Warning: session_start() [function.session-start]: open(/home/unyekent.com/tmp/sess_2r02c1ovn8i1ro83gatcee46d2, O_RDWR) failed: Read-only file system (30) in /home/unyekent.com/httpdocs/erdem.php on line 3

Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
9 Ağustos 2017 Pazar
AV. İRFAN YILDIZ BEŞLİOĞLU
Çamlık ile Cevizdere, Hakça ve Vicdanlı Kent Yönetimi

Son günlerde, Ünye Çamlık’ta ağaçların kesilmesi, betonlaştırılması;  oranın halkın yararlanmasını dışına çıkarılarak, ticari tesislerle donatılması ve bir işletmeye çevrilmesi konusu gündemde. Geçmişte de bunu denediler. Oraya 5 yıldızlı otel yaptıracaklardı. Üzerinden daha 10 yıl geçmedi bu yanlış girişimin. Ünyeliler olarak ayaklandık o zaman, önemli bir karşı koyma koyduk ortaya.  Yaptırmadık, can havliyle kurtardık. Tepkiyi gördüler. Vazgeçildi.

Bu Çamlık, sürekli rant-kafaların gözüne batıyor. Rantçı kafanın iştahını kabartan bir yer orası.  “-Şuraya bir otel yapalım anasını satayım! -Şurayı şöyle yapsak ne güzel çalışır bee!

-Ulan şurası boş boş duruyor bee! -Ulan şurası ne para eder bee! “ Tarzında, kaba şekilde ifade edebileceğimiz söylemler varit, cari

Bir de, “-canım iyi bir proje olursa neden olmasın! İyi bir proje olursa uygulanabilir canım!” biçiminde, bozacının şahidi şıracı misali, “olabilir’ muhabbeti yaparak işi yumuşatanlar, kamuoyu tepkisini dindirmeye girişinler var. Her dönem vardırlar.  Hiç eksik olmazlar!

Öncelikle bu bir yaklaşım ve anlayış meselesi.  Kentlerin yüzüne bakınca, ne olduğunu söyler/ler size. İnsan için mi, rant için mi? Yeşil, mavi, kahverengi çoksa insan için... Her tarafta bina ve beton çok, yeşil/mavi-kahverengi yok, rant için!

Mesele, kentleri, vefayla, vicdanla, merhametle, faziletle, adaletle, hakça, yürekle, duyguyla, duyarlılık ve sorumlulukla yönetebilmektir. Böyle erdemle yönetilen kentler, cennetleşir. Vicdan ve merhametle, adaletle, vefa ile yönetilmeyen kentler betonlaşır ve cehennemleşir. Merhametsizler, vicdansızlar, erdemsizler, insanı sevmez; insanı sevmeyen ağacı sevmez; ağacı sevmeyen, suyu sevmez. Suyu sevmeyen, dereleri sevmez. Vicdansız, merhametsiz, faziletsiz(erdemsiz) olanlar, para etmeyen, para getirmeyen, rant vermeyen hiç bir durumu ve olguyu, hiç bir varlığı ya da öğeyi sevmez. Sevmeyi sevmez. Beton çok, park-bahçe, ağaç, çiçek, su yoksa ya da azsa, merhamet yoktur. Ormanlar azalıyor, dereler kuruyorsa, vicdan ve merhamet yoktur. Adalet ve hak, vicdan ve erdem öldükçe, betonlar çoğalır, yeşillik ve mavilik kaybolur. Gökdelenlerle merhametler aynı yönde büyümez. Betonlaşmayla doğa aynı yönde yürümez. Yürümüyor da. İşte tüm dünyada seller ortada. Bilinçsiz ve doğayı gözetmeyen, rantçı ve betonlaşmacı kentleşme yüzünden, Türkiye dâhil, dünyayı sel aldı götürüyor.  Siz doğanın işleyişine, âhengine, yasasına saygı duymazsanız, doğayla uyumlu yapılaşmaya ve kentleşmeye gitmezseniz, doğa size cezayı çok ağır keser. Caddelerde kayıkla gezersiniz. Dükkânınıza yüzerek gidersiniz. O görkemli yapılarınız, saraylarınız, kâşaneleriniz göçer gider. O büyük paralarla yapılan yollarınız uçar. O paha biçilmez arabalarınız ölü sinek misali suyun üstünde çöplüğe akar. Yerleşim yerlerinin orta yerinde, 21 nci yüz yılda, insanlar, göz göre göre boğulur hiçbir şey yapamazsınız.  Bütün bodrum ve zemin katlar, hattâ 1. katlar, sel çamuru ve lağım akıntılarıyla dolar. Eşyalarınız, hayvanlarınız telef olur. Emekleriniz, birikimleriniz heba olur. Demek ki, doğayla dalga geçmeyeceksiniz, doğa ile şaka yapmayacaksınız, doğayla oyun oynamayacaksınız, doğaya acımasız davranmayacaksınız. Yoksa şekil A’daki gibi olur. Yâni tv ekranlarından, internet ortamından, sosyal medyadan bol bol izlediğimiz gibi..

Bir yerleşim yeri, beton yığınlarıyla kent olmaz. Yerleşim yeri; doğayla, tarihle ve kültürle uyumlu, orantılı, dengeli, 'insanca' anlayış ve amaçlarla tasarlanmış ve geliştirilmiş olmalı ki, uygar/çağdaş, âdil, hakça, hümanist bir kent olabilsin! Rantı değil; insanı, kitleleri gözeten... Doğal/kültürel, mimari rahatlık ve fırsatları; vicdanlı, hakça, eşit, dağıtıcı (biçimde)adâletli dağıtarak,  düzgün ve çevreci yerleşimler kurarak olur. Yerleşim yerlerinde, kentlerde; olanakları ve iyi ortamları, sâkinlerine(yerleşiklerine) vicdanlıca, erdemlice sunan yerleşim biçimi, iyidir, doğrudur. Kentleri, sınırlı bir azınlığın rantı için, bir geniş dükkâna, bir ticârethâneye, bir işletmeye dönüştüren yaklaşım; hakça değildir, halkça değildir, sosyal devletçe değildir, insanca değildir, vicdanlıca değildir, merhametlice değildir, çağdaş ve uygar değildir. Doğal, kültürel, tarihsel öğeler, kentlerin temel kimliğini tanımladığından, öncelikle korunmalıdır. Kentin imkânlarından, tüm sâkinlerin ortaklaşa ve kolayca ve olabildiğince eşitçe yararlanabileceği, ortam ve dengeyi kurmak, genel ve yerel yönetimlerin önceliği ve görevi olmalıdır. Doğayı korumayan, insanı ve toplumu korumuyordur.

İmdi, sesleniyorum: -Hanımlar, beyler! Yerel ve genel yöneticiler! Yetki ve karar olanaklarını elinde tutanlar!

-Ünye'nin, Çamlık’ını ve Cevizdere’sini rahat bırakın! Ne Çamlık’ı kestiririz, ne de Cevizdere’ye çöplük kurdururuz! Ünye'nin ve Ünyelinin hakkını-hukukunu, meşru biçimde savunuruz. Ünyeliler, kentlerinin bilincinde olan, ilgili ve duyarlı yurttaşlardır. Ünye'nin Akciğeri olan Çamlık'ı ve Ünye’nin geleceği ve güvencesi olan Cevizdere’yi rantçılardan, doğa talancılarından, Ünye'nin anlam ve değerini bilmeyenlerden, Ünye’ye hak ettiği gerçek değeri, hak ettiği önemi vermeyenlerden korumak zorundayız! Çamlık,Ünye halkının bedava, karşılıksız yararlanacağı bir dinlence alanıdır, Ünye'nin gururudur, süsüdür, ışığıdır. Cevizdere, Ünye'nin geçmişi ve geleceğidir. Ünye'nin ekonomisi ve kültürüdür. Çamlık’tan ve Cevizdere’den (kadir kıymet bilmeyen, doğaya ve insana, Ünye’ye vefa göstermeyen) ellerinizi çekin!

Biliniz ki, ezberleyiniz ki, anlayınız ki: -Çamlık, Ünye halkınındır. Rantçılara verilemez. Cevizdere, Ünye'nin geçmişi ve geleceğinin güvencesidir... Ordu'nun 19 ilçesinin ortak çöplüğü yapılamaz! Ünye'ye yapılan bu zulme, bu eziyete sessiz ve duyarsız kalınamaz!

Sayın Enver Yılmaz, Cevizdere'de çöplük kurmak istediği alan için, ikide bir 'eski kömür deposu' diyor. Yahu Sayın Başkan, yanlış bilgi! Kaç kez söyledik.. Sen oradaki fındık bahçesini daha yeni kestirdin! Orası kadim fındık bahçesi idi. Acımadan kestirdin! Orası hiç bir zaman kömür deposu olmadı. Sana bilgi verenler seni yanıltıyor, ofsayta düşürüyor. Kaldı ki, sen oraya kendin bizzat geldin, üzerindeki fındık bahçesini gözünle gördün... Burayı kesin, hemen yarın başlayın, diye talimat verdin! Duyduk bunları kulaklarımızla...  Yapma Sayın Başkan! Böyle olmaz! Cevizdere’ye ve Ünye’ye âdil ve vicdanlı davran! Cevizdere’yi, Çamlık’ı ve Ünye’yi sev! Ama gerçekten sev. En ez kendi köyün/mahallen kadar sev.

Ordu Büyükşehir Belediyesinin Sayın Başkanı Enver Yılmaz, soruyor; "-Ben, Ünye'nin çöpünü ne yapacağım, Mesudiye'ye mi götüreceğim!" Güzeel... Pekiyi, o zaman ben de kendisine soruyorum: "-Ordu'nun 19 ilçesinin çöpünü ne demeye Ünye'ye getiriyorsun Sayın Başkan? " Yâni! Bu ne perhiz, bu ne lâhana!" Sonra... -Sana, Ünye'nin çöpünü, Mesudiye'ye ya da başka yere götür diyen mi var ki! Ünye'nin çöpü, sen başkan olmazdan önce de Ünye'deydi, sen başkan olduktan sonra da Ünye'de... Ne alâka yâni? Sen, Ünye'de, hâlen çöpün bulunduğu Akçay'a iyi-kötü bir ayrıştırma tesisi kurdun. Depolama da zaten eskiden beri orada. Ne diye Cevizdere'ye de kuracağım diye ısrar ediyorsun? Ne diye!

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Enver Yılmaz, "Cevizdere'de, vahşî depolama olmayacak!" diyor. Bunun mefhûmu muhâlifinden, karşıt anlamından ne çıkar: -Kibar(!) depolama olacak! Cevizdere, su yatağı... Ünye'nin, Cevizdere'nin suyuna gereksinimi var. Dünyâda en az bulunan şey su. Türkiye su zengini değil, su yoksulu. Ordu da öyle, Ünye de öyle. Öyleyse, neden en lâzım olan şeyin üstüne çöp tesisi kurmaya bu kadar azmettin? Nedir sebebi? Mantığı nedir?

 

Madem bu depolama vahşî değil de çok kibar, o zaman, Sayın Başkan, Ordu-Ulubey yolu üzerindeki kendi köyüne/mahallesine depolasın. Orada ayrıştırsın! Öyle ya, madem hiç bir zararı yok. Madem akmayacak, kokmayacak. Madem gözü, burnu, kulağı rahatsız etmeyecek... Madem nefesi, ciğerleri rahatsız etmeyecek... Madem sağlık riski yok. Madem çöpün olduğu yerde insanlar rahatlıkla/hiç rahatsız olmadan, bireysel ve sosyal/ekonomik-kültürel yaşantısını sürdürebilir, eh o zaman, zâtı âliniziniz köyüne/mahallesine, götürelim efendim!  -Bakalım kendi köylünüz/mahalleliniz râzı olacak mı çöpe, kibar(!) ayrıştırma tesisine... Diyeceğim, Sayın Başkan Enver Yılmaz, 'iğneyi kendinize, çuvaldızı ele batırın; bakalım kendiniz dayanabiliyor musunuz?'



Bu Haber 126 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI

Warning: Unknown: open(/home/unyekent.com/tmp/sess_2r02c1ovn8i1ro83gatcee46d2, O_RDWR) failed: Read-only file system (30) in Unknown on line 0

Warning: Unknown: Failed to write session data (files). Please verify that the current setting of session.save_path is correct (/home/unyekent.com/tmp) in Unknown on line 0