Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
11 Ağustos 2016 Pazar
İSMAİL SARI
Adamların Ödü Patladı

Bizim halk tabirlerimiz vardır ki, her birini bir başlık yapınca sayfalarca yazı yazılır. “Ödü patlamak” da bunlardan birisidir. Bazen “Ödü kopmuş” şeklinde, bazen de “Ödü patlamış” şeklinde, çok korkan insanlar için kullanılır.

Darbe kalkışması günlerinde Almanya’daydım. Oradaki bizim insanlarımızın hırsları ve heyecanları Türkiye’dekilerden farksızdı. Belki biraz daha fazla idi desem, yalan söylememiş olmam. Hatta öyle ki, bulunduğum yerde Afrika’nın kuzeyinden-güneyinden, doğusundan-batısından, uzak doğudan (Pakistan-Bangladeş), Suriye’den, Afganistan’dan, Yunanistan’dan insanlar vardı. Camimizin çay bahçesinde çaylarımızı yudumlarken televizyon ekranında, İstanbul Köprüsünün başını kapatmış tankları gördük. Bir süre sonra Başbakan Sayın Yıldırım’ın uzaklardan bir konuşmasını yansıttılar ekrana; “Fetöcülerin bir kalkışması var ama bunu yanlarına bırakmayız, çok pahalı ödeyecekler” diyordu. Biraz, yüreklere su serpilmişti. Ancak, çok sürmedi; bir süre sonra TRT’nin ekranı karardı ve arkasından “darbe bildirisi” okundu. Bütün ümitlerin suya düştüğü bir andı. Ağlamalar başladı. Yukarıda isimlerini saydığım ülkelerin insanları da en az bizler kadar mahzundu ve onlardan da ağlayanlar vardı. “Bizler de Türkiye’ye güveniyoruz. Tayyip Erdoğan bizim de liderimiz. Ortalıkta yok, acaba ne yaptılar?” diyerek mahzun göz yaşları şakaklarına dökülüyordu. Meraklı bekleyişlerle kanal kanal televizyonlar dolaşılıyordu. Atv ekranında spiker, “Televizyonları susturmuşlar, bize de geliyorlarmış, kapıda korumalarla tartışma başlamış. Biz, buradayız. Biz hiçbir yere gitmiyoruz. Gelsinler, bizi de sustursunlar; susmayacağız. Gücümüz yettiği kadar direneceğiz.” diyordu. Kanalları dolaşırken, sanıyorum gene Atv ekranlarında idi; Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın telefonla aktarılan bir açıklaması yansıdı ekranlara: “Halkımız sokaklara insin , hava alanlarını işgal etsin; direnme devam edecek teslim olmak yok!..” diyordu. Bu anonsu duyan bütün insanlar, ayağa kalkarak sevinç göz yaşları ile haykırdı: “Haydi! Bizler de gidiyoruz Türkiye’ye!”

Bir süre sonra Birinci Ordu Komutanı’nın; “Bu kalkışma, emir-komuta zinciri ile ortak bir darbe olmayıp biz bu işte yokuz!..” açıklaması, daha çok bir rahatlama getirdi. Ancak ekranlarda çok kötü çatışma-bombalama ve şehit haberleri moralleri iyice bozuyordu. Bir süre sonra, Devlet Televizyonu olan TRT, esaretten kurtulmuş, darbenin başarısız olduğunu, halkın darbeyi kışkırttığını haberleştirince önemli ölçüde rahatlama oldu. Sabaha kadar meraklı bekleyiş sürüyordu. Sabahın ışıkları ile birlikte köprünün başında bekleyen tanklar ve askerler, beyaz bayrağı açıp teslim olurken Türkiye’mizin üzerine çökmek üzere olan kara bulutlar sıyrılmış YENİ BİR GÜN doğmuştu. Bu gün, öyle bir gündü ki, pusuda bekleyen “TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR” ın, kendisi için doğmasını beklediği gün, yanlış doğmuş ve perişan olmuşlardı. Bir türlü götürülemeyen TAYYİP, yeni günle birlikte çok daha güçlü ve çok daha dik olarak doğmuştu. Batılı-dost görünümlü alçak-düşmanların-aylardır uykularını kaçıran üçüncü köprü bitecek, üçüncü Havalimanı açılacak ve İstanbul’a ikinci boğaz kanalı açılacak, boğazın altından geçişlerin sayısı çoğaltılacaktı. Türkiye, hızına yetişilemez bir süratle ilerleyecek ve korkulan ülke olması hızlanacaktı. Ödü patladı alçakların. Sus-pus oldular. Bekledikleri yem, (aptal FETÖ’cülerin beceriksizliği yüzünden) boğazlarına düğümlendi, yutkunamadılar; nefesleri çıkmaz oldu. Basiretleri bağlandı, önlerini kara bulutlar kapladı ne yapacaklarını şaşırdılar. Ertesi günler Alman basınına baktık; öyle abuk-sabuk şeyler yazılıyor, söyleniyordu ki, şaşkınlığın sınırı yoktu. Sadece Almanlar mı; hayır. Bütün Dünya medyası, “Gâlip edâlı mağlubiyetlerini” hatırlıyorlardı. Türkler, bir defa daha dünyaya parmak ısırtmışlardı. Malazgirt bir defa daha yaşanmış; İstanbul surları bir defa daha aşılmış, Çanakkale bir defa daha geçilmezliğini haykırmış ve Türk Halkı bir defa dünyaya, “Allah’dan başka güç karşısında eğilmeyen dik başlarını” göstermişlerdir. 

Zavallı Alman gençleri, tankın altına iki defa yatarak sapa-sağlam çıkan (Bir kolu yaralanmış olması hiçbir şey değil) gence baktıkça “Bu adam, akıllı olamaz” deyip gülüşüyorlardı. Ancak adam, olayı anlatarak konuştukça delilere dönüyorlar ve ödlerinin patlamış olduğu yüzlerinin renginden belli oluyordu.

Değerli Okuyucularım!

Büyük bir musibeti bu millet, feraseti, cesareti, metaneti ve toplumsal kenetlenmesi ile aşmış, geride bırakmış, tarihin şeref sayfalarından birinde daha hak ettiği altın köşesine oturmuştur.

Gazanız mübarek olsun, geçmiş olsun.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 888 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI