Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
4 Ağustos 2010 Pazar
MİSAFİR KALEM
EMEL GÜNGÖR ATEŞ / Uyanış
Saat, akrebi tam dokuzu gösterdiğinde tiz sesi ile haykırdı: Uyanma zamanı, saat dokuz.

Önce hissetmedi zaman sayacının sesini, yalnız ard arda gelen uyarılardan sonra kendine doğru süratle gelen bir ses perspektifi zihnini kuşattı. Her zaman yaptığı gibi önce gözlerini açmadan ellerini saatin olduğu yöne uzatıp, saati komodinin üzerinde birkaç saniye aradıktan sonra susturmayı başarabildi.

   Bulunduğu oda eski sükunetine yeniden kavuştuğunda uyku sarhoşluğuyla açamadığı gözleri, tekrar derin bir uykuya kavuştu. Aradan on dakika geçer geçmez sol yanında duran komodinin üzerinde, önce beyin sarsıcı bir titreyiş ve ardından: Uyanma zamanı, saat dokuz on. Uyanma zamanı, saat dokuz on. Uyanma zamanı… Bu ses zihninde uzun süre dalgalandı, öyle bir süreydi ki, bu ona hayal meyal bir asra bedel gibi geldi. Çünkü o an her şeyden daha ağır basan uykuyu bir kenara bırakmak ona çok zor, hatta imkansız geliyordu. Bir matkabın duvarı delişi gibi beynini delen o ses ile uykuyu arzulama hali ağızlarından akan salyalarla korkunç hırıltılar içinde birbirine diş bileyen ve her an biri ötekine saldıracak pozisyonda olan iki köpek misali. Bu sefer eli ile onu susturmaya muktedir değildi. Beynindeki ses perspektifi zaman zaman uzaklara dağılıyor, kayboluyordu. Fakat öyle bir anda dönüyordu ki kafaya ansızın inen bir balyoz etkisi yapıyordu.

   Kendisini uykunun kollarına bırakmak istiyordu. O ses gitmişti, ama varlığının sükunetini ona bırakmıştı: Uyanma zamanı saat… Her daim zihninde o ses: Uyanma zamanı, saat…

   Sağa dönük yattığı yatağından bir şimşek hızıyla kalktı: Uyanma zamanı, saat… açamadığı veya açmak istemediği gözleri şimdi, şu an bir asır boyunca kapanmamış gibiydi: Uyanma zamanı, saat… Uzaklara dağılan o ses dağıldığı her yerden toplanarak tek vücut halinde daha bir şiddetle kendisine yaklaşıyordu: Uyanma zamanı saat… Bir şeyler oluyordu. O sesin iyice yaklaşması ile müthiş bir ürperti, hissiyatına tesir etti. O an beyni tuz-buz olabilirdi. Bu ibarenin hangi yönü idrakini böylesine altüst etmişti? Cevabını aradığı soruların cevapları yavaş yavaş kendini gösteriyordu zihin ekranında. Tüm karıncalanmalar netlik kazanıyordu ve netliğin derecelenmesi onu dehşete düşürüyordu. Nefes alıp vermesiyle inip kalkan göğüs kafesi, alnından şakaklarına süzülen soğuk terler, duyargalarının önünde ansızın kalkan setler onu bambaşka bir kapının eşiğine getirmişti. O eşikten içeri girmek an meselesi olabilirdi buradan sonrası için.

   Sözlerin ardından bakan gözlerle hiç bu kadar yakın teması içinde olmamıştı daha önce. Her söz, bünyesinde hamile bir kadın misali anlamlı bir varlık taşıyordu. O varlığı görmek ise idrak meselesiydi, elbette dünyevi bir nazar bunu çözemezdi.

 

 



Bu Haber 2216 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI