Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
2 Aralık 2017 Pazar
KÜRŞAT KESLER
NATO Ancak Melek Görünümlü Şeytandır

Yıllardır bize söylenen veya öğrendiğimiz NATO denilen bir teşkilat vardır. Komünizm’in dünyaya yayılmaması için neler yapmıştır neler. Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla amacından sapmış, iyi ki de sapmış, daha fazla insancıl alanlara yönelmiştir. Dünyayı kurtarmak adına, haksızlıkları engellemek adına neler yapmamış ki! Yahu hiç içinde ABD ve Avrupa olan bir teşkilat insan yararına olan bir şey yapar mı? Söylenenler hep NATO’nun dile hoş gelen sözde insanlık ve barış için kurulduğu zannedilen ve bize yıllardır ezberletilen görünen yüzüdür. Oysaki NATO hiçbir zaman görünen  yüzüyle hareket etmedi. Ne zulümler yaptı, nerelere burnunu sokmadı, nereleri karıştırmadı, nereleri sömürüp kan dökmedi ki?  Çeşitli ülkelerde askeri eğitim adı altında ne teşkilatlar ne Gladyo yapılanmaları kurdu. Büyük devletleri hep korudu. Bizi hep piyon olarak kullanmak istedi. Bunlar NATO’nun gizli ve en gerçek yüzüdür. Bunu haftaya daha ayrıntılı değineceğim ancak şu an NATO’nun görünen veya söylenen yüzüne bakalım.

NATO’nun açılımı North Atlantic Treaty Organization yani Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’dür. NATO aslında II. Dünya Savaşı’ndan sonra SSCB’nin yayılmacı politikalarına karşılık oluşabilecek tehlikelere karşı önlem almak amacıyla 4 Nisan 1949 yılında başta ABD olmak üzere İngiltere, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, İzlanda, Danimarka, Lüksemburg, Norveç, Portekiz ve Kanada gibi Batılı devletlerin (Batı Bloğu) bir araya gelmesiyle oluşturulmuş bir askeri birliktir.  Temel amacı; üye ülkelerin dışarıdan gelecek olan tehlikelere karşı askeri savunmasını sağlamak ve aynı zamanda gerek siyasi gerekse ekonomik ve sosyal alanlarda işbirliği sağlamaktır.

 

II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada Doğu ve Batı bloğu ülkeleri olmak üzere iki kutuplu bir yapı oluşmuştu. Burada Batı bloğu ülkelerinin liderliği ABD’deyken Doğu bloğu ülkelerinin liderliğini SSCB elinde bulunduruyordu. Çünkü bu iki devlet dünyanın iki süper gücü konumundaydı.  ABD liderliğinde güvenlik ve işbirliği amacıyla NATO’nun kurulmasına karşılık SSCB de doğu bloğu ülkelerinin de dahil olduğu Varşova Paktı’nı kurdu (1955). Böylece dünyada resmen bir soğuk savaş dönemi başlamış oldu. NATO’nun prensibi şu şekilde belirlenmişti: NATO üyesi ülkelerden herhangi birinin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık ve güvenliği tehlikeye düştüğünde ya da dışarıdan bir saldırıya uğradığında diğer NATO ülkeleri bu saldırının kendilerine de yapılmış olduğunu kabul edeceklerdir. Bu ilk defa 2001 yılında ABD'de yaşanan 11 Eylül saldırıları sonrasında uygulanmıştır. Çeşitli devletlere ait askerler, Afganistan'a gönderilmiştir.

 

1991’de Varşova Paktı’nın dağılması NATO’nun fiili rakibini ortadan kaldırdı. Bu gelişme, NATO’nun amacında, görevlerinde, stratejik değişikliklere gitmesine yol açtı. SSCB ile askeri anlaşma imzalandı.Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile Avrupa’daki askeri dengeler değişti. SSCB ve Doğu Bloğu’nun dağılmasıyla birlikte NATO kendine yeni prensipler edinmiştir. Bunlar: Uluslar arası terörle mücadele (11 eylül saldırıları nedeniyle), doğal afetlere müdahale, uluslar arası spor etkinliklerinin güvenliğinin sağlanması, insani müdahale adıyla askeri harekatlardır.

Bu gelişmelerin ardından NATO, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini kapsayacak şekilde genişlemeye başladı. Etkinliklerini de daha önce hiç ilgilenmediği politik alanlara yöneltti. Kurulduğu dönemde 12 üyesi bulunan örgüt, bugün itibariyle toplam 29 üyeye ulaşmıştır. Türkiye, Yunanistan, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Estonya Letonya, Romanya, Litvanya, Slovenya, Slovakya, Hırvatistan, Arnavutluk, Karadağ birliğe sonradan katılan üye ülkelerdir. İzlanda, ordusu olmayan tek NATO üyesi ülkedir. NATO'nun merkezi, Belçika'nın baş şehri Brüksel'de bulunmaktadır. Türkiye, NATO’ya 1952 yılında üye olmuştur. Türkiye’nin güvenliği için çok ama çok çok çok…önemli bir konumda olan NATO’nun, Türkiye’nin Avrupa ve Atlantik ülkeleri ile ilişkilerinde sözde olumlu etkileri olmuştur. Türkiye, müttefik ülkelerle ortak değer ve sorumlulukların yerine getirilmesi için üzerine düşen görevlerini sürekli yerine getirdiği halde NATO hep Türkiye’yi arkadan vurma derdindedir. Son yaptıkları terbiyesizlik de affedilemezdir. Ülkemizdeki ihtilallerde, krizlerde, ayaklanmalarda hep başrolde olmuştur. Türkiye, NATO’nun Avrupa ve Atlantik coğrafyasında güvenlik ve istikrarın korunması için başrol konumunda olması gereken bir yerdir ancak NATO kendi üyesine böyle bir görevi çok görmektedir. Ülkemizin gelişip güçlenmesinden ve potansiyelinden korkmaktadır. O hep bataklıkta boğulmak üzere olup da kurtaracak kimse yok mu diyerek el uzatan bir Türkiye hayalindedir.

 

 

NATO, Soğuk Savaş sırasında hiçbir askeri operasyon gerçekleştirmedi. Soğuk Savaş’ın ardından sırasıyla Irak’a Kuveyt işgali nedeniyle saldırdı. Sözde çok insalcıldı. Ama aslında Saddam’a Kuveyt petrolünü sen değil biz yiyeceğiz dedi. Yugoslavya ve  Sırbistan’a Bosna katliamı için alttan destek verirken üstten sözde operasyonlar yaptı. Avrupa’nın göbeğindeki katliama yıllarca sessiz kaldı. Küçücük Sırbistan’ı alt edemedi. Çünkü katledilenler Müslüman’dı. Afganistan’a 11 Eylül saldırıları yalanıyla girerek yeni üsler kurmanın yolunu açtı. Somali’ye insani yardım götürmek ve korsan saldırılarını engellemek için sözde iyi göründü. ABD’nin güdümünde olduğu için dünyayı ve özellikle Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek için Libya’ya yönelik operasyonlar yaptı. İyi görünümünün altında şeytani bir kötülük bulunan bu teşkilat hala dünyayı karıştırmaya ve kandırmaya devam ediyor.



Bu Haber 141 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.