Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
2 Mayıs 2017 Pazar
AV. EMRAH DUMAN
Ormanın Dili

Geçen günlerden birinde akşam güneşinde ailece etrafı keşfe çıktık.  Gölevi’nin tepelerine doğru yürüyüp fındık ağaçlarının ve korulukların arasından geçtik. Yukarılara doğru yürüdük.  Bulunduğumuz yerde bir iki kır evi haricinde bina yoktu.  Genişçe bir düzlüğün ilerisinde bir koruluk başlıyordu. Koruluğun içine girip yürümeye başladık. Sonra oturup dinlendik. Sadece ormanı dinlemeye çalıştık. Ama sadece sesleri değil. Orman ağaçlarıyla ve dallarıyla sizi kuşatıyordu. Aslında korunun ölçülmesi zor gölgeli enginliği, sakinliği,  gün ışığının vurduğu o küçük açıklık, ağaçların dallarının size ve her şeye doğru sarkması, her yerde yürüyen karıncalar, her yere sokulan sarmaşıklar, havanın ılıklığı, kışın devrilmiş kuru dev kayın ve bizi ondan ayıran kurumuş dere yatağı bir şeyler anlatıyordu ve hissettiriyordu.   “Sen… Sen de buranın bir parçasısın. Şimdi burada yaşamıyor olsanız da burası ile bağınız henüz kopmadı. Siz böyle etten kemikten var olduğunuz sürece kopamaz da.  En son kemikleriniz kaldığında da onları köklerimizle kucaklarız.  Biz tamamen ortadan kaldırılsak da bir bahar günü sabah güneşiyle kulaklarınızda kuş yuvalarından gelen sesleri duyunca gözleriniz fındık ocaklarını değil, “bizi”, kestiğiniz yerde arar. ”  Orman duymayı özlediğim şeyleri fısıldıyordu.  Dil sadece kelime ve hecelerle olmazdı. “Doğal yollarla ortaya çıkan hiç bir topluluğun bir biri ile bağlantısı kopmaz. Bitkilerle hayvanlar, hayvanlarla insanlar, yırtıcılarla yumuşakçalar, mikroplarla et,  yılanlarla toprak, kaya ile kök… Eğer koparsa  “kopan” var olamaz.”   Bir ormanın içinden denizi ve fındık bahçelerini izledim bir de dışına çıkıp ormanın içine baktım.  En dışarıda mavi gökyüzü, altında gölgeleri kucaklayan yeşil halka ve en ortada gölgeler için de de biz.

Peki, bu huzur hep baki mi kalacak. Biliyorum tehlikede olduğunu. Sahipsiz küçük bir tay gibi otobanda yürüdüğünü.  Onu kurtarabilir miyim?  Ya da onu korumak için geri kalan yaşamımı ona sahip olmaya mı harcamalıyım? Ona hakim olunduğunda orman aynı orman olarak kalabilir mi? Belki de “biz“ ve “o” var olduğu sürece mümkün olduğunca buluşmak en iyisi.

İşte dünyanın uzak bir ucunda değil,  “oralıyız” dediğimiz biricik Ünye’mizin kıyıda köşede kalmış bahçelerinden sadece birinde  bunları tecrübe ettik.

 

       



Bu Haber 440 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.