Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
25 Kasım 2016 Pazar
İSMAİL SARI
Siirt’te Meydana Gelen Göçük Altında Kalanların Düşündükleri

İnsan hayatı, Allah’ın kendisi için çizdiği kaderden ibarettir. Kur’an-ı Kerim’in Tevbe sûresinin 51.ci ayetinde Cenab-ı Hak; “(Ey Muhammed! Kullarıma) söyle ki, Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişemez. O, bizim mevlâmızdır. Onun için müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.”

 

            Kader konusu, çok tartışılan ve çoğu zaman yanlış yorumlar yapıldığı için altından kalkılamayan bir konudur. Konuyu iyi bilen insanlardan dinlemek ve öylece inanmak gerekir. Aksi halde, inançlarımıza zarar veren ve sapkın fikirlere saplanmalara neden olabilecek, gereksiz tartışmalara girerek hatalı davranışlara neden oluruz. Ben, şu kadarına dikkat çekeyim: Allah’ı aslâ kendimiz gibi düşünme hatasına düşmeyelim. Hem Yahudiler, hem de Hıristiyanlar Allah’ı insan gibi düşünerek; Yahudiler, “Uzayr, Allah’ın oğludur.” Hıristiyanlar, “İsa, Allah’ın oğludur.” demek gibi sapkın bir hatadan kendilerini kurtaramadılar. Böyle bir hataya düşmemek için Allah’ın tek ve benzersiz olduğunu kabullenmek durumunda olduğumuzu bilmeliyiz.

 

            Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) in anlattığı bir olayı özetleyerek Siirt’te meydana gelen ve bazı vatandaşlarımızı günlerdir üzüntüye boğan, hatta daha geniş anlamda hepimizi üzen GÖÇÜK olayını bir defa da ben değerlendirmek istiyorum. Çünkü, acıklı olayları hatırlamak, hatırlatmak ve acılarını paylaşmak insan olarak hepimizin görevidir. Bu gibi olaylar, bugün Siirt’te yarın da bir başka yerde başka insanlarımızın başına gelebilecek âfetlerdir. Elbetki Allah’ın korumasına sığınıyoruz.

 

            Hz. Ömer’in oğlu Abdullah (Allah onlardan razı olsun) Hz. Peygamberimizden naklediyor. Hz. Peygamber, şöyle anlattı:

 

            “Sizden önce yaşayanlardan üç arkadaş birlikte yolculuk yaparken uzun yolculukta bir akşamüzeri bir mağaraya istirahata çekildiler. Gece çok yağdı ve mağaranın önüne heyelan göçüğü yığıldı. Büyük bir taş, mağaranın önünü kapattı. Yol arkadaşları kendi aralarında fikir tartışması yaparak ne yapabileceklerini düşündüler ve şöyle bir karara vardılar. “Her irimiz geçmişte yaptığımız ve sadece Allah’ın hoşnutluğunu düşündüğümüz en önemli olayları tekrarlayarak Allah’dan yardım dileyelim.” dediler. Ve birisi şöyle anlattı:

 

-          Allah’ım! Benim, yaşlı anne-babam vardı. Onların hizmetini ben görüyordum. Önce onların ihtiyaçlarını gideriyor, sonra çoluk-çocuğumla ilgileniyordum. Bir gün, hayvanlara yiyecek almaya gittim, akşam geç geldim. Geldiğimde uyumuşlardı. Onların yemeklerini hazırladım ve elime alarak onların uyanmalarını bekledim. Çocuklarım, yemek bekliyorlardı, onlarla hiç ilgilenemedim. Sabaha yakın uyandılar ve onların ihtiyaçlarını giderdikten sonra çocuklarıma bakabildim. Bunu sadece senin rızan (hoşnutluğun) için yaptım. Eğer bu yaptığım, sizce makbul sayıldıysa bu taşı önümüzden kaldır ve bizi buradan çıkar, dedi. Taş biraz aralandı ama çıkılamıyordu. İkinci şahıs başladı:

-          Allah’ım! Benim bir Amca kızı vardı ve onu çok seviyordum. Bana vermediler, başkası ile evlendi, çocukları oldu. Eşi öldü ve fakir düştü. Benim durumum da çok iyi idi. Bir gün bana geldi ve ihtiyaçlarını bildirerek karşılığını ödeyeceğini söyledi. Ben de kendisini istedim. Bana: “Allah’tan kork, O’nun rızası olmayan işi yapma!” dedi. Ben çok etkilendim ve kötü isteğimden, sadece senin rızan için vazgeçtim, onun isteğini de yerine getirdim. Eğer bu davranışım sizce kabûl görmüşse bu taşı önümüzden kaldır ve bizi buradan kurtar, dedi. Taş biraz daha açıldı ama yeterli değildi. Üçüncü arkadaşları başladı duaya:

-          Allah’ım! Arazilerim vardı, işçiler çalıştırıyordum. Günün birinde bir işçi ile anlaşamadık, onu kızdırdım; işi bıraktı ve ücretlerini de almadan gitti. Ücretlerini çalıştırdım, ürettim. Zaman sonra çıkageldi ve ücretini istedi. Ben de ona: “Şu karşıda otlayan develer, sığırlar, koyunlar ve şu köleler de senin; hepsini al-git” dedim. “Benimle alay etme!” dedi. Doğru söylediğimi tekrarlayınca hepsini aldı, gitti. Bunu sadece senin rızan için yaptım. Eğer sizce kabul görmüşse bu taşı önümüzden kaldır ve bizi buradan çıkar, diye yalvardı.

 

 

 

 

Mağaranın kapısı iyice açıldı ve çıkıp gittiler.

 

            Değerli okuyucularım!

 

            Hikâyede, alabilenler için çok önemli dersler var, ibretler var. Elbetki o da sizlere aittir. Siirt’teki dertli ailelere sabır, ölenlere rahmet diliyorum.

 

 

            Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 401 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI