Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
28 Eylül 2017 Pazar
MEHMET KARAYALMAN
TEKKİRAZLI HÜSEYİN REMZİi( TİMAÇ) HOCA EFENDİ

Efendim Kadim Kültürümüzün  en belirgin prensiplerinden biri de Besmele, Hamdele ve Salvele ile her hayırlı işe başlama geleneğidir,hatta mecburiyettir.

               

                Besmele ‘Bismillâhirrahmanirrahîm.’ Haddele; ‘El-hamdülillâhi Rabbil âlemin Salvele; ‘Allahümme salli alâ Muhammed’in ve alâ âl-i Muhammed.’ demektir.

                Salât ve selâm, dinlerin en hayırlısı ile milletlerin en hayırlısına gönderilen Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem üzerine, O’na uyanlar üzerine, imân bilgilerinin menbaı, irfan âlemlerinin güneşi olan ashabı üzerine olsunç.!

Degerli arkadaşlar bugün sizlere çok değerli üç önemli şehsiyeti  tanıştırcam allah cc onlardan razı olsun bizlere islam kültürünü ve Müslümanın şahşiyetini öğrettiler islamca yaşamak nasıl olur bizzat yaşayarak onlardan öğrendik.rabbim alimlerimizi başımızdan eksik etmesin sözü çok uzatmadan timaç efendiyle başlayalım.

 Efendim Timaç Hocanın efendinin dedeleri aslen kumru - fizmelidir. Ünye Tekkiraz–Kısılcakese köyüne yerleşmişlerdir. Timaç Hoca’nın asıl ismi Hüseyin Remzi. Baba adı Mustafadır.

Hüseyin Efendi zeki bir insandı. Eşi Hakiye, çocukları; Mustafa, Necati, Ahmet, Hasan, Mukaddes’tir.

Hüseyin Remzi Efendi ilk tahsilini Tekkiraz/Kabadirek Medresesi’nde okumuştur. Daha sonra Ünye’de bulunan Sadullah Bey Medresesi’nde Hacı Yusuf Bahri Efendi’den ilim tahsil etmiştir. Aynı zamanda Hacı Yusuf Bahri Efendi’den tasavvuf eğitimi de almıştır. Nakşî Tarikatı, Halidiye ko­luna bizzat Hacı Yusuf Bahri Efendi’nin kendisine intisap eden Hüseyin Remzi Efendi, daha sonra da Mehmet Zahid Kotku Hazretleri’yle Erbain görevi görevini yerine getirmiştir.

Halil Toprak Hoca’nın hatırası: Timaç Hoca Halil Toprak (Hoca)’nın amcasıdır Timaç Hoca, Hacı Yusuf Bahri Efendi’den ‘Asrın Kutbu diye bahsederdi. Hacı Yusuf Bahri Efendi, güçlü bir ferasete sahipti ki, kabirde yatan ölülerin ahvalini, müspet veya menfi olduklarını anlarmış.

Aynı hatırayı Hacı Yusuf Bahri Efendi’nin talebesi Denizbükü Köyü’nden Abdullah Öztürk, torunu Öğretmen Habib Öztürk Bey’e naklet­miştir.

Hacı Yusuf Bahri Efendi birgün Kümbet Evliyası’na çıkarken bir kab­ris­tan­lıktan geçer. Her kabirde okuyan Hacı Yusuf Bahri Efendi bu kabir­den ge­çerken atının yularını tutan Kâhya Hoca’ya (Abdullah Öztürk) “Ça­buk geç!” der. Geçtikten sonra Abdullah Hoca “Efendim buradan neden bu ka­dar çabuk geçtiniz?” der. Hacı Yusuf Bahri Efendi de “Çok büyük azap çe­ki­yordu, o yüzden buradan bu kadar çabuk geçtik” diye cevap ve­rir.[1]

Samsun İslâm Vakfı Başkanı, Samsun imam-hatip Lisesi eski müdürle­rinden Beşir Toprak Bey’den Hacı Yusuf Bahri Efendi hakkındaki hatırası:

“Babam Halil Toprak, Korgan’a asker arkadaşı olan Emin Çörten’i zi­yarete yanına gider. Asker arkadaşı Emin Bey “Seni, emekli ve yaşlı bir müftümüz var, onun yanına götüreyim.” der yaşlı zatın yanına giderler. O zaat Babama: “Ünye’de Hacı Yusuf Bahri Efendi diye birini biliyor mu­sun?” der. Babam da: “Evet biliyorum” der. Korgan Müftüsü anlatır (Kor­gan Müftüsü’nün Esat Efendi olduğu tahmin ediliyor): “Ben on beş yaşın­daydım. Babam bir mektup yazıp Fatsa Postanesi’nden Ünye’ye Hacı Yu­suf Bahri Efendi’ye göndermemi istedi. Ben de mektubu Ünye’ye gönder­dim. Daha sonra bir mektup geldi. Gönderen Yusuf Bahri Efendi’ydi. Mektubu alıp babama takdim ettim. Bir müddet sonra merak edip “Ne ya­zıyor baba?” dediğimde babam da Yusuf Efendi’nin bir hadis-i şerif yazdı­ğını söyledi. Hadis-i şerifte şöyle deniyordu; “İnsan üç şeye müptela olma­yınca gerçek mümin olamaz. Bir, illet, iki kıllet, üç zillet (Hastalık, yoksulluk, düşkünlük).” Babam “Bunların hiçbirisi bende yok” deyip üzüldü. Baba­mın bir hafta sonra sol tarafına felç vurdu. Babam sonra sağ eliyle; “El­hamdülillah belaların biri ile buluştum. Onun için bu satırları yazıyorum.” şeklinde bir mektup daha yazdı ve ben de o mektubu postaya verdim. Allah rahmet eylesin. Cennet mekân dediğini ifade etmiştir.

Hüseyin Remzi Efendi 1968 yılında Tekkiraz/Kızılcakese Köyü’nde Hakk’ın rahmetine kavuştu. Kabri Tekkiraz/Kızılcakese Köyü Aile Kabris­tanlığın’a defnedilmiştir.

Bu çalışma Samsun İslâm Vakfı Başkan Beşir Toprak Bey’in kat­kılarıyla hazırlanmıştır. Kendisine teşekkürü bir borç bilirim.

ÜNYE BÜYÜK CAMİ HATİBİ HAFIZ BEKİR EFENDİ

Hafız Bekir Efendi aslen Ünyeli’dir. Hacı Yusuf Bahri Efendi’de Sadullah Bey Medresesi’nde ilim tahsil ettikten sonra Ünye Büyük Cami Şerifi’ne imam-hatip olarak görevlendirilir. Ünye Büyük Camii’nde 45 yıl imam-hatiplik yapar.

 

 

Hafız Bekir Efendi’den Hatıra:

Yatsı namazını kıldırıp evine giden Bekir Hoca biraz uyuduktan sonra kapıya biri gelir ve “Hocam cami tıklım tıklım cemaat sizi bekliyor” deyip gider. Bekir Efendi sabah namazına geç kaldığını zannederek apar topar abdestini alıp Ünye Büyük Cami’ye koşar. Kalabalık cemaatin arasından geçerek mihraba geçip sabah namazının farzını kıldırır. Sağa selam verir cemaat var sola selam verdiğinde ise caminin içinin karanlık olduğunu farkedip geri baktığında cemaatin olmadığını görür. Korkarak evine gider ancak hastalanır.

Hacı Yusuf Bahri Efendi Bekir Efendi’nin ziyaretine gider. “Bekir Efendi niçin korktun, a oğul! Cemaatin içinde ben de vardım görmedin mi?” der. Fakat Bekir Efendi bu şoktan kurtulamayarak vefat eder. Bekir Efendi’nin yerine Hacı Yusuf Bahri Efendi’nin kardeşi ve aynı zamanda talebesi olan Taslızade Müderris Mehmet Rüşti Efendi bir müddet imam-hatiplik yapar. Ancak tedrisine mani olduğu gerekçesiyle medrese müder­risliğine döner. Onun yerine de Sadullah Bey Medresesi’nde Hacı Yusuf Bahri Efendi’de okuyan Enginaroğlu Osman Efendi görevlendirilir. Vefatına beş yıl kala Sadullah Bey Medresesi kâtiplerinden Hafız İsmail Yıldız Efendi’nin torunu Hafız Cemal Yıldız görevlendirilir.[2]

 BAYRAKTAR GAZİ  HÜSEYİN EFENDİ

Görüntü260

 

Aslen Çaybaşı Eğribucak Mahallesi’nden olan Hüseyin Efendi 1883 doğumludur. Baba adı Osman Nuri’dir. Hüseyin Efendi’nin lakabı da Çolak Hoca (Gazi Hoca) olarak bilinir. Hüseyin Efendi (Bayraktar) eğitimini Ünye’de bulunan Sadullah Bey Medresesi Müderrisi Hacı Yusuf Bahri Efendi’de görerek yirmi yedi yıllık bir eğitim sonrasında icazetini alıp Harpte Kopdağı Savunması’nda bölük imam hatibi olarak askerlik yapmıştır. Bir elini kaybeden Hüseyin Efendi Gazi olarak memleketine dönmüştür. Kop­dağı Cephesi’nde çok zorlu günlerin yaşandığını çocuklarına anlatmış­tır.

Tarihte hak ettiği ölçüde bilinmeyen; fakat Birinci Dünya Savaşında, Doğu Cephesi’nde, Rus ordusunun durdurulmasında, fevkalade önemli bir yeri olan, Mareşal Fevzi Çakmak Paşa’nın İkinci Plevne dediği (Kop Dağı) Savunması, yalnız Doğu Cephesi’nin değil, savaşın genel seyrini değiştiren büyük bir mücadeledir. Şöyle ki; Osmanlı İmparatorluğu 7 cephede birden savaşırken ve Aralık 1914’teki Sarıkamış faciasından sonra Doğu Cephesi dağılmış bir durumda iken, Ruslar 1916’da amacı doğudan İstanbul’u işgal olan büyük bir harekâta başlamışlardı. İki cepheden başlayan bu saldırılar neticesinde; 15 Şubat’ta Erzurum, 29 Nisan’da da Trabzon düşmüştü. Eğer 16 Temmuz’a kadar Rus ordusu Bayburt’ta durdurulmasaydı, o hızla ve o büyük ordusuyla, Ruslar büyük ihtimalle Anadolu’nun büyük bir kısmını belki de İstanbul’u bile işgal edebilirlerdi. İşte Kop Dağı Savunması, bu kadar önemli bir mücadeledir. Bu şiir, bu önemli mücadeleyi ve tarihimizi gelecek nesillere iyi anlatabilmek ve o çetin savaşlarda hayatını kaybeden aziz şehitlerimizi rahmet ve saygıyla yâd etmek için yazılmıştır. Ruhları şâd olsun.

Savaştan döndükten sonra memleketi olan Çaybaşı ve civarında vaaz ve irşadlarda bulunarak sayısız talebe okutmuştur. Ahlakı takva üzerine ya­şar, tasavvufta Hacı Yusuf Efendi’nin görevlendirdiği Çiladerli Ali Efendi’den tasavvuf dersi almıştır. Boş sözler söylemez, Delailü’l Hayrat kitabını çok fazla okur Şeyh-i Ali Efendi’nin vermiş olduğu Kur’an-ı Kerim’i okurdu. Harp malülü olarak maaş alırdı. 1983 yılında 100 yaşında iken vefat etmiştir.[3]

 


 

[2] Hafız Bekir Efendi’nin oğlu Ahmet Efendi’den rivayet ile Hafız Cemal Yıldız’a nakledilmiştir.

[3] Oğlu Osman Bayraktar. Torunu Mehmet Bayraktar



Bu Haber 629 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : DEDEM Tarih : 11 Ekim 2017 / Pazar Üye Adı :SONGÜL
ACABA BAFRALI HALİL EFENDİYİ NE ZAMAN YAZACAKSIN:) ABİ
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI