7 Ekim 2009 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Meçhulasker İlkokulu
yasar.karaduman@gmail.com

Dedemin beni elimden tutup götürdüğü okuluma başladığım ilk gün geç kalmıştık.

Sınıflar dolmuştu ağlamaya başlamıştım.

Başöğretmen Sezai Alpaslan:

"Bu delikanlı neden ağlıyor" diye sordu dedeme

Dedem:

"Sınıflar dolmuş yer yok bu yıl okula başlayamayacağım diye ağlıyor" dedi.

"Gel bakalım delikanlı" diyerek beni elimden tuttu başöğretmen, (o zaman müdür denmezdi daha) sınıfların birine girdik. Her taraf dolmuştu.

En önde iki kız oturuyordu, beni onların ortalarına oturttu. Kızlar dik dik baktılar bana, biri sağdan dürtü biri soldan.. Gözleri çakmak gibiydi kızların, saçlarını tepelerine fıskiye yapmışlardı. Birinin adı Hatice diğerinin adı Feride idi.. Sonradan ikisi de öğretmen oldular.

O yıl epeyi bir zaman kızların arasında itile kakıla oturdum, sonunda cadıların  işkencelerine  dayanamayıp en arkaya, İsak'ın yanına geçtim.

Kaderin cilvesi bu ya.. Ortaokula başladığım gün de geç kalmıştım.. Çocuklar sınıfın arkasında ayakta duruyorlardı oturmaya yer yoktu. Bu iki kız arkadaşım yine en ön sırada oturuyorlardı. Ben de mecburen arkaya geçip ayakta durmaya başladım.

Biraz sonra kızlardan Hatice kalktı yanıma gelerek, “yine mi geç kaldın, hadi gel” diyerek kolumdan tutup oturttu beni aralarına. Bu sefer itişme kakışma yoktu, büyümüştük..

Hatice genç yaşta ayrıldı aramızdan, Feride ile  halen görüşürüz..

Biraz uzattım sözü..          

İşte okula başladığımdan 57 yıl sonra tekrar okuluma gittim ve birinci sınıfta çocuklarla birlikte yeniden okula başladım. Sınıflar da sıralarda çok değişmişti. Biz kara önlük denilen formayı giyerdik şimdi lacivert kırmızı olmuş kıyafetler.

Okulumun binası da değişmişti, adı da..

Eski adı MEÇHULASKER İlkokulu idi.

Şimdi “MERKEZ MEÇHULASKER İLKÖĞRETİM OKULU” olmuş. Başına bir “MERKEZ” eklemişler.. Neden mi onu da anlatacağım.

Önce birlikte kısaca MEÇHULASKER okulunun geçmişine bir bakalım.

Okulun ilk binası aynı yerde bulunan ve 1955 yılında yanındaki kilise ile yıkılan Rumların papaz okuluydu. Şimdiki bina  Rum Kilisesinin yerine, arkadaki binalar da Meçhulasker ilkokulunun  ilk binası yani Rumların eski papaz okulunun yerine yapıldı..

Rumlar mübadelen önce kiliseyi ve papaz okulunu boşaltıp gitmişlerdi. Papaz okulu olan bina Kurtuluş Savaşında hastane olarak kullanıldı.. Savaş bitince bu bina İlkokul olarak eğitime başladı. Adını da burada hayatını kaybetmiş bilinmeyen askerlerin anısına” MEÇHULASKER İLKOKULU” koydular. (Kilisenin papazının evi halen biraz alt tarafta durur)

Bir müddet sonra Ünye’de ortaokul açılınca bu binayı ortaokula verdiler ve Meçhulasker İlkokulu biraz aşağıdaki şu anda düğün salonu olarak çalıştırılan bir başka Rum kilisenin üzerindeki yine Rumların Rahibe okulu olan binaya taşındı. Bu bina yıkılmış şimdi yerinde bir harabe vardır.

İşte ben ilkokula bu Rahibe okulu olan binada başladım. Ortaokula da okulun ilk binası olan binada.

 

 “MERKEZ MEÇHULASKER NASIL OLDU”

Olay ne kadar doğrudur bilemem ama şöyle anlatılır.

Meçhulasker oklunun eski öğrencileri, bakanlık da olmak üzere birçok yüksek kademelere geldiler. Mechulasker isminin muhafaza edilmesini istediler. “Meçhulasker” kelimesi eski komünist ülkelerde çok kullanılan bir terim olması nedeni tekrar okula verilmek istenmiyordu, başına “MERKEZ” kelimesi eklenerek biraz yumuşatıldı ve  komünist rejimlerde kullanılan “Meçhulasker” sözünden farklı bir isim haline getirilmiş oldu.

Birinci sınıftan sonra beşinci sınıfa da girerek o gün okuldan yeniden mezun oldum.

Ortokuldaki sınıflarıma da girecektim ama onlar sabahçı imişler bir dahaki seneye bıraktım. Gösterdikleri yakınlık için Merkez Meçhulasker İlköğretim Oklu müdürü Sayın Necmi Özoğlu  ve 1A sınıfı öğretmeni Sayın Atilla Duman’a ve öğrencilerine, Din Kültürü öğretmeni Hicabi Çataklı’ya ve 5C sınıfı öğrencilerine  teşekkür ederim.

Bir önceki haftaki “Bayramca çocukları tentürük oynarmıydı?” başlıklı makalemde, gelecek yıl ki oyunlara Belediye başkanı, başkan yardımcıları ve daire müdürlerinin de katılmalarını arzu ediyoruz demiştim. Oysa o gün aramızda genç ve yakışıklı başkan yardımcımız Kemal Çöp’te varmış, arkamızda duruyormuş. Müşterek bir dostumuza “ben ordaydım görmediler” demiş.. Sayın Çöp görmemişiz, görseydik hiç seni tentürük oynamadan bırakırmıydık? Gelecek seneye bir yerlere kaybolma..

 



Bu Haber 413 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI