Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
11 Kasım 2017 Pazar
KÜRŞAT KESLER
Devrim Arabaları

Hüzünlü bir aşk hikayesi değil anlatacaklarım. Ancak aşk olmasa da bu topraklara olan tutkumuzun, devletimize olan sevdamızın, derdi memleket ve millet olanların, derdi Türkiye olanların güzel ve bir o kadar da dertli bir öyküsüdür bu. Bu hikayede herkesi bulmak mümkün: Vatan aşkıyla çarpan yürekleri; azimle, inanç ve sabırla çalışan kahramanları, azıcık bir destekle nelerin başarılabileceğini kanıtlayanları ve bu başarı hikayesine engel olan vatan hainlerini, yabancı hayranlarını ve ülkesini küçümseyip aşağılık psikolojisi içerisinde olanları.

Orhan Velinin de dediği gibi:

Neler yapmadık şu vatan için

Kimimiz öldük

Kimimiz nutuk söyledik

Ben bu şiire bir mısra daha eklemek istiyorum “kimimiz de vatanı satmak için sözleştik.”

Necmettin Erbakan'ın çalışmalarıyla 1956 yılında kurulan Gümüş Motor Fabrikası'nda yüzde yüz yerli bir motor üretiliyordu. Erbakan o yıllarda İstanbul Teknik Üniversitesi Motor Kürsüsü öğretim üyesiydi. Genç bilim adamı, Gümüş Motor'un artık yerli araba üretmesini istiyordu. 1960 yılında, Ankara'da yapılan bir sanayi kongresinde bir fikir attı ortaya. "Türkiye kendi otomobilini, kendi imkanlarıyla yapar ve yapmalı dedi."  Bu fikir o an için hem orada bulunanlar hem Türkiye hem de dünya için şok bir haberdi.

Dönemin askerlerden oluşan darbeci iktidarı, Erbakan'ın ortaya attığı fikirden hareketle, 16 Haziran 1961'de Devlet Demiryolları Fabrikaları yönetici ve mühendislerini toplantıya çağırdı. Ünlü işadamları, köşe yazarları ve bürokratlar da o davette yerini aldı. Herkes bir şey söylüyordu. Yazık ki, "biz yapamayız" diyenler çoğunluktaydı. Hani bugün de "bizden bir şey olmaz, biz bir şey yapamayız, üretemeyiz" diyenler var ya işte onlar o gün de vardı. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel söz aldı, sinirliydi:  "Yaparız, yerli bir otomobil üretebiliriz.” dedi.  Emir verdi ve bir ekip kuruldu. 130 gün içinde, yani 1961 yılının Cumhuriyet Bayramı'na yetişecek şekilde, ilk yerli otomobil hazır olacaktı. Neredeyse imkansızdı bu ama artık karar verilmişti.

Mühendisler, Prof.Dr. Necmettin Erbakan ve Devlet Demir Yolları Genel Müdür Yardımcısı Emin Bozoğlu öncülüğünde, Eskişehir'de bir atölyede çalışmalara başladı. Türkiye'nin ilk ve tek yerli otomobili, Devrim arabası atölyede yapılacaktı! Küçük el aletleri dışında, otomobil yapmak için gerekli tesisat, alet hiçbir şey yoktu. 129 günde sıfırdan yepyeni bir otomobil yapılacaktı..Hayal gibi. Üstelik sadece vakit değil, imkanlar da kısıtlıydı.

Projeyle ilgili, her gün, gazetelerde olumsuz haberler çıkıyordu. Basın, medya, bürokrasi dünyası hep muhalifti. Çok pahalı ve lüzumsuz diyenler çoktu. Ekip türlü imkansızlıklar ve karşı çıkmalara rağmen durmadan çalıştı..Gecesini gündüzüne kattılar. Atölyede sabahlıyorlardı. Günlerce uyumadılar, yemek yemediler, sadece işlerini yaptılar ve o gün geldi. Türkiye'nin genç mühendisleri  başardılar. Onca ayak bağına, onca engelleme girişimine rağmen verdikleri sözü tuttular. Yerli tekerlekler üzerinde, yerli motorla çalışan, modeli yüzde yüz yerli, tüm parçaları el işçiliğiyle üretilmiş; 4 silindirli bir otomobil yaptılar. Türkiye'nin ilk yerli ve milli arabasını Devrim’i söz verdikleri güne, 28 Ekim 1961 sabahına yetiştirdiler.

Araç Eskişehir'den trene yüklenerek, Ankara'ya, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e ve halka gösterilmek üzere yola çıktı. Meclis binasının önünde tören alanı kuruldu. Araç orada tanıtılacaktı. Herkes oradaydı tabi ki gazetecilerde. Ancak kötüler de boş durmuyordu.Türkiye'nin gelişmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını istemeyenler, bugün olduğu gibi o gün de vardı. Nasıl ki, Nuri Demirağ'ın başlattığı ilk yerli uçak hamlesini engellendiyse, Devrim arabasını da engellemek istiyorlardı. Bir plan yaptılar ve o planı devreye soktular. Plana göre trenle Ankara'ya götürülecek araçta güya protokol ve güvenlik kurallarına göre çok az benzin bulundurulması gerekiyordu. Ancak amaçları bambaşkaydı.

 

Dedikleri oldu. Depodaki benzinin tamamına yakını boşaltıldı. Cemal Gürsel, araca bindi, araç bir süre gitse de az ileride tekledi ve yolda kaldı. Cemal Gürsel çok sinirlendi. Bir aksilik olduğu belliydi, giderilebilirdi ama dinlemedi Cumhurbaşkanı. İndi arabadan ve o bilinen cümleyi kurdu;  "Batı kafasıyla otomobil yaparız ama Doğu kafasıyla yakıtını unuturuz. Pusuda bekleyenler yani gazeteciler hemen fotoğraf makinelerinin deklanşörüne bastı. Akıllarınca büyük bir flaş haber yakalamışlardı. Onlara göre bu bir rezaletti, utançtı. Hemen jet hızıyla bu haber Türkiye ve dünyaya duyuruldu. Dalga geçtiler, "Biz demedik mi yapamazsınız diye!" dediler, güldüler, aşağıladılar. Gerçek başkaydı, benzin koymayı unutmamışlardı aslında. İşin aslı, protokol kuralları bahanesiyle kurulan tuzaktı. Ama bu durum  kimseye anlatılamadı. Cemal Gürsel dahi projeye destek veren kim varsa Devrim'den elini çekti. Proje rafa kaldırıldı. Necmettin Erbakan'ın teşviki ve devletin de yardımıyla yola çıkarılan genç ve dinamik mühendisler yine devlet eliyle yarı yolda bırakıldı. Öyle ki bu projede çalışanlara yıllar yılı hor gözle bakıldı ve o mühendisler devrim arabasının yapımında çalıştıklarını korkularından kimseye söyleyemediler.Yani bu başarı cezasız kalmadı.



Bu Haber 162 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.