Rize’yi, okumak için Trabzon’a gittiğim 1973’den beri bilir, izlerim. 36 yıl önce ilk gittiğim Rize Ünye’ye çok benziyordu. Kasaba görünümlü, Ünye gibi içi dışı yemyeşil bir il merkeziydi.
Doğrudur, ya da yanlıştır, bilemem, ancak Rize hakkında çok şey duymuşumdur ta o yıllardan bu yana. Mafyasından, kaçakçısından, iş bitirici ihalecilerinden, müteahhitlerinden falan bazı rivayetler dile getirilir, bunların Rize için öneminden bahsedilir.
Ancak, ne denirse densin, ne söylenirse söylensin benim iki ay önce en son gördüğüm Rize ile 1973 yılların Rize’si arasında hayallere sığmayacak denli fark var.
1970’li yılların sonlarında bakan yapılan Tuncay Mataracı’nın başlattığı hamlelerden sonra, 80 ve 90’lı yılların aralıklı başbakanı Mesut Yılmaz’la büyük bir gelişme yakalayan Rize almış başını, gidiyor.
Türkiye’de her başbakan öncelikle memleketini arkasına almak ister. “Bırak seni, kendi memleketinde bile gücün yok” denilmesi tehlikesini ortadan kaldırmayı hedefler.
Mesut Yılmaz da böyle yapmıştır. Memleketi Rize’yi kayırmış, korumuş, hizmet aktarmış, bugünün modern Rize’sini çıkarmıştır ortaya. O nedenle girdiği her seçimde ve bağımsız girdiği son seçimde hep milletvekili seçilmiştir Rize’den.
Şimdi de Rizeli Tayyip Erdoğan aynı yolda yürüme çabasında. Başbakan Erdoğan gerçi Rize’den seçime girmedi, İstanbul’dan milletvekili oldu. Ama herkes onu İstanbullu değil, Rizeli biliyor.
O da kendini Rize’ye ait görüyor, ancak Rize’deki Mesut Yılmaz ağırlığı canını sıkıyor. Bir şekilde Rize’deki Yılmaz ağırlığını kendi lehine çevirmek için planlar yapıyor.
Bakın enteresandır, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Ağustos ayının başlarındaki açıklamasında, Türkiye’de batıdan doğuya uzanan karayollarına ek olarak kuzeyden güneye inen yeni yollar yapılacağını kaydetmişti.
Bakan açıklamasında, kuzeyden güneye yapılmasına karar verilen yol güzergâhlarını belirtmiş, hatta bu yollardan Ünye Niksar –Tokat yolunun standardı yüksek ana güzergâhlardan biri olacağını ifade etmişti.
O açıklamanın içinde Rize’den Mardin’e bağlanacak bir otoyoldan hiç söz edilmemiş, böyle bir hat akıldan bile geçmemişti.
Bakın bu ara Ulaştırma Bakanlığı İstanbul’da “Hedef 2023 Şurası” adı altında bir toplantı düzenledi. O toplantıda yeni karayollarından bahsedilirken kuzeyden güneye mevcut kara yolu hatlarında iyileştirme yapılacağı ifade edildi. Sadece bu kadar, tek bir cümle… Sanki Ağustos ayındaki açıklamanın üstü kapatılmak istendi.
Bunun yanında aynı toplantıda Rize’den Mardin’e düşünülen yeni güzergahın ise oto yol, yani otoban olarak yapılmasına karar verildiği belirtildi.
Şimdi soruyorum, Rize’den Mardin’e uzanacak bu otoban işi de nerden çıktı? Orta Karadeniz’den, yani bizim bölgeden güneye inecek bir yol, doğusu ve batısıyla bütün Karadeniz’e hizmet vermesi mümkünken, Türkiye’nin sadece en kuzey doğusunda kalan dar bir bölgeye hizmet verebilecek Rize Mardin otobanı da neyin nesi?
Böyle, bir anda her şey ters türs edilerek ortaya sürülen bu yolu Başbakan Tayyip Erdoğan’ın özel direktifinin dışında düşünmek mümkün değildir.
Dediğim gibi, Başbakan Erdoğan memleketi Rize’deki Mesut Yılmaz ağırlığını anlaşılan bir an önce kaldırmak istiyor. Bunun da, bu zamana kadar Rizelilerin bırak aklından, hayalinden bile geçiremedikleri hizmetlerle mümkün olduğuna inanmış ki Rize’den Mardin’e otoban yaptırılmasını emretmiş.
Bakın eğer bu otobanı yapar da Mesut Yılmaz’ı Rize’den silemezse, göründe bakın Başbakan Erdoğan Rize’ye en büyük limanı, en büyük havaalanını bile yaptırır. Belki de akıldan geçmeyen, hayale gelmeyen başka şeyleri bile…
Mesut Yılmaz Rize için ne kadar da büyük şans görüyorsunuz…Bırak başbakanlığı, bağımsız milletvekilliği, hatta adından korkulması bile Rize’ye hizmet için yetiyor da, artıyor.
Ne dersiniz, bakanlar yetmedi, Ünye de mi bir başbakan çıkartmalı hizmet almak için... Yılan hikayesine dönen Ünye Niksar yolunun, bırak otobanı hiç değilse duble yol olarak yapılması için başbakan çıkartmak şart oldu anlaşılan…