28 Ekim 2009 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Haşlanmış Kurbağalar Ülkesi..
yasar.karaduman@gmail.com

Konuya geçmeden önce size bir “Haşlanmış kurbağa” hikayesi anlatmak istiyorum.

Bir kurbağayı alıp kaynar suyun içine koyarsanız, kendisini hemen dışarı atmaya çalışır. Fakat ılık suyun içine konulduğunda, kımıldamadan durur, sıcaklık yavaş yavaş arttırıldığında bir şey yapmaz, keyfi yerinde imiş gibi görünür. Sıcaklık arttıkça kurbağa daha çok keyiflenir ta ki haşlanana kadar.

Buna Öğrenilmiş çaresizlik denir, bir canlıyı kontrol edemediği zorluklar ile karşı karşıya bırakırsanız, bir süre sonra denemekten vazgeçer.. Hikayeyi Erol Sunat yazmış:

Kurbağayı ılık suya koymuşlar, su hafif hafif ısınmaya başlayınca:

“Oh be...”demiş “iliğim kemiğim ısındı” Su biraz daha ısınmış, kurbağa bayılmış suya.Neydi o derenin buz gibi soğuk su resmen donuyormuşuz.” Arkadaşı gelmiş kazanın başına: “Bu kaynar kazanın içinde işin ne?” “Gel” demiş kurbağa, “su ılık, içine yiyecek bir şeylerde atıp duruyorlar” Atlamış kazanın içine arkadaşı, kızgın suya temas eder etmez bir çığlık atıp sıçramış kazanın kenarına:“ Hey!..”.demiş, bu su çok sıcak, çık dışarı haşlanacaksın.” Kurbağa bir müddet daha seyretmiş, arkadaşının halini, su fokurdamaya başlamış, kurbağa haşlanmış gitmiş, haşlandığını anlamadan. Bu hikayede iki önemli mesaj var..

Birincisi: “Zahmetsiz kazanılan aş, ya karın ağrıtır, ya baş” Çalışmadan, yorulmadan, birileri bir şeyler getirip de kapımızın önüne koyup giderse bir gün kurbağadan beter oluruz...

İkinci mesaj ise tam Ünye’yi  anlatıyor olması.. Tüm Ünye’yi atmışlar bir kazanın içine su yavaş yavaş  ısınıyor Ünyeli farkında değil, yapılan hiç şeye tepki vermiyor, yavaş yavaş haşlanıyor..

Hikayesi olmayan şehirler ve insanların kendisi “hikaye”dir..

 

Şehirlerin kasabaların ve orada yaşayan insanların hikayeleri vardır.

Ben bu hikayeleri yazmayı çok severim. Beni çocukluğuma götürür hem de belgedir, o günleri kayıt altına almış oluruz.

Geçende bir arkadaşım aradı beni kır yıl sonra.“”Ceksın Sebahattin.”. Babası nalbat'tı.

Bu meslekte kayboldu Ünye'de.. Şimdiki gençler nalbant'ın ne yaptığını bile bilmezler.

Bazıları bana "bırak hikayeyi" diyorlar

Bu hikayelerde o dönemin önemli belge ve bilgileri gizlidir. Bundan elli yıl sonra Ünye’yi yazacak olanlar bu hikayelere dayanacaklar..

Çok şükür şehrimizin de hikayeleri var.

"Hikayesi olmayan şehirlerin ve insanların kendisi, "hikaye”dir.

Ünye “hikaye” insanların yaşadığı “hikaye” bir şehir değildir.

Bodrum’dan İlhan yazmış, 

Sevgili Yaşar,

Geçen haftaki yazını okudum, yakışıklı jön “Ceksın Sebahattin”'in aradığını yazmışın. Kırk yıldan fazla oldu kendisini görmeyeli. Bizim mahalleden Salih'le Tarık neredeler? Sen Ünye'ye gittiğinde görüyorsundur,

“Gama Salih,” Samsun’da.. Hep aynı gama, gram değişmemiş. Tarık, ise hidayete ermiş ömrünü Osmanağa camisi ile ev arasında geçiriyor. Bir ara Azrail yoklamış, bir kaç damar taktırarak kurtulmuş Azrail'in elinden..Geçende yakaladım onu  Mustafa Kavaklı’nın yanına götürdüm.

Kavaklı şaşırdı: "Anaaaa.. yaşiimu lan bu?" dedi

Yine mezarlar ve mezar taşları..

Geçen Pazartesiden itibaren elinizdeki gazetenin ikinci sayfasında yeni bir çalışma yayınlamaya başladık. “Tarihten bu güne Ünye’de Mezar taşları ve Mezarlıklar Dosyası”

Bu dosya geçmişten günümüze Ünye ve çevresinde yaşamış kavimler ve halkların, mezar taşı, mezar, mezarlık ve ölü gömme kültürlerini anlatmaktadır. İlki geçtiğimiz Pazartesi yayınlandı.

Gelecek hafta ki konu: “Ünye ve çevresinde yaşamış ilkel insanlar ve kavimler ölülerini nasıl ve nereye gömerlerdi?  En iyisi siz gidin bir gazete alın matbaadan ve gelecek sayıları takip edin ve bana da görüşleriniz yazın lütfen. E.posta adresim: yasar.karaduman@gmail.com  unyeses@gmail.com

 

(NOT. Değerli araştırmacı yazar arkadaşım Ufuk Mistepe’nin yerel bir gazetede yazmaya başladığını  sevinerek öğrenmiş bulunmaktayım.. Ünye için bir değer olan Ufuk Mistepe’ye başarılar dilerim. )



Bu Haber 448 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI