Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
25 Aralık 2017 Pazar
RECEP ÖZCAN
Kültür Farkı

Okul yıllarımda hocalarımız, konferans veren büyüklerimiz kuşak farkından bahsederlerdi. Dede ile torun birbirlerini anlamakta zorlandıklarını anlatırlardı. Çünkü bir geçiş dönemi yaşadığımızı söylerlerdi. İmparatorluktan Cumhuriyete geçtikten sonra tabi ki sıkıntılar yaşandı. Uzun bir süre bunu yaşadık.

Bir ailede dede-baba-torun üçlemesi var ve beraber bir arada yaşarlardı. Dede tam geçiş döneminde köy hayatında kültürünü oluşturdu. Baba daha çok köy hayatının yanında biraz şehri de yaşadı.  Köyle şehirle harmanladı kendine yeni bir kültür oluşturdu. Torun ise tamamen şehir hayatını yaşadı dededen ve babadan farklı bir kültürle büyüdü. Ne dedeye ne de babaya benzedi.

Aslında yaşadığımız döneme göre insanlar kendine bir tarz oluşturur. Kendine bir yaşam şekli oluşturuyor. İnsanlar robot değil aynı dönem akranlar arasında bile farklılıklar var. Kaldı ki dede torun arasında farklılıklar tabi ki olacaktır.

Babam sadece köy hayatınım yaşadı. Geçimini köyde çalışarak sağladı. Gördükleri hep köyde, köydeki insanlarla geçirdi. Öğretilenler sınırlı idi, gördükleri sınırlı idi, hayalleri de sınırlı oldu.  Benim öğrendiğim yapmak istediğim bazı görüşlere karşı çıkardı. Algılamada zorlanıyordu. Veya kendi yaşadığı hayattan farklı olduğu için kabullenemiyordu.

İnsan bilgisi ve çevresi ne kadar ise o kadar özlem duyar. Neyi görmüşse onu daha sonra tekrar görmek ister. Göremezse özlem duyar. İyi adına neyi yaşamışsa tekrar onu yaşamak ister. Kendi yaşadığı hayatı çocuklarının da yaşamasını ister.

Ben hem köy hem şehir hayatını yaşadım. Köyle şehir kültürünü kendimde birleştirdim. Köyün zorlu hayatını, şehrin sıkıntılı hayatını harmanladım. Köyün sade yaşamı ile şehrin karmaşık hayatını bedenimde yaşadım. Sonuçta bende bir kültür oluştu. Bir yaşam tarzım meydan geldi. Beni ben haline getirdi.

Torun şehir hayatında yaşamını sürdürüyor. Köyle bağı sadece yaz dönemlerinde birkaç günlük tatil sayılır. Şehrin her türlü iyi kötü yanlarını yaşıyor. Kafasında çok şeyler var. Hatta beyni işe yarar ve yaramaz bilgilerle artık dolmuş vaziyettedir. Bilgisayar hard diski gibi dolmuş durumda yeni bilgiler kabul etmez hale gelmiştir. İşe yaramaz bilgilerden kurtulmaya çalışmaktadır.

Beyni dolan torunun aklı karışık, canı her zaman sıkkın vaziyettedir. Dedesinin yaşamına ayak uydurması mümkün değildir. Ortak noktaları yoktur. Ortak noktaları olmayan insanlar nasıl anlaşabilirler.

İnsanların ne kadar ortak noktaları varsa anlaşmaları da o kadar kolaydır. Kültürleri aynı olanlar birbirleriyle kolay anlaşırlar. Samimi olurlar dost olurlar. Hem de yaşamda mutlu olurlar.

Farklı kültürlü olanlar ise hiçbir zaman bir araya gelemezler gelmezler. Zıt yaşamlar, zıt görüşler birbirleriyle hep kavga ederler. Anlaşmaları söz konusu değildir.

Dede ile torunda kültür farkı veya görüş farklı ise bu durumda anlaşmaları da mümkün değildir. Maddi açıdan, teknoloji açısından farklılık olacaktır. Bu her dönemde olabilir. Fakat manevi yönden aynı duyguları paylaşıyorlarsa yaşıyorlarsa anlaşabilirler.

Dede ile torunun anlaşabilmesi için manevi eğitim yönünden torunun yetiştirilmelidir. Eğitimle yetiştirildiği zaman anlaşma sağlanmış olacaktır. Dikkat edilirse İslami eğitim alanlarda anlaşmazlığın oranı daha azdır.

İnsan yaşadığı dönemde hep mutlu olmayı arzular. Baba da çocuklarının mutlu olmasını ister. Bunun için çabalar. Fakat bu olmayabilir. Belki görüş farkından belki de istenilen şekilde yetiştirilmediğindir.

 

İnsan tek başına mutlu olamaz. Çevresi kadar mutludur. İnsan çevreni genişletmeli ve ihtiyaçlarını da o kadar azalmalıdır. 



Bu Haber 273 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.