Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
21 Temmuz 2017 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Kaybeden Ordu olur, Ünye olur...

Geçtiğimiz hafta işlerimin yoğunluğu nedeniyle köşe yazımı bir türlü zaman bulup yazamadım.

Geçtiğimiz hafta tabi, içinde 15 Temmuz tarihini barındıran bir haftaydı. Bir yıl önceki 15 Temmuz kalkışmasının 1. yılıydı.

Birinci yıl15 TEMMUZ DESTANI olarak ülke sathında her yerde anıldı.

Ünye'de bir çok etkinlik düzenlendi, düzenlenmeye devam ediliyor. Bu kapsamda Ünye Belediyesi 19 Temmuz gecesi Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu'nu getirdi. Hocamız "Şehitlerin İzinde" adlı sunumuyla bizleri ihya etti.

Bende etkinlikler kapsamında bu yazımı 15 Temmuz'a ayırmak, kendi adıma tarihe not düşmek istedim.

Geri döndüm, geçtiğimiz yıl 15 Temmuz Hain Kalkışması'yla ilgili yazımı açtım, okudum. Gördüm ki bugün 15 Temmuz'la ilgili yazmam gerekenleri ben o yazımda zaten ifade etmişim.

Bu nedenle bir yıl önceki yazımı burada bir kaz daha paylaşmak istiyorum.

 

"Emperyalizm bir kez daha yenildi"

Bir Japon atasözünde denir ki; "Pirincin içindeki siyah taştan değil asıl beyaz taştan korkun." 

Ne kadar da açık, ne kadar da net anlatıyor bu söz bugünlerde içinde bulunduğumuz gerçeği... Yaşadığımız hainliği.

Fethullah Gülen'in yurtdışındaki okullarını herkes gibi ben de izliyor... Takdir ediyor... "Hoca'ya helal olsun, Türkçe'yi dünya dili yapıyor... İstiklal Marşı'mızı dünyanın her tarafında söyletiyor." diyordum.

Hatta hiç unutmam...

Sanırım 2006 yılıydı, Gülen'in Ünye'deki taraftarlarından birine; "Eğer kabul ederseniz ben de toplantılarınıza katılmak... Maddi ve manevi yardımlarda bulunmak isterim" dedim.

Bunu da, dediğim gibi hayranlıkla izlediğim yurtdışındaki Türk okulları nedeniyle söyledim.

Şu anda gözaltına alındığını bildiğim o Gülen taraftarı ya unuttu... Ya dikkate değer bulmadı... Ya da aralarına almayı uygun görmedi... Bilemiyorum hangisi. Ama beni toplantılarına davet etmedi.

Bugün ise diyorum ki; iyi ki davet etmemiş. Yoksa bir tarafından bende bulaşmış olacaktım bu kirli oyuna.

 

Zehiri altın kapta sunarlar...

Lisede Edebiyat Öğretmenimiz kompozisyon yazılısında "Zehiri bakır kapta değil altın kapta sunarlar." sözünü açıklamamızı istemişti.

Ben bu sözü hiç unutmadım.

Hatta Edebiyat Öğretmenliği yaptığım yıllarda kompozisyon yazılılarında sık sık öğrencilerimden bu sözün açıklanmasını istedim.

Ama ne yazık ki; kendim bile bu sözün özünü algılayamamışım ki, Fethullah Gülen'in "altın kap" olarak kullandığı Türk okulları zehirinin farkına varamamışım.

 

F. Gülen, pirincin içindeki beyaz taşmış...

Pirinci siyah taştan arındırmak kolay. İnsanın gözünün içine girecek kadar görünürdürler.

Ya taş siyah değil de beyaz olursa... Acab ola gördüğümüz pirinç midir, taş mıdır? Güçtür anlamak, ayırmak öyle değil mi?.

İşte F. Gülen pirinç içindeki beyaz taş misali gizledi kendisini... Taş değil pirinç olarak göründü, ayıklanamadı... Ne yazık ki yıllardır afiyetle yenildi, yutuldu.

 

Bu darbe çok başka...

Bu ülkede darbeler hiç eksik olmadı. Ama daha önceki darbelerden bu çok farklı.

Sakın yanlış anlaşılmasın önceki darbeleri savunduğum falan yok. Bütün darbeleri ve darbecileri lanetliyorum.

Ancak bu zamana kadar yapılan darbeler mevcut iktidarları, hükümetleri hedef almıştı.

Ama bu darbe hükümeti falan değil bizzat devleti hedef aldı.

Ülkemizi bölüp parçalamak, bağımsızlığımızı yok etmek üzerine kurulu bir darbe girişimiydi.

İç savaşa yol açmak, bizi Suriye'nin, Irak'ın düştüğü kaosun içine sokmak istemişlerdi.

Önceki darbelerde hükümet gitti. Vakti geldi yeni hükümetlerle ülke yoluna devam etti.

Ama bu darbe başarılı olsaydı hükümet değil ülke elden gidiyordu.

 

Milleti tanımamışlar...

Darbeciler öyle hazırlanmışlar ki... Kendilerince başarısız olmalarını adeta imkansız kılmışlar.

Esas itibariyle devlet kurumlarında TSK içinde, polis teşkilatında, yargıda, bürokraside güçlenerek, köşe başlarını tutarak yapmak istemişler bu işi.

Hesap edemedikleri-etmedikleri ise millet olmuş.

Aslında milletle ilgili kendilerince bir hesap yapmışlar. Bunu sezdik.

Milletimiz siyasetteki sertlik yüzünden son yıllarda iyiden iyiye kutuplaşmaya doğru sürüklenmişti.

Bunun sonucu iktidar yanlıları ile muhalefet yanlıları arasındaki ayrışma bir hayli derinleşmişti.

İşte buna güvenmiş, bu durum üzerinden hesap yapmışlar. Darbe sırasında muhalefet yanlılarının kendilerinden olacağına kesin gözüyle bakmışlar bu hainler.

Ama bu milletin irfanını, bu milletin ferasetini, bu milletin tarihinden gelen bağımsız yaşama ruhunu tanımamış, hesap edememişler.

 

Türk Milleti emperyalizmi bir kez daha yendi

Milletimiz bağımsızlığımızı, bölünmez bütünlüğümüzü hedef aldığını çabuk fark ettiği darbeye direndi. Darbecileri canı pahasına püskürttü.

Aslına bakarsınız bu işin bir yüzü.

Diğer yüzü çok daha anlamlı ve önemli.

Türk Milleti Milli Kurtuluş Savaşında Avrupalı emperyalistleri yenerken perdenin gerisindeki Amerikan Emperyalizmini de yenmişti.

Ama Amerikan Emperyalizmi Anadolu topraklarından hiç vazgeçmedi. Uzun yıllar dost ya da stratejik ortak yalanlarıyla bu ülkeyi uyuttu. Parçalayıp yutmak için plan üstüne plan yaptı.

İşte bu darbe teşebbüsü, arkasında Amerikan Emperyalizminin bulunduğu... Hainliğin diz boyu olduğu bir teşebbüstür.

Sonuç; Türk Milleti Amerikan Emperyalizmini bu topraklarda tarihinde ikinci kez yenilgiye uğrattı.

 

Emperyalizm bu topraklarda hep yenilecektir

Yalnız şu açık bir gerçek ki Amerika bu sevdadan vazgeçmez. Bizim yakamızı bırakmaz.

Biz biliyoruz ki bu oyunlar, tezgahlar, hainlikler bundan sonra da devam eder.

Ama 15 Temmuz'dan beri meydanlara bakıyor, milletimizi izliyoruz.

Türk Milleti şu anda meydanlarda gerçekleştirdiği, devletin tepesinden millete uzanan Milli Birlik ve Bütünlüğünü kaybetmesin...

Vatan sevgisinin imandan geldiği şuurundan uzaklaşmasın.

Her alandaki gelişmesini durmaksızın sürdürsün.

Amerikan Emperyalizmi ya da emperyalizmin her türlüsü bu topraklarda hep yenilecektir.

Bir de şuna iman ettik, inanıyoruz; Allah hep doğrudan yanadır."

 

Evet bir yıl önce bunları yazmışım. Ve bir yıl önce ne yazmışsam bugünü anlatmışım.

Eminim, bundan sonraki 15 Temmuz anmalarında da bu yazımda dile getirdiklerim işin asıl mahiyetini anlatmaya devam edecektir.

 

Numan Bey'i kutluyorum...

Ordu Milletvekilimiz, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş açıklanan yeni kabinede Kültür ve Turizm Bakanlığı'na getirildi.

Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz günlerde şöyle demişti; "Hükümet olarak çok şey yaptık, ancak kültür alanında gerekenleri yapamadık."

Bu tespit sonrası Cumhurbaşkanımız, bu alandaki geri kalmışlığı aşmak ve kültür alanında başarılı olmak için Numan Beyi bu işin başına getirmeyi uygun gördü.

Değerli Hemşerimize yeni görevinde başarılar diliyor, hayırlı hizmetler temenni ediyorum.

 

Bu tartışmanın kazananı olmaz...

Geçmişte Ünyeli iki bakan ( burada adını yazmayayım, rahmetli olanı var) arasında yaşanan çekişme ve tartışma Ünye'ye çok şey kaybettirdi.

 

Örneğin; böyle bir çekişme ve tartışma yaşanmasaydı Ünye'nin şu anda 25 yıllık Organize Sanayi Bölgesi olurdu.

Bugün de maalesef böyle bir tartışmanın içindeyiz.

Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Enver Yılmaz'la Kültür ve Turizm Bakanımız Sn. Numan Kurtulmuş arasında yaşanıyor bu tartışma.

Taraflardan Başkan Yılmaz yeri geldiğinde açık açık ifade ediyor yaşananları.

Sn. Bakan ise sessiz ve konuyu kamuoyu önünde hiç ağzına almıyor.

Kim ne derse desin ve bu durumu nasıl açıklarsa açıklasın, konunun tek bir açıklaması vardır; böylesi bir tartışmadan hayır çıkmaz. Asla ve asla kazananı olmaz.

Kaybedene gelince; bu tartışmanın asıl kaybedeni Ordu'dur, Ünye'dir, ilimizin 19 ilçesidir.

 

Peki ne olur?

"Ne olur?"un cevabı AK Parti'ye ait olacaktır tabi ki...

AK Parti ya Sn. Yılmaz'a "kırmızı kart" gösterir ya Sn. Kurtulmuş'a. Ya da ikisine birden gösterir kırmızı kartı kendi açısından işi bitirir.

Peki ikisi arasında bir barışma, uzlaşma sağlanamaz mı?

Sağlanır. Ama etraflarındakileri değil birbirlerini birebir dinlerlerse sağlanır.

 

O etraftakiler var ya o etraftakiler, ben 20 yıllık siyasi hayatım sırasında onları çok iyi tanıdım; bunlar şeytana pabucu ters giydiren iki yüzlü değil kırk yüzlü mahluklardır. Allah onların şerrinden korusun.



Bu Haber 1130 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI