Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
21 Nisan 2017 Pazar
RECEP ÖZCAN
Fındık Harmanda

Yaz dönemi köy için en güzel mevsimlerinin yaşandığı günlerdir. Hele de köyümüzde harman mevsimi Ağustos ayı bir başka yaşanmaktadır. Tabi bunları söylerken 60-70’li yıllar aklıma geldi, o günleri hatırladım.

Eskiden köyde arazilere mısır ekilir, havyan beslenilerek geçim sağlanırdı. Bizim köyde de fındığın yaygınlaşması ile ekilen araziler azalarak her tarafı fındık kaplamış oldu. Fındık ihtiyaçlar için para demekti. Bu nedenle şu anda fındığın olmadığı yer yok gibidir.

Günlük toplanan fındıklar sırtlarda veya atlarla taşınarak evin önlerinde bulunan harmanlara serilirdi.  Çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-yaşlı bahçelere gidilir akşama kadar ter dökülerek fındıklar toplanır. Hem de büyük zevkle toplanırdı. Çünkü toplanan fındıklar geçim kaynağı idi. Alacağımız şeylere para olacaktı. İşte bunun için ailelerin geleceği demekti.  Geleceğimizi yeniden şekillendirmek için çalışmaktan başka çare de yoktu.

Toplanan fındıklar gerçekten önemli ve de çok değerlidir. Bu nedenle harmana serilen fındıklar geceleri beklenirdi. Evin önlerinde bulunan ambar altlarına yünden yapılmış bir yatak atılır, orada yatılırdı. Veya derme çatma tahtalarla yapılan eyvanda yatılırdı. Bu değeri fazla olan fındığın düşmanı da boldu. Gece ve gündüz bahçelerden fındıkları almaya çalışılırdı. Daha doğrusu aşırmaya çalışırlardı. Geceleri de harmandan da aşırmaya çalışırlardı.

En ufak bir şeyler almak için bile fındığı paraya çevirmek kolaydı. Bu nedenle özellikle gençler hayalindeki şeyleri alabilmek veya sigara gibi ihtiyaçları karşılamak için harmanlara gider oralardan fındık aşırmaya çalışırlardı. Hem de kavşağı ile alınır, onlar temizleyip mahalle dükkânlarında satarlardı.

O Ağustos sıcağında Ateş böceklerini yakalamaya çalışırdık. Onları el feneri kabul eder, onlara yip böcek derdik. Işığı sanki yolumuzu aydınlatırdı.

Harmanda yatmak bir adet haline ve zorunlu haline gelmişti. Harmanda yatmak çocuklar için ayrı bir anlam ifade etmekteydi. Çocuklukta yapılanların zevki bambaşkadır. İşte o dönemlerde harmanda yatıp da macerası olmayan yoktur. Akşam yemek sonrası biraz oynanır, sonra da yatılırdı. İnsanlar eve çekilince etrafı derin bir sessizlik kaplardı. Bu sessizlik hem içimize korku salar, en ufak gürültü içimize ürperti getirirdi. Ama bu heyecan içimizde tatlı bir ürpertiydi.

Yatınca hayal kurmak için güzel gecenin başlangıcı olması bir başkadır. Ilık bir rüzgâr yüzümüze vurur, yip böcükler ışığını yakarak uçardı. Çekirgelerin bestelerine arada köpeklerin sesi karışırdı. Acaba birileri fındığı çalmaya gelir mi düşüncesi beynimi sarar, gözlerim gökyüzünde yıldızları seyreder, onlarla meşgul olmaya çalışırdım. Onları ne kadar yüksekte olduğunu tahmin etmeye çalışırdım. Aralarında ki mesafeleri tesadüf mü yoksa belirli bir şekilde mi, bir de parlaklıkları farklılıkları arasında hayaller kurarak çalışmanın verdiği yorgunlukla dalıp giderdim. Ayın karanlığı aydınlattığı yıldızlı gecelerde…

Kocaman radyoyu başımızın dibine, yatağın içine alıp can sıkıntısı olmasın, vakit kolay geçsin diye türküler, şarkılar ve radyo tiyatrosu dinlemek hala hafızalarımda yerini işkâl etmektedir.  Televizyonun olmadığı, radyonun olduğu günlerde güzeldi.

Kirpiler harmana gelir fındıklarla karınlarını doyurmaya çalışırken kıtır kıtır ses yapardı. Hele bir de birkaç tane birden geldiğinde, gitmek bilmiyorsa uykuyu sürekli böler rahatsız eder dururdu. Bir gece kirpiler harmana saldırır, fındığı bekleyen kişi uykusundan kalkar onları toplar bir sepete koyar. Topladığı kirpileri tekrar geri gelmesin diye başka bir harmanın yakınına bırakır. O harmandaki kişi; kirpilerden ses gelmeye başlayınca yatağından kalkar bir de ne görsün 5-6 tanesi birden harmanda fındığa sarmışlar. Kendi kendine ağzından gayri ihtiyarı “ Sanki birileri sepetle dökmüş gibi gelmişler” der. Bilmez ki bir başka komşusu gelip bırakıp gittiğini…

Özellikle fındıklar kapçakta kuruyunca tane yapmak için sabah çisesiyle tırmıkla dövmeye çalışmak o kadar zor olur ki uyku gözlerden akarken…

Kapçak fındıklar harmanın bir köşesine yığılır imece ile ayıklanmaya çalışılırdı. İmecede yarışma yapılır, yarışma sonucu kim daha fazla fındık içittiği ortaya çıkardı. Ortada genelde mahalle dükkânlarından alınan yiyecekler helva, karpuz ve üzüm gibi hediyeler olurdu. Bununla birlikte kimin daha el becerisi ve çalışkan olduğu ortaya çıkar ve O kişinin çalışkanlığı mahallede dillere destan olurdu.

Sadece bununla bitmez, o zaman yapılan şaka ve şamatalar hala akıllardadır. Köyde yapılan bu imeceleri yaşayanlar nasıl unutabilirler. O harmanlarda yaşananlar bu günlerimize ayna tutarlar. Hatıralarımızı en güzel şekilde süslerler. Fındık harmandan paraya dönüştü sonra uçup gittiler, hayallerimize, isteklerimize çare oldular, fakat hatıraları bizde hala saklıdırlar. Şimdi de hatıralar aklımızda, fındık harmanda…

 

Duyguları harman yapmak, harmanda ayrı bir zevkti. Fındıklar altımıza yatak,  gökyüzü sanki üstüme yorgan gibi serilirdi. Sevdayı da başımızın altına yastık yapıp serin gecede hayaller kurar geleceğimizi inşa etmeye çalışırdım. O günkü hayallere şu anda bile ulaşmak zor. Çocuklukta kurulan bu hayaller ne kadar güzeldi harmanda…



Bu Haber 562 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.