Dünkü “Devletin tepesi gibi, Ünye’nin tepesi de kavga kaldırmaz” başlıklı yazım üzerine çok sayıda Ünyeli benimle bu konudaki görüşlerini paylaştı.
Hemen, hemen her Ünyeli yazımda ifade edilen; “Bu hiç, ama hiç olmamıştır. Nasıl Ankara’da devletin tümünü temsil eden Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Ordu, Yüksek Yargı, vs… arasında yaşanabilecek tartışma, kavga devleti yaralar, zedelerse, şehrimizde devleti temsil eden kurumlar arasında yaşanan tartışma ve kavgadan da Ünye zarar görür.
Gün gelir bu makamlarda oturanlar, buralarda devleti temsil edenler tayin olur, Ünye’den çeker giderler. Ama geride bıraktıkları, zarar görmüş bir Ünye’nin kötü faturası bize çıkar, Ünyelilere çıkar.
Biz buna razı değiliz, katiyetle de razı olamayız.” cümlelerindeki düşüncelere harfi harfine katıldıklarını belirterek, “Evet, yazdığın gibi Ünye’ye zarar veren hiçbir şeye aldırışsız kalamayız, Ünye’nin tepesindeki kavgalara da razı olamayız” şeklinde konuşuyorlar.
Bundan sonrası artık varına-yoğuna kavga çıkartan Ünye’nin tepesindeki idarecilere kalmış…
İdareciliği kavga etmek sanıp, aynı hareketleri sürdürdükleri takdirde bilsinler ki Ünye’nin tepkisi çok şiddetli olacak. Bundan böyle imza kampanyasından tutun da, bakanlıklara ve bağlı oldukları kuruluşlara şikayet telgrafları yağdırılacak. Buradaki görevinden alınması istenecek.
+ Bir şehidimizi daha kalbimize gömdük…
Mustafa Güler Piyade Uzman Onbaşı rütbesiyle katıldığı bir çatışmada şehadet şerbeti içti, ebedi mekânı Cennet’e uçtu.
O kadar acele etmişti ki şehit olmak için Yiğit Mustafa. Daha yeni başlamıştı uzman onbaşılık görevine, yeni atanmıştı Hakkari Çukurca’ya. Daha ilk maaşını bile almayı beklememişti.
Yeşilkentli Uzman Onbaşı Mustafa, ülkesinin bağımsızlığı ve birliği için girişilen bir operasyonda hainlere karşı göğsünü siper ederek, gözünü kırpmadan, “Allahüekber” nidasıyla şehitlik mertebesine ulaşan binlerce şehidimizden birisi olarak toprağımızın bağrında ve kalbimizin derinliklerindeki yerini aldı.
Yiğit Uzman Onbaşı Mustafa, Mübarek Ramazan Ayı’nda Kadir Gecesi’ne, yani Cenab-ı Allah’ın “Bin aydan daha hayırlı” olduğunu belirttiği mübarek geceye gark oldu.
Ailesi üzülüyordur biliyorum, ateş düştüğü yeri yakar. Hele de böyle civan gibi bir evladı kaybettiğinde ateş çok daha derin yakar. Ama bilsinler ki, o anne artık bir şehit anası, o baba artık bir şehit babasıdır. Ne mutlu onlara…
+ Ordu şehitler diyarı bir il olmuş…
Genel Kurmay Başkanlığı tarafından yayınlanan bir istatistiğe göre Ordu ili Karadeniz’de en çok şehit veren illerin başında geliyormuş. Bu zamana kadar ilimizden 133 şehit verilmiş.
Hani denir ya; “Mezarlıklar bir ülkenin tapusu, şehit mezarları ise, bu tapuların ‘değiştirilemez şerhi’dir” diye.
Bu kadar şehitten, bu kadar şehidin şerhinden sonra bu tapuyu kim değiştirebilir, soruyorum kimin gücü yeter?
Bakın işte ispatı, ben bu yazıyı yazarken, Şehit Piyade Uzman Onbaşı Mustafa Güler’in cenaze törenine katılan ve vatan uğrunda şehit olmak için adeta sıraya girdiklerini ilan eden gençler dışarıda hep bir ağızdan bağırıyordu;
ŞEHİTLER ÖLMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ