Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
11 Ekim 2017 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Padişah Anaları Neden Yabancı Kadınlardı?

Osmanlı, çok ilginç olayları ve bugün hala çözülememiş birçok sırrı içinde barındırmış bir cihan imparatorluğudur.  Kurulduğu 1299 yılından 1923 yılına kadar 623 yıl yaşamış 74 ayrı ülkeyi imparatorluk içinde yönetmiş ve çöktüğü zaman kalıntısından 36 devlet çıkmıştır. Orta Asyadan 300 çadırla Söğüt kasabasına gelen ve bir dünya devleti çıkaran Osmanlıların kurdukları bu büyük imparatorlukta bugün bile tam anlaşılamamış birçok olay ve uygulamalar olmuştur. Bunlardan bu güne kadar çözülemeyen: Padişahların kardeş ve çocuklarını öldürmeleri, padişahların neden hacca gitmediği, haremin esrarı ve bugün yazacağımız padişahların neden yabancı kadınlarla evlendikleri ve padişah annelerinin neden Türk olmayan kadınlar olduğu konusudur. 

Esir Cariyeler

Bir iki tanesinin dışında padişah analarının hepsi Rus, Yugoslav, Rum, Ukraynalı Çerkez, Gürcü, Bulgar, İtalyan, İspanyol gibi yabancı kadınlardır.  Padişah eşleri, küçük yaşlarda ganimet olarak veya esir pazarlarından alınmış kızlardan seçilir, bunlar çok sıkı bir eğitimden sonra cariye olurlardı.  Osmanlı İmparatorluğu bir din devleti idi, devletin ortak noktası İslam’dı. Osmanlı da “yabancı” demek, Müslüman olmayan demekti…

Irk önemli değildi, başka ırktan olmak yabancı sayılmıyordu.. Müslüman olduktan sonra Türk, Yugoslav, Rus, Bulgar İspanyol, İtalyan olmak fazla bir şey değiştirmiyordu.  Bütün Padişah anneleri başka bir ırktan olsalar bile çocuklarını Müslüman olarak doğurmuşlardır, milliyetlerine bakılmamış Müslüman olmaları yeterli görülmüştü.. Osmanlı “biz yabancı kadın aldık” veya “bizim annemiz yabancı” demiyordu böyle bir kavram ve dertleri yoktu, Müslüman olmak yeterli idi.

Cariye Nasıl Olunurdu?

Cariyelerin yetiştiği yer "Harem Okulu"dur, yetişme süreci uzun ve zor bir süreçti. Padişah eşi olabilmesi ise büsbütün zordu. Bunun için Harem'de üst düzey öğrenim görmüş olması yetmiyor, ayrıca gizli-açık tüm sınavlardan başarıyla geçmesi ve dini- insani sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesi gerekiyordu. O kadar ince elenip sık dokunuyor ki, bir kerecik sabah namazını kazaya bırakan cariyenin üstü çiziliyor, padişaha eş olarak seçilme ihtimali ortadan kalkıyor, sadece hizmetçi olarak değerlendiriliyordu.  Cariyenin eğitimi sekiz yıl kadar sürüyordu. Bu süre içinde hem dinin, hem dünyanın tüm incelikleri öğretiliyor, musikiden nezakete, temizlikten çocuk yetiştirmeye kadar gerekli bilgilerle donatılıyorlardı. Çocuk yaşta harem'e alınıp eğitildikleri için, eski inançlarından hiç bir iz kalmıyordu. Bazen eski dinini unutamayan bir iki tane de olsa oluyordu, eski dininde kalmak isteyen cariye padişaha takdim edilmez, sadece saray hizmetçisi olarak hayatına devam edebilirdi, baskı görmezdi. 

Sıra ile padişahlara bakıldığında

Osmanlı Padişahlarının ilk ikisi Türk anneden, diğerleri sonradan Müslüman olmuş yabancı cariyelerden dünyaya gelmiştir.  Orhan Gazi, Bizans prensesi Theodora, Yıldırım Bayezit Sırp kralının kızı Despina ve II. Murad Sırp Mara dışında Müslüman olmamış kadınla evlenen padişah yoktur. Sultan Birinci Murad’ın annesi Rum Horafira Müslüman olup Nilüfer Hatun adını almıştır. Yıldırım Bayezid’in annesi Bulgar Marya Müslüman olmuş, Gülçiçek Hatun, İkinci Murad’ın annesi Veronika Müslüman olup Emine Hatun adını almıştır… Fatih Sultan Mehmed’in annesi Sırp Despina Müslüman olup Hüma Hatun olarak tarihe geçmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Polonyalı Helga Müslüman olup Hafsa Sultan, Sultan İkinci Selim’in annesi Ukraynalı Roxana Müslüman olup Hürrem Sultan adını almıştır. Kaynak: Yavuz Bahadıroğlu

Neden yabancı eş aldılar?

Osmanlı uzmanı tarihçiler padişahların neden yabancı bir milletin kadınlarını eş aldıkları konusunda birleştiği birinci neden padişahın Türk olan eşinin ailesi ile uğraşmak istememesidir.  Yıldırım Bayezid bununla çok uğraşmıştır. Türk olan eşi padişahtan kendi akrabaları için iş, rütbe, torpil istemiştir. Padişahlar yabancı kadınları, böyle sorunları olmadığı için tercih ettikleri söylenir bu sonradan bir gelenek olarak devam etmiştir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi Osmanlı'da üst kimlik İslam idi ve insanlar kesinlikle milliyetlerine göre ayrılmazdı, hangi milletten olduğuna bakılmaz, devletin yapısı din esasına göre düzenlenmiş, ister atadan kalma, isterse sonradan olsun, her Müslüman eşit ve devletin aslî sahibi sayılmıştır, bu hüküm padişah eşlerini ve annelerini de kapsamaktadır.

Osmanlı bu suretle devlet içinde  güçlü aileler meydana gelmesinin önüne geçmek istemişlerdi.. En son güçlü aile Fatih zamanına kadar varlığını sürdüren Çandarlızâdeler idi.. Bunlar o kadar güçlenmişlerdi ki, zaman zaman padişahı zor durumda bırakabiliyorlardı. Son temsilcileri İstanbul’un fethine karşı çıkan Çandarlı Halil Paşa, Fatih tarafından idam ettirilmişti. 

Osmanlı’nın Kendi Türk’tü

Oğuzların Kayı Boyundandı

Osmanlı, bir Türk imparatorluğudur..Fakat bunu İmparatorluktaki diğer unsurlara hissettirecek bir siyaset izlememişlerdir. Çünkü onlarca etnik kökenden oluşmuş imparatorluğu bir arada tutmanın başka yolu yoktu. Konuyu özetlersek, yabancı kadınlarla evlenmedeki en önemli neden padişahların eşinin ailesiyle uğraşmak istememesidir. Türk’le evlenen birkaç padişah bu konuda çok sorun yaşamıştır.

Bu Osmanlı'nın bir Türk devleti olma gerçeğini asla değiştirmedi. Padişahlar Türk soyundan ve Türk ırkından geliyorlardı Osmanlı Oğuz Hanın oğullarından Günhan’ın oğlu Kayı’nın soyundan gelmektedirler, kökenleri Kayı boyuna dayanıyordu. Devlette halk Türkçe konuşurdu Türk adetleri yaşatılırdı. Kayı boyu Ortaasyadan gelip Bizansın sınırı olan Söğüt kasabasına yerleşmiş ve 1299 yılında burada devletlerini kurmuşlardır.

Aslını Unutamayanlarda Vardı

Bazen de yabancı kökenli kadınlar Müslüman olsalar da kendi geleneklerini unutamıyorlardı. 2 ci Mahmut’un annesi Nakşıdil Sultan, ölmeden önce oğlundan papaz istedi. 2 ci Mahmut da annesinin son dileğini kabul ederek bir Papaz çağırttı ve böyle bir olayın tekrarlanmaması için Hareme sadece Müslüman olan Çerkez ve Gürcü cariyeler seçildi. Bu kural son padişah Sultan Vahdettin’e kadar sürdü. Vahdettin haremi dağıtma kararı aldı. Cariyeler kendilerine yetebilecek bir para verilerek serbest bırakıldılar. Bu hanımlar üst düzey Osmanlı devlet adamları ile evlendiler. Saraylı hanım ve saraydan çıkma hanım denilen hanımlar bunlardır.

Güncellenerek tekrar düzenlenmiştir. Kaynaklar:- Ali Kemal Meram, Padişah Anaları,  İsmet Bozdağ, Hanzade Sultanefendi  Çetin Altan, "Tarihin Korkunç Yüzü”,



Bu Haber 377 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Dilşeker Tarih : 16 Ekim 2017 / Pazar Üye Adı :Uçan Okus
Padişah Deli İbrahim saraydaki kadınlardan usanmış.İstanbulda arabayla gezerken 150 kiloluk bir Ermeni kadın görmüş.Çok hoşuna gitmiş.Kocasından boşattırmış,Müslüman yapmış.Adını da Dilşeker koymuş.Onunla şaşaalı bir düğünle evlenmiş.Düğün hediyesi olarak da Şam'ın tapusunu vermiş!Kaynak olarak belirttiğin kitaplarda bunlar da yazıyor.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI