan böyle artık müzeev yapılacak tarihi binada restorasyon işine başlanır.

Bildiğim kadarıyla, ev içinde sergilenecek tarihi eserler için kayıt tespit çalışmasına başlanmıştı. Sanırım bu çalışma devam ediyordur.

Tarihi müzeev konusundaki gayretleri için 3 Ahmet’e ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Üç Ahmet deyince, Belediye Başkanı Ahmet Arpacıoğlu, Ünye Tarih Araştırma Grubu mensubu Ahmet Kabayel ve Ahmet Derya Varilci’yi kastettim. Kendilerine minnettarız.

Bu arada bir şeyi hatırlatmakta yarar görüyorum. 1986 yılında Orta Saraçlı’daki yol yapım sırasında toprak altından çıkan üç lahit mezar İskele’nin başında çiçeklik olarak kullanılıyor biliyorsunuz. Bu lahitler ikide bir, nedendir bilmem birileri tarafından paraçalanıyor.

Bunlar bir an önce buradan kaldırılsa da müzeev yapılacak binanın bahçesine uygun bir yere konulup, koruma altına alınsa… Korkarım yakında hepten kırılıp, yok edilecekler.

Bu yolda gerçekten de cin mi var…

Geçen hafta gazetemizde “Bu yolda cin mi var…” başlığı ile verilen bir haberde  Devrent’le Akçay arasındaki yol güzergahında meydana gelen trafik kazalarına dikkat çekilmişti.

Bu güzergahta gerek tek taraflı, gerekse çift taraflı maalesef çok sayıda kaza meydana geliyor. Kazalar da öyle küçük, yaralanmayla falan atlatılan kazalar değil, nerdeyse hepsi de ölümle sonuçlanıyor.

Önceki hafta Değerli Dostumuz Yüksel Sarı’nın oğlu Cihangir Sarı, dün ise Ünye’nin renkli simalarından Senai Şirin aynı güzergahta cin çarpmışçasına tek taraflı kaza yaptılar ve hayatlarını kaybettiler.

Nedir Allahaşkına bu güzergahta böyle sık sık kaza yaşanmasına sebep olan şey… Yola bakarsan çift yol, öyle keskin viraj falan yok, dümdüz mis gibi asfalt. Ama bir türlü kazadan yakasını kurtaramıyor.

Bu yolda gerçekten de cin falan olmasın!... Tabi, bu laf işin ironisi…

Ancak, böyle ölümcül, ağır hasarlı kazaların meydana geldiği bu güzergahta karayolu uzmanları bir inceleme yapmalılar. Bu kazaların mutlak surette bir sebebi olmalı. Ama teknik bir sebep, ama başka bir sebep… Neyse sebep bulunmalıdır. Bulunmalı ki, yol üzerinde korkunç kazalar artık bir son bulmalıdır.

Senai Şirin’le Bayram’da kahve için sözleşmiştik…

Trafik kazasında beklenmedik bir şekilde aramızdan ayrılan Senai Şirin ilkokulda benim sınıf arkadaşımdı.

Kendisiyle en son Bakırcılar Arastası’ndaki dükkânının önünde görüşmüştük.

Bana; “Birader uzun süredir oturup bir sohbetimiz olmadı. Bayram’da bir kahve içelim, artık hayatta geleceğimiz pek kalmadı, bari şöyle geçmişi bir yad edelim” dedi.

Kararlaştırdık, Bayram’ın 2. günü kahvemizi içecektik.

Ama olmadı, güleryüzlü, renkli kişilikli arkadaşım Senai, maalesef beklenmedik bir şekilde bıraktı gitti.

Enteresandır, görüşmemiz sırasında “Artık hayatta geleceğimiz pek kalmadı…” demişti ya, sanki içine doğmuş, hissetmişti veda zamanının geldiğini.

Sevgili Senai Şirin’e Allah’tan gani gani rahmet, kederli ailesine sabırların en büyüğünü diliyorum. Mekanı Cennet olsun.



Bu Haber 362 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : kazalar Tarih : 10 Eylül 2009 / Pazar Üye Adı :kenan yurt
Kazaların nedeni bence etrafa bakınmak.Ünyeyi keşfe çalışmak.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI