Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
16 Haziran 2017 Pazar
İSMAİL SARI
Ölü Şehire Can Suyu; Camiler

Anadolu’muzun sürekli canlı, cıvıl cıvıl olan şehir hayatına alışık olduğumuz için Almanların şehir yaşamı bizim içi çok sıkıcı oluyor. Sanki ölü şehir, sokaklar ıpıssız. Mahalle aralarına giriyorsun, sanki oralarda kimse yaşamıyor. Buralarda sahipsiz hayvan olmadığı için kedi-köpek de yok. Bu sessizliği, benim güzel kuşum KARATAVUK bozuyor. Evimin yanındaki ağaçlıkta, bahar geleli sürekli ötüyor. Onun ötüşünü, benim çok sevdiğimi biliyor.

 

Bir yabancı ülkede Müslüman olmanın ayrıcalığını, camilerde yaşıyorsun. Bu ıssız görünümlü şehirlerde camiler, cıvıl cıvıl…Ramazan ayında daha da bir başka canlı. Camilerde her akşam iftar veriliyor. Hani bizim oraların meşhur lâfı; “Mezifon’da eşek izi sorulur mu?” derler ya; O misal, burası Almanya. Araba çok. Camilerin etrafı geniş olup oto-parkı çok olmasına karşın, akşamları yol kenarları da doluyor. Okuyucularımın itirazlarını duyar gibiyim; “Şimdi Türkiye’de de öyle, camilerin yanları. Arabaları yollar, kaldırımlar almıyor.” diyorsunuz. Ancak Türkiye’de park sorunumuz var. Burada, yerleşim için ilk sorulan şey, “Oto-parkın var mı?” sorusu.

 

Camiler, gerçekten gurbet ilde Müslümanların sığınak yeri, odak noktası; bütün bağlantıların kesiştiği yerler. Büyük çoğunlukta camilerin müştemilâtı içinde bir de market vardır.  Çoluk-çocuğu ile herkes oraya uğramadan edemez. Bu da ayrı bir canlılık sağlıyor camilere. Müslümanların, arı kovanları gibi çalışan canlı şehir yaşamı ile yabancıların, ölü şehir görünümündeki sessiz ve ıssız şehir yaşamı, iki toplumun ayırıcı vasıflarından. Bunda, bolca alkol alımının etkili olduğu tahmin ediyorum. Bizlerde trafik kazası olduğunda denetçilerin ilk sordukları ve kontrol ettikleri şey, alkol muayenesi oluyor. Buralarda ise, kaza yapanlardan birisi talebederse veya devlete zarar veren bir kaza olmuşsa alkol kontrolü yapılıyor. Geçtiğimiz Mayıs ayı içinde, otobüsle Köln’e bir toplantıya giderken, bizi sollayan bir bayan sürücü, otomobilini bizim otobüsün önüne kırdı. Çok süratli idi. Önündeki aracı geçmeğe çalışırken bizim otobüsle öbür aracın arasına sıkıştı. Bizim otobüsün sol ön köşesi onun sağ arka kapısını içine geçirdi. Çok tehlikeli bir kaza idi ucuz kurtulduk. Polis geldi, rapor tuttu. Hiç alkol kontrolü yapmadı. Bizim kaptana sordum. Alkol kontrolü neden yağmadılar, diye. Bayan sürücü, hatanın kendisinde olduğunu kabullenmiş. Bizim kaptan isterse yapıyorlarmış. Bayan sürücünün bütün halleri, alkollü olduğunu gösteriyordu. Yani pisi pisine gidiyorduk, Allah korudu. Yollar geniş, her taraf oto-ban. Gel gör ki, sürücü hatasına, yapacak bir şey kalmıyor.

 

Burası Avrupa; bizi her fırsatta yerin dibine sokmak için can-hıraş tepinen Avrupalıların hali bu. Bizim bazı yaltakçılar da onların yanında, “Avrupalılar şöyle, Avrupalılar böyle gibi” sözlerle yer alınca, olanlar bize oluyor. Şairin dediği gibi, sanki “Köpekleri salmışlar, taşları bağlamışlar.” Yollar güzel diye kafayı çek, düş yollara; olanlar hep garibanlara oluyor. Biz otobüste otuz kişi idik. Kaptanımız direksiyon hakimiyetini kaybetse, oto-banın üzerinde, yana yatarak birkaç takla atardık. Gerisini düşün…

 

Ne anlatmak istediğimi, sizler değerli okuyucularım, çoktan anladınız. Bizim, kimseye özenmeye, taklit etmeye, yaltakçılık yapmaya ihtiyacımız yok. Kendimizi beğenmeme hastalığımız, ruhlarımıza sokulmuş bir yabancı virüstür. Bunu bir atar da, akıllıca ve dürüstçe yolumuza devam edebilirsek, dünyaya örnek oluruz. Bu bağlamda, camilerimiz bizim odak noktalarımızdır. Cami odaklarından geçmeyen bağlantılar, çıkmaz sokaklardır. Bir süre debelenir, kaybolup gideriz. Aman dikkat…

 

 

Saygı, sevgi ve selamlarımla…



Bu Haber 256 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI