Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
20 Şubat 2017 Pazar
BERKAY YALIN
Mutluluk

(Amerikalı Psikiyatr Robert Waldinger’den alıntıdır.)

Bir araştırma düşünün ki 75 yıl sürmüş olsun.

Tam 75 yıl boyunca 750 kişiyi takip etmişler.  Birbiriyle çok zıt iki grup üstelik.. Bir yarısı Harvard Üniversitesi mezunu, diğer yarısı Boston’un en yoksul mahallerinde yaşayan gençler..

18 yaşında tutmaya başlamışlar kayıtları.  Gençlere sormuşlar, “Hayatta seni en mutlu kılacak şey nedir? “

Çoğunluk ne cevap vermiş tahmin edin...

İki zıt toplumsal kesim, tutmuş aynı yanıtı vermişler : Zenginlik ve şöhret !

Şimdi buraya kadar normal, ee ne olmuş ki diyebilirsiniz..

Ama iş o 750 genci, 70-80 yaşlarına kadar takip etmek olunca enteresan sonuçlar çıkıyor. Hem de öyle böyle detay değil, sağlık raporlarından, banka hesaplarına, aile bireyleri ile görüşmelerden , her yaşta ayrı fotoğraflarına kadar..

O 750 kişiden kaçı ünlü ve zengin olmuştan öte, hedefte şu soru var, “ Kaçı mutlu ve sağlıklı yaşlılar olabilmişler? “

Hani zengin ve ünlü olunca mutlu olacaklardı ya !

Olabilmişler mi?

Sizce....?

Keşke yazı değil de sohbet olabilseydi bu, cidden aklınızdan ne geçtiğini duymak isterdim...

Neyse fazla merakta bırakmayım sizi..

Zengin ve ünlü olmanın, mutlu ve sağlıklı olmakla direkt bir ilgisi bulunamamış !

Anahtar kelime ne biliyor musunuz?

“Sosyal ilişkiler” !

Onca 750 kişinin içinde, mutlu ve sağlıklı olan kişiler , etrafında dostları, akrabaları, komşularıyla, kısacası sevgi ile çevrili olanlar.. İster Harvard mezunu olsun, ister yoksul bir ailenin çocuğu.. Fark etmiyor.  Bu arada kaç arkadaşınız olduğu da önemli değil. İlişkilerin “kalitesi” önemli. Güven duygusu , kabullenilme, takdir edilme, aidiyet vesaire..

Yani anlayacağınız, 60-70 yaşlarına geldiğinizde, kolesterolünüzün veya tansiyonunuzun ne kadar olduğu bile bir şekilde ilişkilerinizin güzelliğine bağlı. İyi ilişkiler sadece vücudumuzu değil, beynimizi de koruyor.

İyi bir ilişkinin de baş tacı “güven” diye vurgulanıyor..

 Gerçek “Dostluk”, tabakta kalan son patates kızartmasını birbirine ikram etmektir. O üzülünce ona kıyamamak, biri onu hırpalarsa ona siper olup korumak, o başarılı olduysa kendin olmuş gibi sevinmektir. Dost demek güven demektir. Sen önce güvenilir bir insan olacaksın ki etrafına da güvenilir insanlar toplansın. Sen yalancı, sen kıskanç, sen kaba biri olursan etrafında da öyle arkadaşlar olur. Gül bahçesi mi, diken tarlası mı, seçim sizin !..

Diyeceğim o ki, günümüz dünyasında tüm mutlulukların paraya endeksli olması bir tesadüf değil. bir kurgu, bir yönlendirme.

Yok mu sayacağız maddiyatı?

Elbette ki hayır.

Ama önceliklerimizden olmamalı..

Çok zengin ve ünlü bile olsa bir insan, sana telefonu teklifsizce açıp, “Vayy be ..! Helal olsun kardeşim sana..!! Gurur duyuyorum seninle..” diyecek bir gerçek dostun yoksa neye yarar?

İçin katılıp ağladığında, ya da yüreğine kara kara isli bulutlar yürüdüğünde yargılanmayacağından emin olarak dertleşmeyeceksen bir can yoldaşıyla, zehrini nereye akıtabilirsin ?

Tabakta kalan son patates kızartmasını yayıla yayıla ağzına atıyor olabilirsin.. Atlar, katlar, yatlar sahibi olabilirsin.. Herkes önünde iki büklüm eğilip ceketini ilikliyor olabilir, ama hayat, sen evinin kapısından içeri girip, o kapıyı kapattığın an başlıyor..

O kapının ardında, yani senin iç dünyanda kaç tane sevgili varlık var?  Kaçına güvenebilirsin? Sen kaçı için güvenilir kişisin?  Kaçının gözlerinde yaş görürse kolları sana uzanır?  Kaçı senin hangi yemeği sevdiğini, veya ne bileyim kimyondan nefret ettiğini bilip, ona göre sana yemek yapar?  Kaçı sen balkonda üşüdüğünde içerden bir pırtıl hırka alıp omuzlarına konduruverir?  Kaçını gecenin kör bir saati teklifsiz arayabilirsin, veya o seni arayabilir?

Yurdu yuvası olmayan, konacak yer bulamayan kuşlara döner yalnız insanlar...

Neticede Yaşar Kemal’in de dediği gibi;

“İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar”.

Yani evrende yakışıklı bir iz bırakmanın yolu zenginlik ve şöhretten değil, "insanlık"tan geçer!

Anlamak için kaç yaşına gelmemiz gerekiyor ?

 

 



Bu Haber 298 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI