Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
30 Eylül 2017 Pazar
YOKSUL İRFANİ
Ünye’nin Nâtamam Sokakları

Sabah sabah yola çıksan derdine

Baksan şu Ünye’nin ferdine

Çamlığa varınca

Gelir misin kendine

Düşer misin

Değirmenin bendine

 

Girsen bir caddeye baksan

Kapanmış on beş yirmi dükkân

Şu köşede vardı Bican

Bu köşede Emektar

Şurda Doktor Osman

 

Hey gidi yük satan kadınlar

Sepetlerde heylerde gelen

Peynirler, sebzeler, süt-yoğurt

Beroğlular’ın arkasında

O mübarek köy kadınları

 

Kaşiboğlu vardı

Belki Kâşif’di ya aslı

Ayakkabı yamardı

Topuk çakardı

Öyle içine saklı bir adamdı

Kim bilir ne derdi vardı

 

Nerden geldiyse aklıma

Doldu bir kadeh gibi eski günler

O salep söktüğümüz, salyangoz topladığımız

Başak yaptığımız

O günler

Has donla ırmakta

Denizde

Utana sıkıla

 Yüzdüğümüz çocukluk

 

Belediye Sineması

İnek Şaban, Tamer Yiğit

Yılmaz Güney

Oya Aydoğan

Hülya Koçyiğit de vardı

Tarık Akan

Kadir Savun

İlle de Erol Taş

 

Konak Sineması

Cüneyt Arkın

Battal Gâzi’nin Oğlu

-Savulun Battal Gâzi Geliyor!

Biraz Ferdi Tayfur

İlle de Orhan Gencebay

-Dertler benim, çile benim

Mutluluk senin olsun yılları

 

İskele’de çay içmek mârifet miydi bilmiyorum

Çakırtepe’ye çıkmak serserilik miydi

Konak Sineması’nda ne varsa

Akın akın giderlerdi

Bakırcılar Arastası’ndan

 

Bir sembol buldular Ünye’ye

Mısır, fındık, balık…

Bak, içinde çimento yok…

Ormanı kazınmış dağlar yok…

Çöp dökülmüş Cevizdere yok…

O yeşil ile mavi nerde şimdi

Ünye’nin sembolleri nerde

O balıklar yaşıyor mu

O denizler var mı hâlâ

O mısırlar nerde şimdi

 

Sabah sabah çıktım yola

Avıyla döndüm Burunucu’nu

Hasanbaba, Ayanikola

Halkababa , Ada

Kalabozu

Tepeyolu,

Cezaevi yokuşu

Fiyan’ın Hasan, Hüseyin

Fiyan’ın Aziz, Ahmet

Kemal nerde şimdi

 

Kırıkçı Nine

Arnavuttaşı yokuşlar

Anasudere

Nerde eski Yalıkahvesi

O hüzünlü kitapçılar

Nerde şimdi

 

Bir sokağa girdim rastgele

Gözlerimden indi birer iskele

Öbür dünyadan çeker gibi

Vesikalar çeken o amcalar

Nerde şimdi

 

Cevizdere’nin Cevizleri

Dutları

Kayan yıldızlar gibi koşan atları

Kara kuşlar gibi

Uçan bulutları

Yaylaya uğurladığımız

O serin günler

Nerede şimdi

 

Beşlioğlu Halil İbrahim

Hatip Amca

Çerkez Cemal

Yedibela

İslâm Dayı

Haşinoğlu

Koca Mahmut Emmi

Terzi Abdullah,

Bağırgan Dayı

Yusufoğlu Temel

Nerede şimdi

 

Koşa koşa çıktım Ortaokul Yokuşu’nu

Meçhûl Asker

Yıkık Kilise

Şıhnız

Hekimoğlu

Soytaroğlu

Eşkıya Murat

Nerede şimdi

 

Birinci Cihan Harbi gâzileri

İstiklâl Savaşı gâzileri

Kore, Kıbrıs gâzileri

Hele şehitler

Nerede şimdi

Nerede Yemen’de kalan askerler

Nerede Hicaz’da kalan arslanlar

Kâbe’ye gidip gelmeyen

Hacılar nerede şimdi

 

 

Nerde o Ünye’nin meşhur güz yaprakları

Kahverengi, kan kırmızısı gazeller

Akyazmalı, alyazmalı analar, bacılar

O görkemli keşkekler

O nalcılar

Nerede şimdi

 

Nerde dedem’in kıratı

Nerde babamın al-atı

Nerde babamın aynalı-atı

Nerde sekili kulunu

Nerde tekli kırması

Süvari babam nerede şimdi

Avcı babam nerede şimdi

Kemençe çalan

Saz çalan

Tahta bavul ustası

Seyis babam

Atları nazlayan babam

Yunus gönüllü

Emre sözlü babam

Nerede şimdi

 

Defineci Dayım

Hoca Dayım

Süleyman Sâbit

Kahveci Dayım

Süleyman Sâbit

Nerede

 

Pilot Dayım Mehmet nerede

TEK’çi Dayım

Kızılaylı Dayım

Ankara Beyi

Hüseyin nerede şimdi

 

Avcıların ördek bekleyip kaz vurduğu

Çulluk beklerken ördek vurduğu

Cevizdere Avlağı nerde

Ayışığında lüksle

Çakmak Köprüsü’nden

Cevizdere Köprüsüne dek

Cemekle, anasonla balık avlayan

Abim Zekâî  nerde

 

Kırmızı halılarla gelip

Nereye götürdüler mutluluğumuzu

Fabrika dumanlarıyla

Güvencesiz, sağlıksız işlerle

 Çaldılar sağlığımızı

Çalılara takıldı

Kanadı ayaklarımız

Çakmaktaşlarının üstünde yürütülürken

Mektup yazdık

Kargacık burgacık harflerle

Ama en muhteşem gönüllerden

 

Türküler söyledik

Yarışarak bülbüllerle

Turnalar seyyahımız

Ormanlar dergâhımız

Çekiç, balta, maktam mızrabımız

Saz çaldık emekçi ellerimizle

Zühre yıldızı gibi

Parlayan gözlerimizle

Volkan gibi duygulu

Yurtsever özlerimizle

Baktık ağustos yıldızlarına

O gözler nerede şimdi

Nerede o gökler, o yıldızlar

Eylüller, ekimler nerede

Nerede dağları yankılayan türkülerimiz

Çift-çatallı yüreklerimiz

Görkemli dostluklarımız nerede

 

Nerede bizi biz yapan evler

Yerli-tuğlalar, yerli-kiremitler

Irmak-çakılı gerçekler

Kesme-taş evler

Çivisiz ambarlar nerede

Nerede doğal gülüşümüz

Acı-tatlı

Tertemiz-

Duru sularımız nerede

 

Yardım etmek için

Komşudan komşuya koştuğumuz

Tarlalarda imeceden coştuğumuz

Erdemden mest olduğumuz

O aziz günlerimiz nerede

 

Derken;

Kiraztepe’den Şıhnız’a dek bir koşu aldı beni

Bir hüzünlü ser-hôşluk

Bir derin iç ürpertisi

Bir derin üşüme

 

Nerde şimdi

Dedem Yusuf’un oğlu Hüseyin’in

Yaptığı tabureler

Babam Temel ile

Recai Kılıç amca’nın

Feyzi Amca’nın

Gezdiği Ünye sahilleri

Nerde Bağırgan Dayı’nın Konağı

Nerde görkemli aileler

Azîz insanlar

Heybetli müminler

Nerde

Nerde Cem-i Azîz’de talıbını

Görmeye  cân-ı aziz dedeler

Bektaşlılar

Güvenç Abdallılar

Şimdi nerede

 

Nerde Aksakallılar

Nerde keramet ehli

Ahlâk âbidesi

Fazîlet numûnesi

O güzel insanlar

 

Nerde ziraat yapılan

Cevizdere Ovası şimdi

Hilmi Hoca’nın çeşmesi

Yusuf’un torunu temel’in çeşmesi

 

Nerde güneş vuran başaklar

Evrensel mısırlar nerde

Nerde alaf götüren atlar

Emek taşıyan katırlar

 

Nerde kayan yıldızlar gibi geçen yıllar

Nerde ay-tutulması gibi gizemler

Nerde güneş-tutulması gibi

Ürkü veren gençlik sonları

Nerde keklik gibi seken ilk-gençlik

Nerde görkemli yiğitlik günleri

 

Nerde heybetli yürekler

Toros Yörükleri gibi renkli akşamlar

Annemin dokuduğu dastar

Kolonlar, kilimler

Geyikli duvar halıları

Nerde şimdi

 

Üçler beşler yediler

Dokuzlar on-ikiler on-dörtler

On-yediler on-dokuzlar

Yirmi-dörtler

Kırklar, elli-ikiler

Otuzlar, doksan-dokuzlar

 

Nerde bilge gücük-ayları

Nerde şenlikli kiraz-ayı

Nerde efendi orak-ayı

Nerde bereketli temmuz

Nerde üç ay süren güz

Bereketler

Edepli sırlar

Nerede şimdi

 

Şimdi duramıyorum durduğum yerde

Şıhnız’ın ağaçlarını kesmişler

Köklerle bağım nerede şimdi

Nerde görkemli kavak

Nerde ulu çınarlar

Ulu meşeler

Hikmetli gürgenler nerede şimdi

Ulu kayaların ulu ayları

Ulu ormanların

Ceylanları geyikleri

Görünüp kaybolan nerede şimdi

 

Nerde o Seddül Bahir gibi evler

Nerde güneşin kızı duru koylar

Cennetten akar gibi bol sular

Akyüzlü, ulvî ihtiyarlar şimdi nerde

 

Bir sokağa girdim kayboldum

Eski bir çömlek miyim

Unutulmuş bir taş fırın mı

Kesilmiş yok olmuş bir ağaç mı

Beni ben yapan Ünye nerede şimdi

 

Üstümden uçup giden kuş

 

Kim bilir kimdi



Bu Haber 169 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Ünye Tarih : 13 Ekim 2017 / Pazar Üye Adı :Uçan Okus
Sayın Zengin İrfani;bu kadar Ünye bilgisini yazan insanın yoksulluğunu kabul edemediğim için böyle yazdım.Eski Ünye'yi Ünyelileri hatırlattın sağol.Tozkoparan'a mahalle olarak kıra giderdik.Büyük küçük eğlenirdik.Kadı y
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI