Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
4 Kasım 2016 Pazar
İSMAİL SARI
Bu Çocuklar Beni Gene Ağlattılar !..

02 Kasım 2016 Çarşamba günü Ünye Kapalı Spor salonumuzda müthiş bir program vardı. Hazırlayanlardan, hazırlanmasına sebep olanlardan, destek olanlardan, yardımcı olanlardan, her türlü katkıda bulunanlardan Allah (c.c) razı olsun. Program, Ünye Müftülüğümüzün yetiştirdiği 28 Kız, 22 Erkek hafızlar için hazırladığı İCAZET merasimi programı idi.

Önce şöyle bir salonun hazırlanışını gözden geçirdim. Protokol bölümünün tam karşısına Mehmet Akif’in şu dizeleri, sağlı-sollu iki levha halinde asılmıştı:

 

Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına

Ya da üfler geçeriz bir ölünün toprağına

 

   İnmemiştir hele Kur’an, şunu hakkı ile bilin;

   Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.

 

Bunlar çok yerlerinde ve isabetli bir tercihti.

Bir başka levha da, protokol bölümünün sağına düşen duvarda asılıydı. Onda da, Peygamberimiz (s.a.v)in “Hûd suresi, beni kocattı” ifadesine neden olan 112.ci ayetinin bir cümlesi olarak şöyle buyruluyordu: “Sana emrolunduğun gibi dosdoğru ol !”

Sol tarafta ise Peygamber efendimiz (s.a.v)in hadisi şerifi şöyle idi: “Hiç kimse, cehaletle aziz (yüce), İlim ile de zelil (aşağı,alçak,düşük) olamaz.”

Program İlçe Müftümüz Sayın Vedat Başsan’ın açış konuşması ile başladı. Sonra Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Çamyar kısa bir konuşma yaptı. Salonun dolmadığından yakındı. Ünye’de bu salonun dolması gerekirdi, dedi. Kur’an’a karşı ilgisizlikten üzüntü duyduğunu belirterek ortak hislerimize tercüman oldu.

Ordu İl Müftü Yardımcısı Sayın Mesut Özkan tatlı bir konuşma yaparken İmam-ı Azam ile ilgili bir fıkra anlattı. Hoş bir fıkra olduğu için okuyucularımla paylaşmak istedim.

İmam-ı Azam bir yere giderken bir çocuğun yol kenarlarında oynadığını ve tehlikeli duvarların üzerinde gezdiğini görür. Endişe ederek çocuğa: “Düşersin çocuğum da bir yerin yaralanır…” gibi uyarıda bulununca çocuk enteresan bir cevap verir ve şöyle der: “Ben düşersem, sadece ben yaralanırım ya imam! Sen bir yerden düşer de yaralanırsan bütün Bağdat yaralanır, sen kendine dikkat et!”

Bu fıkra, Mesut Bey’in konuşmasının özeti gibi idi.

İlim ehlinin değeri, büyüklerin toplum içindeki ağırlığı ve hafızlık rütbesinin de toplum yapımızda ağır, hürmete layık, korunması gereken bir değer olduğu özetlenmiş oluyordu.

Diyanet İşleri Başkanlığında Mushafları inceleme kurulu üyesi sayın Ali Özgelen, uzunca bir konuşma yaptı. Onun konuşmasını özetler gibi olan şu atasözü de benim dikkatimi çekti: “Saman pazarında sarraflık yapılmaz.” Hafızların toplum içinde, kendilerine uygun olmayan yerlerde ve işlerde bulunmak ve çalışmak zorunda bırakılmaması, onların iyi yetiştirilmesi, kendilerine uygun meslek sahibi yapılması konusunda veliler ve hafızlar uyarılıyordu.

Dua yapan Hafıza kızımızın duasında da şu cümleyi seçtim: “Sahibi olduklarımızın bize sahip olmasından bizi koru Allah’ım !” çok güzel ve önemli bir cümle idi. Toplum içinde en büyük sıkıntılarımızın başında bu cümle içinde saklı olan gerçekler vardır. Sahibi olduğumuz varlığımız, bizlere hakim durumda. Varlığımız uğruna çok değerlerimizi feda ediyoruz da, varlığımızdan değerlerimiz uğruna fedakârlık bizlere çok zor gelen huylarımızdan.

Hafızları yetiştiren değerli hocalarım da, İslâmın tevazu örneklerinden birini sergileyerek; öğrencilerini öne geçirmişler, kendileri çok mütevazi bir şekilde arka tarafta oturuyorlardı. Yani öğrencilerine diyorlardı ki: “Sevgili öğrencilerimiz! Sizler artık toplumun önderlerisiniz, kendilerinizi ona göre ayarlayın.” Hocaları tebrik ediyorum.

Değerli hocalarıma bir küçük önerim var. “Biz, kolay hafız olmadık…” yerine; sürelerin değerini belirten hadislerden faydalanılarak “falanca sûreyi, Peygamberimizin şu sözü aşkı ile ezberleyerek hiç sıkıntı çekmedik. Kur’an ezberlemenin mucize oluşunu bizzat yaşadık…” gibi konuşmalar hem öğretici hem de teşvik edici olurdu diye düşünüyorum.      

 

 

 

 

Bizi Ağlatan Manzara !

 

Program sonunda, Anneler davet edilerek çocuklarına birer gül vermeleri ve tebrikleşmeleri çok duygusal bir ortam doğurdu. Ancak, iki-üç hafıza annesinin gelmiş olması, diğerlerinin mahcubiyetle boyunlarını bükmeleri daha çok duygusallığı etkiledi. Ben çok belli etmemeğe çalışırken baktım ki yanımda oturan arkadaşın (ikisi de emekli memur) yanaklarından aşağı, göz yaşları akıyordu. Şöyle bir etrafa baktım, büyük çoğunluğun gözleri yaşlı idi.

Uzun lafın kısası, ben bütün hafızlık merasimlerinde duygulanmışımdır. Ancak bu sefer daha çok etkilendim. Özellikle velisi gelmemiş çocuklar için çok üzüldüm. Onların velileri bulunarak getirilmeli idi. O çocukların içlerinden geçen ruhsal düşüncelerini dışarıdan okuma şansımız yok. O sevinç anı o çocuklarımız için hayatta bir defa gelen bir şanstır. O sevincini, sevenleri ile paylaşma şansı verilmeli idi.

 

Saygı, sevgi ve selamlarımla…

 

 



Bu Haber 460 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI