Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
30 Aralık 2016 Pazar
İSMAİL SARI
Yılbaşı Kutlamaları ve Müslümanın Durumu

Her kafadan bir ses çıkınca, bir çok şeyde olduğu gibi yılbaşı konusunda da karmaşa oluyor ve en büyük darbeyi DİNİMİZ yiyor. Peygamberimiz (a.s) şöyle buyurmuş: “Din, garip başladı; gene garip günlere dönecektir.” Hakikaten aynısı ile vakidir. Yani İslâm Dini, garip günlere dönmüştür. Çünkü, Müslümanların büyük çoğunluğu cahil ve savunmasızdır. Kendisini savunmaktan aciz olan cahil insanların savunmasına kalmış bir din, elbet ki garip günlerdedir.

 

   Yılbaşı yaklaşınca, din görevlileri veya dini hassasiyeti olan kişiler, yılbaşı nedeniyle içki sofraları kuranlarla ilgili olarak dinin ölçülerini hatırlatan uyarılarda bulunurlar; bu tür eğlencelerden Müslümanların uzak durmasını öğütlerler. Bu uyarılara kızan ve karşı tavır koyan bazı insanların itirazları genellikle şu noktalarda özetlenebilir:

a- Kur’an’da yılbaşı ile ilgili bir yasaklık olmadığı halde hocalar, kendi kafalarından yasaklama yapıyorlar.

b- Hocaların yılbaşı ile ne ilgileri var; her yere burunlarını sokuyorlar.

c-  Devlet de kutluyor yılbaşını, hocalara ne oluyor da kendi başlarına yasaklık getiriyorlar?

 

Bunlara benzer itirazları, gerek köşe yazılarında gerekse çeşitli nedenlerle yapılan konuşmalarda okuruz veya dinleriz. Bu itirazların hepsinin hedefinde DİN vardır. Hocaların hedefe konulması, onların temsil ettiği İslâm’ın prensiplerine itiraz anlamı taşır. Din sahası, atış serbestisi olan bir olan gibi düşünülerek her kes aklına geleni söyler. Bir kargaşadır, gider.

 

   Bu güzel Ülkemizdeki ne idüğü belirsiz KARGAŞA’nın asıl nedeni; kendilerini toplumun önderleri, demokratları, akıllıları sayarak her yere burunlarını sokan, çok şey bildiklerini zannederek din konusu da dahil her konuda AHKÂm kesen “nevzuhur” bazı cahillerdir. Bunlara göre toplumun bütün fertleri, onlar gibi inanmak, düşünmek ve yaşamak zorundadır. Aksi halde, bu toplumda birlikte yaşama şansları yoktur.

 

   Şimdi Ben, Bir  İlahiyatçı Olarak Dinin, Yılbaşı İle İlgili Ölçülerini Yazıyorum.

 

1- Kur’an-ı Kerim Kâinatın Anayasasıdır. Onda; yılbaşı gibi basit, hiç değeri olmayan toplumun örf ve adetleri, ahlâk anlayışları ölçüsünde kendi kuralları ile geçiştirebilecekleri bir günü veya gecesi ile ilgili bilgi aramak boşuna yorgunluktur.

2- İslâm Dini, belirli ana-ölçülerini ortaya koymuş, toplumsal yaşamın birçok kurallarını, bu ana ölçülere uymak şartıyla toplumlara bırakmıştır. Örnek: Haram-Helâl sınırlarını çizdikten sonra, gerisini toplumsal ölçülere bırakmıştır. Buna göre; hindi eti yemek, haram-helâl ölçülerine uygun olarak hazırlanmışsa her zamanda, her yerde ve her ölçülerde yenilmesi serbesttir. Şu halde hindi eti; içki mezesi olarak hazırlanmış, yanına içki kadehi konulmuşsa bir Müslüman’ın o masada bulunmaması ve o hindi ve benzerlerinden yememesi gerekir. Çünkü, inandığı ve kabullendiği dini, o tür bir yeme-içmeyi kabullenmez, haram saymıştır. Ama, hindi etini hazırlamış, yanına da ayranını koymuşsa bu yeme-içmeye hiç kimse bir şey diyemez. Afiyet olsun…

3-   İslam Dininin din görevlilerinin vazifesi, bu dinin ölçülerini, haram-helâl sınırlarını Müslüman halka anlatmaktır. Müslüman olan hiç kimse bundan gocunamaz. Din görevlisine devlet, bu görevi vermiştir, bir de bu görev karşılığında maaş ödemektedir. Bu durumda din görevlisi, vazifesini yaparken bir yerlere burnunu mu sokuyor, yoksa birileri onun görev sahasına burnunu mu sokuyor? Yoksa o birileri, din görevlisine; “Sen dinini de benim müsaade ettiğim kadar anlatabilirsin” mi demek istiyor. Eğer bu köhnemiş düşüncede olanlar varsa halen, çok iyi bilsinler ki modası çoktan geçmiştir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

4- Yılbaşı kutlamaları ve benzeri kutlamalar; devlet ricâlinin belirli prosedürler gereği olarak yaptığı kutlama programları uyarınca, dünya devletlerine benzer şekillerde uygulamaya konur, buna kimse karışamaz. Bu, devleti yönetenlerin görevidir. Devleti yönetenlerin dindar olup-olmaması ile bir ilgisi yoktur. Devletin kuralları neyi gerektiriyorsa o yapılır. Bir de halkın durumu vardır ki, burada halkın dini inançları, örf-adetleri ve ahlâk anlayışları devreye girer. İslâm Dinine inanan insanlar, kutlamalarını inançlarına uygun olarak yaparlar ve dinlerinin sınırları dışına çıkmazlar. Dinin koyduğu ölçüler dahilinde yılbaşı tebriği göndermenin ve yeni yıl için hayır dilekleri ile tebrikleşmenin hiçbir sakıncası yoktur. Devletin kabul ettiği bir yılbaşı uygulamasının, bir dinin bayram kutlaması ile ilgilendirilmesi doğru değildir. Biz onu, Devletimizin kabullendiği yılbaşı olarak kabullenir, inanır ve uygularız. Yoksa Hıristiyanların dini bayramı olarak ne inanır ne de kabul ederiz. Çıkış yeri öyle olabilir, bizi bağlamaz.

 

Bu ölçülerde, bütün halkımızın ve özelde değerli okuyucularımın yeni yılını kutlar, sağlık, mutluluk ve huzur dolu günler ve nice yıllar dilerim. Cenab-ı Hak, öncelikle Müslümanlar için ve bütün insanlık için huzur yılı nasip etsin.

 

 

   Sevgi, saygı ve selamlarımla…



Bu Haber 387 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI