Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
6 Ocak 2017 Pazar
PROF. DR. AYŞE YALIN
Çocuk, Terör ve Savaş (II)

Terör, savaş, istismar ya da çocuğun her türlü kötüye kullanımı gibi kavramlar çocuk kavramı ile hiç bağdaşmayan kavramlardır…

Çocuk kavramı masumiyet, saflık, incinebilirlik, korunma, bakım, gelecek… gibi kavramlarla yan yana anılmalı…

Son yıllarda özellikle son günlerde yaşadığımız olaylar birlikte yazmaktan, anmaktan hiç hoşlanmadığım bu kavramları yan yana getirdi…

Ne yazık ki yaşadığımız, içinde bulunduğumuz bu durumu, çocuklarımızı korumak adına onlara açıklamak, anlatmak durumundayız.

 

Pırıl pırıl beyinleri, saf temiz hayalleri var. Yaşadığı yere ve onu her türlü zorda koruyacaklarına ilişkin yetişkinlerine güvenleri var. Tertemiz kalpleri var, güzellikler dolu düşünceleri var… Bunları kirletmeden nasıl olacak bu iş…

 

Keşke hiç açıklamak, anlatmak zorunda kalmasaydık   

……

Bir önceki yazımda;

‘Savaşın ve terörün çocukların üzerinde ki onarılmaz etkisi konusunda herkes aynı düşüncede ve biliyoruz ki terör ve savaşın en yüklü faturası çocuklara kesiliyor… Çünkü hem yaşandığı dönem, hem de gelecek kuşaklar da mağdurlara neden olan, süreklilik özelliği taşıyan atlatılması zor ve hatta olanaksız bir yaşam travmasıdır savaş ve terör’ diye yazmıştım.

Savaş ve terör travmatik yaşantılar ise TRAVMA nedir… Önce bu kavramı anlatmak istiyorum.

‘Travma yaşamımız için, vücut bütünlüğü için, sevdiklerimiz için, yaşam ve değer sistemlerimiz için ciddi biçimde tehdit içeren olağandışı her türlü olaydır’.

Travma ani beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, sınırlı bir süre devam eden, başı sonu belli olan olaylar (örneğin deprem, kazalar ani kayıplar) ya da öngörülen tekrarlayan ve sürekli yaşanan tehlikeler (örneğin savaş, terör, cinsel taciz gibi) … ve her iki travma türünü içinde barındıran durumlar (örneğin doğal afetler ya da savaş ve terör sonrası şiddetin artması gibi) olarak tanımlanmaktadır.

Son günlerde yaşanan terör olayları da ön görülen tekrarlayan bir travma, zorlu bir yaşam olayıdır ve giderek artış göstermektedir. Bu artış, doğal olarak anne ve babaların,  çocuklarının, bu tür olaylar karşısında neler hissettiklerine ilişkin endişe ve kaygı duymalarına neden olmaktadır.

Bu konuda onlarla nasıl konuşacaklarını, konuşmanın içeriğinin neler olması gerektiği konusunda bazı ipuçları vermeye çalışacağım

Öncelikle çocukların ruh sağlığı için yetişkinlerin kendi ruh sağlığını koruyabilmelerinin önemli olduğunu biliyoruz.

 Ağır terör ve savaşın yarattığı koşullarında yaşanan ülkelerde çocuklar ve ailelerle yapılmış çalışmalara göre (Panter-Brick, Afganistan, Leckman, Filistin/İsrail) aile içindeki iletişimin güçlenmesi, aile üyelerinin birbirine verdiği değer ve gösterdiği özen ve barışçı bir dil, bu tür yaşantıların olumsuz etkilerine karşı çocukların ve anne-babalarının ruh sağlığını koruyucu olduğu doğrultusundadır.

Yazgan’ın da ifade ettiği gibi,  terör ve savaşın anne ve babaların ve çocukların ruh sağlığını bozması, toplumun günlük yaşantısını kesintiye uğratıp hatta felç etmesini, sadece onları anlamak ve yarının iyi olacağı temennileriyle olamayacağını ya da bunların yetmeyeceğini biliyoruz. Terörü ve savaşı doğuran, sosyal ve ekonomik koşulların düzeltilmesinin, barışçıl bir dünya için öncelikle gerektiğine ben de inanıyorum. Ancak anne-babalarla çocukların ilişkilerini güçlendirmek, birbirilerini anlamalarını sağlamak gibi yaklaşımların belirli bir düzeyde de olsa çocukların ruh sağlığına olumlu yönde etkisi olacağını düşünüyorum…

Her ne kadar çocuğun yaşı gelişim düzeyi bu tür konuları konuşmak konusunda çok önemli ise de genel olarak önerilenleri şu şekilde sıralamak mümkün.

Hazır olduklarında konuya ilişkin soru sormalarını destekleyin, ancak zorlamayın. Herhangi bir açıklama ya da yanıt verirken onların günlük dillerinde kullandıkları aşina oldukları bildikleri sözcükleri kullanın.

Çocukların gösterdikleri duygu, düşünce ve tepkilerini olduğu gibi kabul edin ve güvende olduklarının söyleyin, ancak çok abartmayın, yerine getirilemeyecek sözler vermeyin.

Çocuklar, tekrar tekrar aynı soruları sorabilirler, sabırla ve acele etmeden her seferinde tutarlı bir şekilde yanıtlayın. Açıklamalarınızı da aynı şekilde tutarlı yapın.

Burada vurgulamak istediğim, çocuklarımızın tutarlı, sürekli ve dürüst bir ilişki içinde kendilerini güvende, dinlenen ve anlaşılmış olarak hissetmelerini sağlayan bir ilişki zeminin oluşturulmasıdır.

Anlaşılmış, güvende ve dürüst bir ilişkinin içinde olma, başkalarının acılarını anlamayı onların yaslarını paylaşmayı da beraberinde getirir…

 

Belki de en etkili ilaç; yası ve acıyı paylaşabilmek, birlikte yaşabilmektir.



Bu Haber 505 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.