Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
12 Mayıs 2017 Pazar
İSMAİL SARI
Kur’ân-I Kerim’de “Ledün İlmi”

Günümüz dünyasında, dikkate değer çok önemli olaylar meydana gelirken bazen bizleri ümitsizliğe veya paniklemeye sevkeden durumlar oluyor ve perde arkasındaki gerçekleri göremediğimiz için “Bunda da vardır bir hayır” deyip beklemeye koyuluyoruz.

 

Ülkemizdeki gelişmeleri seyreden İslâm ülkelerinin bir kısmında “Arap Baharı” diye bir kalkışma hareketleri başladı, Suriye’ye gelince batağa saplandı. Mısır’da geri tepti. Libya’da kötü şeyler oluyor.

 

Bunlar, kendi mecrasında devam ederken, Türkiye’de hamle üstüne hamle ve arkasından Cumhurbaşkanlığı sistemi geldi. Bu sistemin devamı, ne getirecek; bizi gözlemekte olan İslâm ülkelerinde neler olacak?

 

Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada enteresan olaylar gözlüyoruz. Her ülkede kendi iç yapısını ilgilendiren seçimler, zamanla yapıldığı ve sonuçlandığı halde Türkiye’de yapılan bu seferki Cumhurbaşkanlığı sistemi için yapılan “Halk Oylaması” (Referandum), özellikle batılı ülkeleri (ABD ve AB) niçin bu kadar fazla ilgilendirdi?  Açık tavır alma noktasına geldiler? Endişeleri nedir, neden ürküyorlar?

 

Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesinden fazlaca kaygılanan ABD, Suriye sınırımızda üç-beş çapulcu terör örgütlerinin yanından beri bize gözdağı vermeye tenezzül etme durumuna düşmesi, FETÖ terör örgütünü kullanarak Rus uçağının düşürülmesi ve Türkiye’de başarısız darbe teşebbüsünde bulunulması, hafife alınacak olaylar değil.

 

Bütün bunları düşünürken ve yorumlarken okurlarıma ışık tutsun ve rehberlik etsin diye; Kur’an-ı Kerim’de anlatılan “LEDÜNN İLMİ” nden  kesitler sunmayı, içinde bulunduğumuz mübarek ayların da ruhuna uygun düşer anlayışı ile arzediyorum. Konuyu anlatırken, kaynak olarak İbn Kesir ve Hak Dini Kur’an Dili isimli tefsirlerden faydalandığımı da peşinen belirteyim.

 

Hz. Musa ve Hızır Aleyhisselâmlar.

 

Hz. Musa, Allah’a şöyle talepte bulundu.

-          Yâ Rabb! Kullarının sana en sevgili hangisidir.?

Şöyle buyurulmuş:

-          Beni zikreden ve unutmayanlardır. Hz. Musa:

-          Ey Rabbım! En hakim kulun kimdir?

Yine şöyle cevap verilmiş:

-          Hak ile hükmeden ve arzularına uymayan kimsedir.

Hz. Musa tekrar sordu:

-          En bilgili kulun kimdir? Musa’ya şöyle buyuruldu:

-          Belki bir kelimeye rast gelirim de bir doğru yolu gösterir veya bir felaketten kurtarır diye insanların ilmini araştırmakla kendi ilmine ekleyen kimsedir.

Bunun üzerine Hz. Musa demiş ki:

-          Ya Rabbi! Kullarından, benden daha bilgisi varsa bana göster. “Var” diye cevap verildiğinde:

-          O halde onu nerede arayayım, diye niyazda bulunmuş. Kendisine şöyle cevap verilmiştir:

-          Her iki denizin birleştiği yerde, kayanın yanında balığı kaybedeceğin yerde, diye ta rif edilmiş.

 

Hz. Musa çantasını hazırladı. Yol azığı olarak çantasına kızarmış BALIK koydu. Yanına hizmetlisini aldı. Hizmetlisi, Yûşa b. Nûn’dur. Allah’ın tarif ettiği adamla buluşarak onun ilminden faydalanmak üzere yola çıktılar. Epeyce yürüdükten sonra bir su kenarına vardılar. Hz. Musa, suyun kenarındaki taşın üzerine uzandı. Uykuya daldı. O uyurken çantadaki kızarmış balık, birden suya atladı. Hizmetli, hayretler içinde balığı seyretti ama Musa’yı uyarmak istemedi, uyanınca söylemek üzere sustu.   

 

 

 

Musa (a.s) uyanınca da söylemeyi unuttu. Biraz daha yürüdüler. Hz. Musa hizmetlisine dedi ki:

-          Ben acıktım, şu azığımızı getir de yiyelim.

Hizmetli birden;

-          Eyvah! Azığımız olan balık, siz uyurken suya atlayıp kayboldu ama ben sizi uyaramadım. Şeytan bana unutturdu, siz uyanınca da söyleyemedim. Beni bağışlayın dedi. Bunun üzerine Hz. Musa:

-          İşte orada bekleyecektik. Görüşmek üzere yola çıktığımız adamla orada buluşacaktık. Hemen geriye dönelim, dedi. Dönüp geldiklerinde, uyuduğu taşın üzerinde bir adam oturuyordu. Selâm-Kelâmdan sonra Musa:

-          Allah bana seni tavsiye etti. Senin ilminden faydalanmak için bir süre sana arkadaş olabilir miyim, dedi. Bu adam Hızır /(a.s) idi. Hz. Musa’ya şöyle dedi.

-          Ya Musa! Benim işlerim, senin iç yüzünü bilemediğin işlerdir. Allah sana peygamberliğinle ilgili bilgileri öğretti; bana da benim görevimle ilgili bilgileri öğretti. Benim işlerime karışırsın, anlaşamayız. Hz. Musa ısrar etti ve işlerine karışmamak üzere söz verdi. Birlikte yolculuğa başladılar.

 

Biraz yürüdükten sonra, boğazı geçmeleri için gemiye binmeleri gerekti. Geminin sahipleri Hızır  (a.s) ı (hürmete layık bir insan olarak) tanıyorlardı. Hürmetle gemiye aldılar ve ücret de almadılar. Gemileri de yani yapılmış, pırıl pırıldı.

 

Hz. Musa ile Hızır (a.s) bir köşeye oturdular. Biraz gittikten sonra Hızır, geminin bir tahtasını kırmağa başladı. (Devamı haftaya)

 

 

Sevgi, saygı ve selamlarımla…



Bu Haber 263 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI