2001 yılıydı, Samsun’da bir arkadaşımızın oğlunun sünnet törenine katılmıştım. Tören kalabalık… Çalınıp-oynanıyor… Yenilip, içiliyor… Herkes pür neşe…
Birden müzik değişti. Bir marş başladı…
Kulaklarına inanamadım.
Onuncu Yıl Marşı söyleniyordu.
Bilenler bağıra çağıra söylüyor, bilmeyenler ise alkışla tempo tutuyorlardı.
Ben, ne marş söyleyebildim, ne de tempo tutabildim.
“Allah, Allah ne alaka…” dedim.
Oturduğum yerde öylece adeta dondum kaldım.
Marş bitti, bir başka masada oturan eski bir arkadaşım yanıma geldi,
“Sen ne marş söyledin, ne de tempo tuttun. Yoksa sen Cumhuriyet’e, Atatürk’e karşı mısın?” diye sordu.
Ben de,
“Ne münasebet, böyle bir soruya muhatap olmayı da, cevap vermeyi de bayağılık olarak görürüm” dedim.
Kalktı yanımdan, masasına döndü.
Sonra Ünye’ye dönüşte yolda kendi kendime,
“Acaba ben Cumhuriyetçi ve Atatürkçü olmadığım için mi orda Onuncu Yıl Marşı söylemedim…” diye sordum.
İçimden gelen ses, öyle demiyor, Milli Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ve onun kurduğu Cumhuriyetin, içimdeki yerine işaret ediyordu.
Ben tabi ki Atatürkçü’yüm ve Cumhuriyetçi’yim.
Ancaaak…
Bir şeyci olmak demek… Gerçekten o şeyin samimi taraftarı ve savunucusu olmak demek, en başta onu her türlü şekilcilikten, slogandan ayrı tutmak demektir.
Onun özünü doğru kavramak, her türlü dogmaya karşı korumak demektir.
Kişisel niyetlere ve menfaatlere alet etmemek, ettirmemek demektir.
Hele o şey Cumhuriyet ve Atatürk gibi bu milletin ortak milli değerleri ise…
Milli değerlerin toplumun yapısındaki, toplumun birlik ve bütünlüğündeki yeri ve önemi tartışılmaz derecede büyük ise…
Dikkat etmek, yanlışa düşmemek gerekir.
Ben, o sünnet töreninde işte bu nedenlerle Onuncu Yıl Marşı’nı söylememiş, tempo tutmamıştım.
Çünkü Onuncu Yıl Marşı da bir Cumhuriyet ve Atatürk değeridir.
Bu değerler her şeyden önce milletimizin ortak değerleridir.
Bu nedenle sünnet töreniydi, düğündü, yaş günüydü öyle herkesin canının istediği zaman, durum ve yerde Onuncu Yıl Marşı söylemesi, ya da söyletmesi onu sahiplenmek değil, saygısızlık etmektir.
Bu böyle biline…
*** *** ***
29 Ekim’de Cumhuriyetimizin 86. yılını kutladık.
Cumhuriyetimiz için her yıl yapılan bu kutlamalar ortak milli değer anlayışıyla mı, yoksa başka anlayışlarıyla mı yapılıyor, tartışılabilir.
Velakin, her şeye rağmen ülkemizin birliği ve milletimizin dirliğinin ‘olmazsa olmaz’ı, Milli Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Cumhuriyetimiz, Cumhuriyet Bayramımız bir kere daha kutlu olsun.