Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
24 Şubat 2017 Pazar
İSMAİL SARI
Ahmet Keskin Hoca'yı Uğurlarken

Hepimiz söyleriz; “Birgün doğduk, bir gün de öleceğiz elbet…” deriz de, ölüm gerçeğini kendimizden dâima uzak tutmağa çalışırız. Halbuki o, yakıncacıktır. Her gün, yakınlarımızdan, tanıdıklarımızdan, eş-dosttan ebedi aleme göçenler olur. Onları götürür, defnederiz de bir an için onların yerine kendimizi koyarak düşünmek, çok işimize gelmez. “Hele şimdi sağlıklıyım, strese gerek yok, moralimi bozmayayım…” gibi aldatıcı sözlerle kendimizi kenara çekiveririz.

 

Kur’an-ı Kerim’de birkaç defa; “Her nefis, ölümü tadacaktır; mutlaka bize döndürüleceksiniz…” ifadeleri ile Allah, bizi uyarmaktadır. Şunu da belirteyim: “Hep ölümü düşünerek, dünya ile hiç ilgilenmeyelim” anlamında söylemiyoruz elbet bu yazdıklarımızı. Bunun ölçüsünü de Peygamberimiz (a.s) şöyle belirtmiş: “Hiç ölmeyecekmişsiniz gibi dünya için, hemen yarın ölecekmişsiniz gibi de ahiret için çalışınız.”

 

Ahmet Keskin Hoca, bir amansız hastalıkla epeyce mücadele ettikten sonra, neticede yenik düştü. Elbetki hepsi ecel. Bir bahane olacak da bu ömür noktalanacak. Cenab-ı Hak (c.c) dan, ahiret hayatının kendisi için hayırlı olmasını dileriz. Allah; sevdiği kullarına dahil etsin, cennetine girenlerden eylesin, kabrini bir cennet bahçesi kılsın. Çünkü öyle buyuruyor Peygamberimiz (a.s): “Kabir; kşşiye, cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarından bir çukur olur.”

 

Ahmet Keskin Hoca’yı gördüğüm her yerde, kendisine “Tevrat Amcamın oğlu nasıl?” diye takılırdım. Gülüşürdük ve Tevrat Amca’yı bir hayırla yâdederdik. Babası olan Tevrat Amca, çok muhterem bir insandı. Allah (c.c), onun da mekanını cennet kılsın. Babacan birisi olarak bizlere çok iyiliği oldu. Şöyle ki:

Ben, İlkokulun iki senesini, köyümüzde (çatak köyü) ilkokul olmadığı için Karlıtepe İlkokulunda okudum. Tevrat Amca’nın, okulun yakınında bir bakkaliyesi vardı. Onun dükkânının yanından bizim köyümüz tarafına bir dal köprü (ağaç köprü)den geçerek ulaşılırdı. Akçay Deresinin yukarısı olan bu dereye, bizim çocukluğumuzda çok fazla sel gelirdi. Çünkü o zamanlar, açık arazi tarlalar çoktu. Yağmur yağınca, birden sel oluşurdu. Daha sonra her taraf fındıklık olunca eskisi gibi su birikmiyor. Fındık bahçeleri suyu tutuyor. İşte bu derenin üzerindeki dal köprüden geçerken Tevrat Amca bizi (benim daha arkadaşlarımda vardı), kendi çocukları gibi korur, köprüyü geçinceye kadar bakar ve bize dikkat etmemiz için öğütler verirdi. Ben, Tevrat Amca’nın bu büyüklüğünün farkına, biraz yaş ilerleyince varabildim. Allah onu da sevdiği kullarına dahil etsin.

 

Değerli Okuyucularım,

 

Yenilen-içilenler unutulur. Ama, büyüklükler, yapılması gereken yerlerde küçüklerin elinden tutmalar, yardımcı olmalar asla unutulmaz. Ahmet Keskin Hoca’nın da, babasının oğlu olduğu için elinden tuttuğu çok sayıda insan vardır. Zira evin yanında duasını yapan Mehmet Sencar Hoca, bir-iki hatırasını anlatmıştı. Cenazesini dolduran yoğun insan kalabalığı, bunun göstergesi idi. “Baki kalan bu kubbede, bir hoş sâdâ imiş.”

 

Ahmet Keskin Hoca’yı ebedi âleme uğurlarken, bir vefa borcu olsun diye ben de aklımda kalanları not ediverdim.

 

 

Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 473 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI