Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
16 Aralık 2016 Pazar
İSMAİL SARI
Horozun Çok Olduğu Yerde Sabah Erken Olur

Benim çocuk olduğum zamanlarda, yani 1950-1955 yıllarında bizim evde saat yoktu, rahmetli anacığım horoz ötmesini dinleyerek ramazanda sahura kalkardı. Birinci horoz ötümü, ikinci horoz ötümü diye de söylerdi. Yani horoz, insanların vakit ayarlaması için veya vakitlerin bilinmesini sağlayan bir hayvan olmuş geçmiş uzun yıllarda. Horozun çok olduğu yerde horozlar, önce ben öteceğim diye yarışa girerse, vatandaşın horozdan öğrendiği vakit şaşar.

                Yazımı okuyan gençler, zannederler ki, saat piyasada vardı da bir saat bile alamamış garibanlar diye düşünürler. Satın alınacak saat yoktu piyasada. Var olanları almak da herkesin harcı değildi. Hangi yıllar olduğunu pek hatırlamıyorum ama, rahmetli babam bir çalar saat almış getirmişti. Ne büyük bir nimete kavuştuk diye bayram ettik. Daha sonra saatler çoğaldı, cep saatleri çıktı, kol saatleri çıktı.

                Derdimiz Ne Horoz Ne De Saat

                Yazımın başlığını anlatmak için birkaç cümle karaladım. Asıl derdimi anlatayım da sizlerle paylaşalım. 

                Bizim Ünye’mizin horozu çok olduğu için işler bir türlü yürümüyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. İş önüne geçenler de “Acaba bir hata mı yaptım ki?” diyerek, korkusundan geriye çekiliyor. Geçmişe dönük olarak sayabileceğim örnekler çok da, ben sadece iki-üç örnek vererek horoz kavgasını anlatmak istiyorum.

1-      Yıllardır sözü edildiği halde, siyasilerimizin horoz kavgası yüzünden bir türlü hayata geçirilemeyen OSB (Organize Sanayi Bölgesi) sorunumuz halen çözülemedi. Kulakları çinleyesi Sayın Şükrü YÜRÜR, Yüceler köyünde bir yeri ayırtmıştı; mekânı cennet olası rahmetli Refaaddin ŞAHİN muhalefet ederek, o zamanın hükümetinin tanıdığı bu hak, başka tarafa kaydı. 15 senelik Ak Parti iktidarları döneminde de bir türlü çözülemedi. Şimdi çözüldüğünü ve yerinin hazır olduğunu söylüyorlarsa da ben artık yapılıncaya kadar inanamıyorum, kimseler darılmasın.

2-      Bir fakültemiz var, yıllardır bir ireti binada, sıkış-tıkış öğretim yapmak için can havliyle çalışıyor, ilgilenen yok. Ormandan bir yerin tahsisli olduğunu biliyorum; Ancak, gidilecek doğru-dürüst yolu yok. Fakülte yöneticileri siyasilere yanaşmıyor, siyasiler de onlara yanaşmıyor. Orada da “sen-ben” kavgası, bir horoz dövüşü sezinliyorum. Olan, Ünye’ye oluyor. Şimdiye kadar, gerek belediye imkânları gerekse karayolları imkânları kullanılarak, gidişli-gelişli bir yol yapılmış olsaydı, Üniversite daha etkin olarak zorlanabilirdi. Ordu Üniversitesi yetkililerinin “Verdikleri yerin daha doğru-dürüst yolu yok” şeklinde yakındıklarını duydum. Gazetemizin yazarlarından Sayın Musa Kıroğlu, geçen hafta bir yazısında “Kadılar şehri Ünye’mize bir Hukuk Fakültesi yakışır.” diyordu. Çok doğru söylüyordu. Eski Hastane binasına, geçici olarak bir Hukuk Fakültesi açılması için siyasilerimiz öncülük etmeliler.

3-      Çöp yeri sorunu, yılların sorunu olup halen ufukta, çözümle ilgili bir gelişme yok. Şuraya olmaz, buraya olmaz diyen akıl hocaları çok, çözüm üretecek bir fikir beyan eden kimse yok. Akçay Deresi ağzında deniz kenarına dökülen çöpler, yıllardır “S.O.S” veriyor, duyan kimse yok. Ünye’miz için bir yüz karası o çöpler. Sivil toplum kurumlarımıza sesleniyorum; bir araya gelelim de bir fikir üretelim. Siyasiler; muhalefeti ile iktidarı ile burada da bir horoz dövüşü görüyorum. Çünkü muhalefet, belirlenen yerlere sadece karşı çıkıyor, fikir üretmiyor; “İktidar partisi bir yer bulsun yapsın” demekle yetiniyorlar. İktidarda olanlar da muhalefetin kışkırttığı halkla karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Olanlar, Ünye’mize oluyor.

 

Benim Teklifim:

                Şehir milliyetçiliği yaparak Ünye’lilerin ileri gelenleri, parti farkı gözetmeksizin bir araya gelerek bu problemlere fikir üretelim, siyasilere teklifte bulunalım. Yardımcı olalım. Ünye, hepimizin. Bir Ünye daha yok.  

 

                Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 473 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI