Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
20 Ocak 2017 Pazar
İSMAİL SARI
Mâbetler Mâbutlar ve İnsanlar

Mâbet; tapınma yeri, ibadethane demektir. Mâbut; tapınılan varlık, tanrı, ilâh, Allah demektir. İnsanların inançlarına göre mâbet ve mâbutları ayrı ayrıdır. Allah tarafından gönderilen ilâhi dinlerde mâbetler, benzeşik; sadece isimleri farklıdır. Mâbut ise tek ve değişmezdir.

 

            İnsanlar tarafından uydurulmuş olan dinlerde ise hem mâbetler farklı, hem de mâbutlar değişkendir. İnandıkları tanrı inancına uygun olarak insanlar, mâbetlerini de bu inanca uygun şekilde imâr etmişler ve düzenlemişlerdir.

 

            İlâhi dinlerde resim, şekil, totem, put gibi temsili varlıklara mâbetlerde yer verilmediği halde uydurma dinlerde mâbetler, temsili şekillerle doludur. İlâhi dinlerden olan Hıristiyanlığın kiliselerindeki resim, heykel ve büstler sonradan mâbetlere sokulmuştur. Asıl Hıristiyanlığın saf şeklinde bunlar yoktur.

 

            Dini inancı gereksiz gören insanların (ateistlerin) mâbedi de mâbudu da yoktur. Onlara göre “Kendiliğinden varoluş” prensibi kabul edildiği için, dünya hayatından öteye bir âlemden söz edilmez. Yazımın başlığından da anlaşıldığı gibi bu konu, bu günkü yazımın içinde yoktur. Daha sonra, ayrıca işlenebilir.

 

            İlâhi dinlerden olup da günümüze kadar ulaşanlardan Yahudilik ve Hıristiyanlık, son olarak gönderilmiş olan İslâm Dini ile, yürürlükten kaldırılmıştır. Çünkü Allah (c.c), Kur’an’da “Allah katında tek geçerli din, İslâm Dinidir.” Buyurmaktadır. Bu dinlerde mâbut, tek Allah inancı iken zaman içinde bozularak hem Yahudiler hem de Hıristiyanlar, Allah’a oğul yakıştırarak tek tanrı inancını lekelemişlerdir. Bu bozulmalar sonucu Cenab-ı Hak, yeni din (İslâm Dinini) göndererek, bozulmuş dinleri iptâl etmiştir. Allah inancı bozulan dinin ibadeti de işe yaramaz hale gelir.

 

            İlâhi Dinlerde Mâbet Gücü İle Mâbut Gücünü Bileştiren İnsan

 

            İlk insan Hz. Adem ile başlayan insan toplulukları, dâima bir mâbut ve mâbet etrafında birleşmişlerdir. Hz. Adem, hem ilk insan, hem de çocuklarından oluşan toplumlar için gönderilmiş ilk Peygamber (Allah’ın elçisi)dir. Ve dünya üzerinde kurdukları ilk dünya evi de Kâbe’dir. Kur’an’da şöyle anlatılıyor: “Şüphesiz âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev-mâbet-Mekke’deki Kâbe’dir. (Âl-i İmrân:96). Bu ev, daha sonra Allah tarafından kutsallaştırılarak insanların ilk mâbedi (tapınma yeri, ibâdetgâhı) olmuştur. Bundan sonra bütün ilâhi dinlerde mâbut, mâbet ve insan bağlantısı en üst düzeyde devam ettirilerek günümüze kadar gelmiştir. Bu üçlü arasındaki bağ, ne kadar güçlü olursa insan da o kadar güçlü olur. Mâbetlerdeki toplu ibâdetler (cemaat halinde tapınmalar), toplum gücünü oluşturur. Mâbetlerdeki toplum gücü zayıfladıkça, toplumsal dayanışma ve toplumsal güç de zayıflar. Elbetki bu ifademiz, geçerli tek din olan İslâm Dini için geçerlidir. Geçersiz olan din ile mâbut-mâbet ve insan bağı kurmak mümkün olamaz.

 

            15 Temmuz olayındaki silah gücüne karşı duran silahsız güç, büyük çoğunluğu câmi cemaati olan insanların mâbuda (Allah’a) karşı olan samimi bağlığının ve bunun sonucu olarak elde edileceğine inanılan büyük mânevi rütbe ŞEHİTLİK derecesi inancının verdiği toplumsal güçtür.

 

 

            Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 315 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI