Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
12 Ekim 2017 Pazar
ABDULLAH US
Türkler ve Macarlar Arasında Kader Birliği-II

Türkiye Türkleri ile ortak köklere sahip olduğu iddia edilen Macar halkı, Cumhuriyetin ilk döneminde “kardeş ulus” kabul edilmiş; Macarlar, Türkiye’ye başta eğitim olmak üzere, kültür, ekonomi, ziraat, dilbilim gibi çok çeşitli alanlarda katkıda bulunmuştur.

IV. Eğitim Alanında Türk-Macar İşbirliği

T.C.nin kuruluş yıllarında Anadolu’daki yeni yapılanmanın her adımı Macaristan’da coşkuyla karşılanmıştır. Atatürk’ün yarattığı yeni Türkiye, Türk halkının girdiği tarihî yol büyük ilgi uyandırmış, aramızdaki tarihî ve kültürel bağlar bu dönemde iyi ilişkilerin kurulmasını kolaylaştırmıştır. Atatürk ve Macaristan Krallığı Naibi Amiral Horthy, Türk ve Macar milletlerinden söz ederken kardeş diye hitap etmişlerdir. Atatürk ve dönemin ileri gelen devlet adamları ilkönce “kardeş Macar ulusu” ile yapılan sözleşmelerle, sevgi ve güven ile karşılıklı işbirliğine geçmeyi uygun görmüşler; Macar bilim adamları, uzmanlar Türkiye’ye davet edilmişler, diğer alanlarda olduğu gibi bu kişiler Türkiye’nin gelişmesinde yardımcı olmuşlardır. Macar Başbakanı Gömbös’ün deyimi ile “birbirlerine kan ve kardeşlik bağları ile bağlı bulunan iki ulusun ekonomik ve kültürel alanda yapacağı birçok şeyler” uygulama alanına konulmuştur.

1. Örgün Eğitim Alanında Türk-Macar İşbirliği

Cumhuriyetin ilk yıllarında Macar uzmanların etkisini gördüğümüz alanlardan biri meslekî ve teknik eğitimdir. Bölge Sanat Okullarından İnşaat Usta Okullarına, Yapı Enstitülerinden, Teknik Öğretim Okullarına kadar pek çok eğitim kurumunda Macar uzmanların çalıştırılması kararlaştırıldığı gibi, üniversite ve yüksekokullarda da bu kişilerden yararlanılmıştır. I. Dünya Savaşı yıllarında Darülfünun-u Osmanî’de Etnografya ve Macarca dersleri veren, Cumhuriyet döneminde de uzun yıllar Türkiye’de çalışan Gyula Mesaros; jeoloji, hayvancılık ve meteoroloji alanlarında Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde hizmet veren Locy Lajos, Wellmann Oszkar, Retly Antal; Atatürk’ün 1935 yılında Dil-Tarih Coğrafya Fakültesinde Hungaroloji kürsüsünü kurdurduğu Lászlo Rásonyi bunlardan bir kaçıdır. Ayrıca birçok Türk genci de Macaristan’a öğrenim için gönderilmiştir. İki dünya savaşı arasındaki devirde birçok Türk öğrencisi, öğrenimini Budapeşte Üniversitesi Türkoloji Enstitüsü’nde tamamlamıştır. Ankara’daki Macar Filolojisi ve Yüksek Ziraat Enstitüsü öğrencileri de Debrecen Yaz Üniversitesinin devamlı misafirleri idiler.

Macaristan’a gönderilen öğrencilerin çoğu tarım alanında Tarım Akademilerinde öğrenim görmüşlerdir. Çünkü Macaristan’da yapılan ziraat Avrupa’nın en gelişmiş ziraat sistemiydi. Debrecen Akademisinde üç yıllık eğitim görüp Türkiye’ye dönenler, Şeker Şirketi Anonim Ortaklığının kuruluşunda önemli görevler almışlardır. Eskişehir, Uşak Şeker Fabrikalarının bitki yetiştirme, ekim nöbeti, hayvancılık alanlarındaki uygulamaları Macar tarım tekniğine göre yürütülmüştür. Atatürk döneminde Macaristan’a tarım öğrenimi için burslu gönderilen öğrencilerden biri olan ve Macar Kraliyeti József Nador Teknik Üniversitesi Tarım Fakültesi bitiren ve yem bitkileri, çayır-mera dalında Türkiye’de tek uzman olan Fethi Vecdet Erkun’da yurda döndükten sonra Prof. Dr. Ömer Tarman ile birlikte Amerikan yardımıyla başlattıkları, özellikle yem bitkileri ve mera ıslah çalışmalarında köy orta malı meralarının ıslahında Macarların Yeşil Kır (Zöld Mezö) teşkilatının köy meraları ıslahı çalışmalarından yararlanmıştır.

1933 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü kurulduktan sonra, bu okulun fakültelerinden derece ile mezun olan öğrenciler Süreyya Aygün’ün başkanlığında Debrecen’de açılacak kurslara katılmak üzere; Budapeşte-Gödöllö Çiftliğinde açılan arıcılık kurslarına da özellikle ziraat öğretmenlerinden oluşan gruplar Edirne’de açılacak Arıcılık kongresinde bilgi ve görgülerinden yararlanmak üzere gönderilmiştir.

Bu dönemde tarımdan başka hukuk, tıp, edebiyat vb. diğer alanlarda da inceleme yapmak üzere öğrenci ve bilim adamları Macaristan’a gönderilmiştir.

Türkiye’de köy kalkınması sorununa toplumsal ve ekonomik çözümlerle yaklaşımın sonunda ortaya çıkmış ve günün sosyo-politik koşullarına göre geliştirilmiş birer eğitim kurumu olan Köy Enstitülerinin kurulmasında emeği geçen İsmail Hakkı Tonguç Enstitülerin kurulması ile ilgili olarak incelemeler yapmak üzere yirmi gün süre ile Macaristan’a gitmiş, bu gezi sırasında Macar tarım ve sanat okullarında incelemeler yapmışlardır. Köy Enstitülerinin kurulmasında Macar köy okulları sisteminin etkisi olmuştur. Amaçları köyün liderliğini yapacak köylü gençleri köyün ve köylünün isteklerine uygun olarak yetiştirmek olan Köy Enstitüleri, amaçları açısından, Macar Folklor biliminin en büyüklerinden biri olan, Macaristan’a XIII. yüzyılda yerleşen Kumanların torunu Istvan Györffy’nin köylü gençler için örgütlemeye başladığı halk öğrenci yurtlarına benzetilebilir.

Özellikle Türk halkları arasında araştırmalar yapan Györffy, millî eğitimin her şeyden önce halktan çıkan aydınlara dayanması gerektiği kanısındaydı. Halk öğrenci yurtlarının ülkesel örgütlenmesi Györffy’nin en iyi öğrencilerinden biri tarafından gerçekleştirilmiştir. Ancak birkaç yıl faaliyet gösteren bu yurtlardan Györffy’nin hayallerine uygun olarak halk kökenli bir aydınlar kuşağı çıkmıştır. Kültür derslerinin yanında ziraî ve teknik derslerin pratik olarak öğretildiği Köy Enstitülerinde belirtildiği gibi Macar uzmanlardan yararlanılmıştır. Hasan oğlan Köy Enstitüsü’nde çalışan ustabaşılarından Macar uyruklu Sili Lajos, Gaspar Anyipal ve Gabel Mihaly’in on sekiz Köy Enstitüsünde çalıştırılmaları, Bakanlar Kurulunca 3/1256 sayı ve 21.7.1944 tarihli kararname ile kabul edilmiştir.

Bekir Semerci bu ustalardan biri olan Sili Lajos’u şöyle anlatmaktadır: “İnşaat, demircilik ve marangozluk işlerinden çok iyi anlardı. Onunla okul, ahır, santral, köprü, öğretmen lojmanları, işlik, arılık ve kümesler yaptık. Çalışırken yaptığımız işleri hep gözetirdi. Harcın gramını, kerestenin santimini boşa verdirmezdi. Bize yaptığımız işi sevdirirdi.”

2. Yaygın Eğitim Alanında Türk-Macar İşbirliği

Daha çok teknik eğitim alanında raporlar veren yabancı uzmanlardan Dr. Kühne, Latin harflerine geçilmesi aşamasında, 1926 yılında Türk eğitimi için verdiği raporda:

“Okuyup yazma öğrenmek için oldukça uzun bir zaman harcanması gerektiği dikkat çekmiştir. Yazı tekniği yalnız öğretim meselesi olmayıp aynı zamanda birinci derecede bir uygarlık meselesidir. Türkler ’de kendilerine oldukça yakın olan Macar ve Fin dillerinde yapıldığı gibi bir transkripsiyon kabul ederek hiç şüphesiz Batı uygarlığına katılmak işini kolaylaştırmış olurlar,”

Diyordu.

Dr. Kühne’nin Macar alfabesine benzer bir alfabenin kabulünü önermesi üzerine, kısa bir zaman sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün Macar alfabesini incelemeye başladığı görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Lâtin alfabesine geçtikten sonra, yeni harflerin nasıl okutulduğunu görmek isteyen Macarlar, daha önce 1925 yılında İsviçre’nin Cenevre şehrinde toplanan Esperanto Dil Kongresine T. C. Hükûmeti adına katılan Aydın Sanatlar Okulu Tarih-Coğrafya öğretmeni Mehmet Hulusi beyi, Budapeşte’de toplanacak olan, 45. Uluslararası Esperanto Dil Kongresine davet etmişlerdir. Türk harflerinin kabulünden kısa bir süre sonra Türkiye halkını okur-yazar hale getirmek ve ona hayatın ana bilgilerini kazandırmak amacıyla Millet Mektepleri teşkilâtı oluşturulmuş, Macaristan’da olduğu gibi okuma yazma bilmeyenler için A dershanesi, temel bilgiler için B dershanesi açılmıştır.

 

Birer kültür kurumları olan Türk Ocakları ve daha sonra yerlerine kurulan Halkevlerinde Türk ve Macar yetkililer tarafından her iki ülkenin kültürüne dair pek çok konferans ve konserler verilmiş, Halkevleri Macar ressamlarının sergilerine ev sahipliği yaptığı gibi, kütüphaneleri de Macar bilim adamlarının eserlerine tanıklık etmiştir.



Bu Haber 171 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.