Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
16 Nisan 2016 Pazar
HAKAN ŞAŞMAZ
BİR DEVRİN ŞAHİDİ GELİBOLU BİR NESLİN TOPRAKLA HAŞROLDUĞU YER EN BÜYÜK DOĞAL ŞEHİTLİK, ÇANAKKALE

101. Yılında Çanakkale’nin dünü ve bugünü İzlenimler

İllerde görev yapan öğretmenler arasında  mesleki çalışmalarıyla farkındalık oluşturan Öğretmenler Günü Genelgesi doğrultusunda;  İl ve Bakanlık Merkez Değerlendirme Komisyonlarınca gerekli değerlendirmeler yapılarak ,ilimiz  bazında en yüksek puan alan beş öğretmenden biri olan Şehit Cemal Mutlu İlkokulu  sınıf öğretmeni Hakan Şaşmaz, 81 ilden 81 öğretmenin ,milli kültürümüzün övünç kaynakları arasında müstesna bir yeri bulunan ,Çanakkale Zaferi’nin 101. Yılında savaşın geçtiği mekanları mahallinde incelemek ve bilgilendirilmek üzere İlimiz Ordu’yu temsilen Bakanlıkça Çanakkale’ye gitmek üzere seçilmiş ve görevlendirildi.

   26-27 Mart 2016 tarihlerinde , Çanakkale Gelibolu Yarımadası’na  planlandığı  şekilde  81 ilden 81 öğretmenin katıldığı bu gezi yapılmıştır.Ordu ilimizi temsilen Şehit Cemal Mutlu İlkokulu  sınıf öğretmeni Hakan Şaşmaz  bu geziye  katılmıştır . Savaşın geçtiği mekanlar ;Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün profesyonel rehberliğinde ,mahallinde görülerek ve ilgili bilgilendirmeler yapılarak ,milli ve manevi duyguların yerinde yaşanması sağlanmış  ve oluşan  büyük hissiyatlar Bakanlığımızın hedefleri doğrultusunda öğretmenlere , geleceğin teminatı çocuklarımıza ve halkımıza aktarabilmesi düşünülmüştür. Bu haseple ,Çanakkale Zaferi’nin 101. Yılında  savaşın geçtiği mekanlar programın öngördüğü şekilde gezilmiş ,incelenmiş ve  yerinde edinilen bilgi ,belge ve resimler tarafımdan aşağıda uzun soluklu olarak sunulmuştur .

Saygılarımla

Hakan Şaşmaz

 

Çanakkale Savaşı Öncesi, Gelişimi ve Sonrası:

“Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir. 1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler. Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar. 24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz'a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü. 19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzil­li bir bombardımana girişti. Boğaz'a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı. İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlar­dı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni komutan 18 Mart 1915 günü donan­mayla Boğaz'a saldıracağını, yakında İstanbul'da olacağını Londra'ya bildir­di. Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz'a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz'a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz'daki mayın sayısı on bir hat olarak 400'ü aşmıştı. 18 Mart 1915 İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı'na girdi. Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu. İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu. İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz'ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu. Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm gemiler, Dardanos'a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atış­larıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor: «insan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütun­ları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.» Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler.

Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren'e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor. «Saat 13.45'de Suffren'in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patla­mayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti.» Türk tabyaları, Boğaz'ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralan­dı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nı denizden aşamadılar. Büyük kayıp­lar vererek : Çanakkale Boğazı'nın geçilemeyeceğini öğrendiler. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlı­yordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir'den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders'in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi. Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal'in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen'de Conkbayır'da, savaştı. Cephanesi biten askerlere : — Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ; — «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır'a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı'nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal'in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı. Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı. Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar'dır. 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8-9 Ocak'ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti. Çanakkale savaşları  250 binin üzerinde **kaybımızla sonuçlanmıştır . Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir. Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın kaynağı oldu. Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir.

 

**Çanakkale Savaşlarında ki Zayiatlarımız:

Şehit   ……………………………….  55.127

Yaralı  ……………………………….100.177

Kayıp   ……………………………….  10.076

Hastalıktan ölen …………………..   21.498

Hava değişimi ……………………..   64.440

                                                          +---------

Toplam ……………………………    251.309

 

Çanakkale Zaferi’nin 101. Yılında Çanakkale Milli Eğitim Müdürlüğünün rehberliğinde hazırlanan program doğrultusunda tarihi mekanları inceleme yerinde bilgilendirme gezisinden izlenimler:

 

Eceabat -Dur yolcu yazısı -Kilitbahir Kalesi - Namazgah tabyası

Çanakkale Savaşının geçtiği mekanları görmek için önce Çanakkale merkezden araba vapuruyla –ferryboot ile Rumeli yakasında olan Eceabat’a geçildi. Bizi ilk karşılayan vapur iskelesinin hemen yanında bulunan tarihe saygı anıtı ve parkı olmuştur.Bu park 2008 yılında yapılmış olup,parkın içerisinde tabyalara ait toplar,top mermisi ve bir de anıt bulunmaktadır.Anıtta savaşa dair tüm tarafların askerlerinin ,Seyit onbaşı’nın  ,Mutafa kemal Atatürk’ün ve anne figürlerinden oluşmaktadır.(bkz ekteki resimler)Savaş anı ile ilgili temsili bir siper bulunmaktadır.

Eceabat’tan Kilit bayıra giderken sizi yolun sağ rafında yamaçta ‘Dur Yolcu’ yazısı karşılamaktadır.Bu yazıda ‘Dur yolcu bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir.(Mısralar Şair Necmettin Halil Onan’a aittir.)’ifadesi yer almaktadır.Bu yazı 1960 yılında bölgede askerlik yapan Seyran Çebi tarafından yapılmıştır.

Çanakkale Muharebelerinin düşmanlarca ana hedefi Kilitbayır platosuna ulaşarak boğaza ,sonrasında İstanbul’a hakim olmak olduğundan bu yazı stratejik olarak çok önemli bir noktaya yazılmıştır.

Aynı noktada, Eceabat’ı hemen çıktığınızda Kilitbahir(denizin kilidi) kalesi heybetiyle yolun sağında durmaktadır.Fatih Sultan Mehmet tarafından Çanakkale Boğazı ‘nın en dar yerine karşılıklı biri Anadolu yakasında Kale-i Sultaniye-Çimenlik Kalesi, diğeri Avrupa yakasında Kilitbahir olmak üzere iki kale yaptırmıştır.Bu tedbirle Çanakkale boğazından geçmek sonderece zor hale getirilmiştir.Kilitbahir köyünde bir çok Osmanlı eserine rastlanmaktadır.

Kilitbahir Kalesi’ni geçtikten sonra yolun sol-deniz tarafında ilk ve önemli deniz tabyası Namazgah Tabyası –topçu istihkamı  görülmektedir.

 

Seyit Onbaşı -Rumeli Mecidiye Tabyası

Rumeli Mecidiye Tabyası  Seyit onbaşı ile özdeşleşmiş bir tabyadır. II.Abdülhamit döneminde yapılmıştır.Boğaz Harbi sırasında ; 18 Mart 1915’te  16 er şehit olmuştur ve 1919’da Mecidiye şehitliği olarak düzenlenmiştir.Seyit onbaşı heykeli Rumeli Mecidiye Tabyası’nda bulunmaktadır.Seyit onbaşının kahramanlığını sembolize etmek için yapılmıştır.

 

Kilitbahir Seddülbahir arası muharebe alanları

Rumeli Mecidiye Tabyası’ndan Seddülbahir güzergahına devam edildiğinde Havuzlar,Soğanlıdere ,Alçıtepe ,Kerevizdere gibi bir çok yakın muharebe savaş alanından ve bunlara ait şehitlikler görülmektedir.

 

Seyit Onbaşı’nın Ocean zırhlısını vurduğu yer

İtilaf armadasından 3 geminin sulara gömüldüğü yer boğazın giriş kısmında gözler önüne gelmektedir(bkz ilgili resimler) 

 

Eski Hisarlıktaki Çanakkale Şehitler Abidesi

Eski Hisarlıktaki Çanakkale Şehitler Abidesine varılır.Abidenin 17 Nisan 1954’te temeli atılmıştır.

21 Ağustos 1960’ta  ziyarete açılmış olup Çanakkale Savaşları’nda şehit düşen tüm askerlerimizi simgelemekte ve onların anısını yaşatmaktadır.Mimarı Doğan Erginbaş’ın kendi ifadesiyle “Anıt,Tüm coğrafyadan gelen şehitlerimizin toplu bir şekilde göğe yükselişini temsil etmektedir.Sembolik şehitliğin önünde muharebe dönemini anlatan 45 m uzunluğunda bir rölyef-kabartma bulunmaktadır.

   Ayrıca bir Anzak askerinin yanında götürdüğü bir Türk askerine ait  kafatası ,sonra teslim edilerek 18 Mart 2003 ‘te sembolik şehitliğin önüne defnedilmiştir.(bkz Çanakkale Abidesi ve şehitliği resimleri)

 

Seddülbahir  Alçıtepe Arası Muharebe Alanları

Gezinin bu aşamasında Seddülbahir yönünden Kabatepe yönüne doğru yani Çanakkale’nin güney yönünden Kuzey yönüne doğru hareket edildiğinde Alçıtepe ve Zığındere muharebe alanları göze çarpmaktadır.

 

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi

Kuzey grubu muharebe alanlarına geçmeden Çanakkale ruhunun gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla 7 Haziran 2012 tarihinde Kabatepe Limanı mevkisinde açılmış olan “Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi” Çanakkale Savaşları’nda yaşananları ve önemli anları  11 değişik salonda 60 dakika süre ile ileri simülasyon teknikleri ve model kurguları  ile anlatılmaktadır.Ayrıca bu tanıtım merkezinde 2 katlı savaş malzemeleri sergi salonu ile teknik altyapı birimlerinden oluşan merkez bulunmaktadır.

 

Mehmetçiğe Derin Saygı Anıtı

Kabatepe –Conkbayırı istikametinde kuzey yönüne devam edildiğinde  Albayrak yolu üzerinde yaralı bir Avustralya subayını onların siperine taşıyan  Bir Türk askeri heykeli bulunmaktadır.

 

18.-27.-57.-64.. Alay  Kesikdere ve Vadi Doğal Şehitlikleri

Kabatepe -Conkbayırı  yolu üzerinde bulunan Kanlısırt bölgesi savaşta en ağır kayıpları verdiğimiz bölgelerden biridir. Anzakların 25 Nisan 1915 tarihinde çıkarması ile bu bölge Anzakların eline geçmişti(Anzak demek : Avustralya –yeni Zellanda Kolordusu demektir.)Daha sonra Yarbay Şefik Aker komutasındaki 27. Alay’ın karşı taaruzu ile geri alınmıştır.Ancak 18-19 Mayıs gecesi 03.30 ‘daki gece taaruzu ile kısa sürede 2. Tümen ile en ağır zayiatı verdiğimiz Kırmızı sırt ile en kritik mevzilerden biri olmuştur.

Yaklaşık 10.000  zayiatla sonuçlanacak olan bu taarruz sonrasında 24 mayısta taraflar arasında bir gün sürecek olan bir ateşkes imzalanmış ve siperler arasındaki binlerce şehidimiz defnedilmiştir.Düşmanın asıl hedefi Conkbayırı’na ulaşmaktı.

Daha sonra  19. tümen Arıburnu’nu 16. Tümen de Kanlısırtı  kahramanca savunmuştur.

Kesikdere Şehitliği , Conk bayırına çıkarken 57. Alay Piyade Şehitliğine gelmeden yolun sağ kısmındadır.Hemen yanındaki vadi gerçek şehitliktir.Bu bölge savaş sırasında siperlerin birbirine en yakın olduğu bölgelerden birisidir.Bu sebeple vurulan askerler vuruldukları yere gömülmüşlerdir.Bu nedenle vadinin tamamı şehitlik olarak kabul edilir.(bkz. Kesikdere resimleri)

 

57. Alay Şehitliği

Kesikdere Şehitliği’nin hemen üstü 57. Alay Piyade Şehitliği’dir.12 Aralık 1992’de Kabatepe-Conkbayırı yolu kenarında Kılıçbayır’ın güney ucuna inşa edilmiştir.Savaş sırasında yabancı askerler buraya “Satranç Tahtası” adını vermişlerdir.(gerçek şehitlik Bombasırtı’nın güney ucundaki Çataldere vadisi içinde bulunmaktadır.

19. Tümene bağlı 57. Alay , Yarbay Hüseyin Avni Bey kumandasında Arıburnu Cephesi’nde  25 Nisan’da Anzakları ilk püskürten birliktir.!9. tümen komutanı Mustafa Kemal’in ilk kez önderlik ve cesaret vasıfları ortaya çıkmıştır.

 

Conkbayırı Mehmetçik Kitabeleri - Atatürk Anıtı- Siperler-Atatürk’göğsüne sarapnel geldiği yer

Kuzeye doğru yola devam edildiğinde Çimentepe’ye çıkan yolun batısında Conkbayırı Mehmetçik Kitabeleri görülmektedir. 5 kitabe bulunmaktadır ve bölgede geçen olayları anlatırken 2. kitabede Atatürk’ün “Ben size taarruzu değil ,ölmeyi emrediyorum…” sözlerini içeren cümleleri yazılıdır.

Kitabelerin hemen ilerisinde Conkbayırı’ nda ,Conkbayırı Anafartalar grup Komutanı Albay Mustafa Kemal’in 10 Ağustos 1915 te yönettiği Conkbayırı taarruzu anısına ,Conkbayırı Atatürk  Zafer Anıtı görülmektedir.

Anafartalar grup Komutanı Albay Mustafa Kemal; 10 Ağustos 1915’te Conkbayırı süngü taarruzunu yönetirken bir şarapnel misketi göğsüne isabet etmiş ,sağ göğüs cebinde bulunan saat sayesinde ölümden kurtulmuştur. İşte bu Conkbayırı tepesi   Atatürk’ün saatinin parçalanıp hayatının kurtulduğu yerdir.Olayın geçtiği yer 4 top güllesiyle ve bir levha ile belirtilmiştir.

 

Suvla koyu

Atatürk’ün gözetleme yeri.Buradan bakıldığında(bkz Atatürk’ün gözetleme yeri resimleri) Suvla Koyu ve Tuz gölünün görüldüğü alan 25 Nisan ve  6-7 Ağustos 1915  çıkarmalarının  yapıldığı alandır . Amaçları  Kocaçimentepe ve Conkbayırı’ nı alabilmekti. 7-8-9 Ağustos günlerinde  Kocaçimentepe’nin batı yamaçları(resimlerde görünen) çok kanlı ve trajik saldırılar olmuştur.



Bu Haber 2189 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI