2 Aralık 2009 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Bayram mı geldi usta?
yasar.karaduman@gmail.com

Bugünkü köşe yazımız, bayram nedeni ile biraz  toplama oldu, ama gelecek sefere sıkı  konular var.. Neler mi? Birazdan aşağıda yazacağım..

Umarım değerli okuyucularımız Kurban Bayramını mutlu ve huzurlu geçirmişlerdir.  Tanrı Kurban kesenlerin sevaplarını kabul etsin. Ben, çok küçükken kınalı koçum üç gün baktıktan sonra kesilince kurban kesmemeye taa o gün karar vermiştim…Bu bayram biraz hüzünlü geçti.. Kız doktora için Amerika’ya, oğlum da komando teğmen olarak vatanı beklemeye Tunceli’ye gidince yalnız kaldım

 

Bugün sizlere Çamlığı ve yolun kenarına yapılan sağlıklı yaşam parkını  (ne kadar sağlıklı olacaksa) ve Dolmapark’ı yazacaktım. “Atatürk Parkı” demiyorum, Atatürk olsaydı, “adımı böyle şeylere alet etmeyin  beni böyle denizi doldurup park yaparak anacaksanız bırakın.. Sakın oraya heykelimi falan da dikmeyin” derdi.

 

Yahudi trenleri

Çok uzun yıllar yurtdışında bulunmam nedeni ile de kurban kesme ibadetini (bazıları farz, bazıları ibadet bazıları değil diyorlar) yerine getiremedim.

Ben yurtdışına İstanbul’da ancak sömürgelerde uygulanan bir yöntemle dişime kadar vücudumun her tarafına bakıldıktan sonra elime verilen bir belge ile Sirkeci garından benim gibi yüzlerce kişi ile trene bindirilerek gönderildim. Temerküz kamplarına yakılmak için insan taşıyan Yahudi trenlerine benzeyen bir yolculuktan sonra bir sabah Münih garına indim. Biraz sonra es es subayları vagonları Hannover yakınındaki “Bergen Belsen” toplama kampına götürmek için başka hatta çekecek diye bekledim. Hannover’e gidecek olan “Kuzey Ekspresi”ni  beklerken  bana kapıdan her an  es es subayları girecek beni de götürecekmiş gibi  geliyordu.. Böylece Almanya, Avusturya, İsviçre ve Fransa’da toplam 32 yıllık Avrupa hikayem başlamış oluyordu.

 

Almanya’da kurban hikayesi

Honnever’de evimiz bahçe içinde bir konaktı.. Bir Kurban bayramıydı, yukarıda oturan  aile nerden bulmuşsa bir koyun bulmuş ağaca asmış kesiyordu.. Birden bir gürültü koptu.. İki itfaiye aracı, bir ambulans on beş yirmi polis  silahlarla bahçeye girdiler.. Ellerinde bir megafon “Etrafınız sarılmıştır, kıpırdamayın ellerinizdeki baltaları ve bıçakları atın” diye anons ediyorlardı. Pencereye koştum. Anladım hemen ne olduğunu.. Almanlar hayatlarında ağaca asarak koyun boğazlayan ve derisini yüzen birilerini görmemişlerdi, bunun ne anlama geldiğini de bilmiyorlardı. Hemen bütün aileyi, ağaçtan koyunu, suç aletleri, baltayı satırı, alıp götürdüler. Aile derdini anlatıp geri dönene kadar akşam olmuştu, ama  kurban dönmedi.. Sonra Hannover belediyesi açıkta hayvan kesmeyi yasakladı kesecek bir yer zaten yoktu. Şimdilerde var..

Ama Türkler kurban kesmenin bir yolunu bulmuşlardı Türkün ince zekası buna da bir çare üretmişti. Koyunları evlerin banyolarında banyo küvetlerinde kestiler.. Bir gün şehrin içinden geçen İnerste deresi kıpkırmızı akmaya başlayınca Almanlar önce bir mana veremediler.  Sonra araştırılınca kırmızılığın evlerin banyolarında kesilen kurbanların kanı olduğu anlaşıldı.. Tek tek evleri tesbit edip ağır cezalar yazdılar.

 

Şehitlerin mezarında

Akraba ve dost ziyaretlerini bitirince son gün İstanbul Edirnekapı’daki Güneydoğuda gencecik yaşlarında teröre kurban giden şehitlerimizin mezarlarını ziyarete gittim.  Mezarların başında gözü yaşlı şehit annelerinin, nişanlıların kardeşlerin gencecik eşlerin, acılarını paylaştım. Üç mezar beni çok etkiledi.. Biri Ünye’nin Kaledibi köyünden bir çocuğumuzun mezarı, biri mezarına Türk bayrağının yanı sıra Fenerbahçe bayrağı dikilmiş mezar, biri de üzerine bir mektup bırakılmış mezar.. Mektubu açtım okudum. Can isimli bir çocuk mezarda yatan dayısına: “Seni çok özlüyorum dayı” diye yazmıştı.. Fotoğraflarını çektim, ne yazık ki size gösteremiyorum, görseydiniz gözyaşlarınızı tutamazdınız.

 

Sait Hoca’dan özür..

Sait Hoca bana kızmış, “ Karaduman beni unutmuşun” dedi.. Geçende bir  yazımda “bu gazetede elli yıldır yazan iki kişi, var, biri Yüksel Şen abimiz biri de ben” demiştim.. Oysa Sait Hoca’da elli yıl önce çocuk sağlığı üzerine yazıyordu. Hocamı unutmuşum özür diliyor düzeltiyorum.

 

Bayramınız kutlu olsun..



Bu Haber 457 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI