Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
24 Temmuz 2017 Pazar
BERKAY YALIN
ATATÜRK

Yıl 1934, Milli Eğitim Bakanı, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakan gür sesiyle: “Giriniz!” der. Gelen kişi, Atatürk’ün yaverlerinden biridir. Yanında iki çocukla makama girerler. Bakan konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk’ten gelen bir mektuptur bu:

“Bay Abidin Özmen, Milli Eğitim Bakanı…”

Özmen zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur:

“Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın…”

Bu, Atatürk’ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir.

Bakan Özmen Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir:

“Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz.”

Bakanın emri yerine getirilmiştir. Özmen de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey’le Atatürk’e yollar. Mektubun içeriği şöyledir:

“Muhterem Atatürk, Yaver Bey’le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, bu çocukların arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için, bu çocukları fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum…”

Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü’ye telefon ederek:

“Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı” diyerek olayı anlatmış. İnönü, Bakan adına özür dilemiş. Atatürk:

“Yok, özür dileme !” demiş. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse…”

--------------------------------------

TİYATRO

Bilenler bilir, tiyatroda büyük üstad Muhsin Ertuğrul’un kesin bir kuralı vardır;

OYUN BAŞLADIKTAN SONRA ASLA SEYİRCİ ALINMAZ !

Bir gün Atatürk, tiyatroya oyun seyretmeye gelecektir ve geç kalır. Oyun başlar. Herkes gerilmiştir !..

Bir tarafta disipliniyle nam yapmış usta tiyatrocu Muhsin Ertuğrul, diğer tarafta da ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk !

Paşa merdivenleri çıkar, fuayeye gelir ve bir koltuğa oturur.

“Paşam, içeri girmeyecek misiniz" diye sorarlar.

"Geç kaldık çocuk, ikinci perde gireriz" der, ve eline aldığı bir dergiyi okumaya koyulur.

Perde arası olur, koca ülkenin lideri Atatürk, ikinci perdeyi izlemek üzere salondaki yerine oturur.

Işıklar söner ve usta, oyuna yeniden “BİRİNCİ” perdeden başlar.

 

Karşılıklı sevgi, saygı ve anlayışın ölçüsü, vasfı, tarzı, kalıbı olmaz. Bu olay buna en güzel örnektir. İkisi de nurlar içinde yatsın …



Bu Haber 211 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI