Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
10 Ocak 2018 Pazar
TURGAY GÜVEN
Orta Asya’nın Stratejik Yerleşimli Savaş Güçleri; Oğuzlar ( 2 ) “Coğrafi Kökenli, Stratejik Askeri Teşkilatlanma”

Bir gerçek daha var, aralarındaki birlik ve dayanışma daha çoktur ki, bugünkü bayrağımızın kökeni olan, ‘güneş rengi al zeminde ay ve yıldız bulunan  bayrak –al bayrak’ birliğini muhafaza edebilmişlerdir. Daha genç, yeni ve teçrübesiz olan batı oğuz egemen güçlerinin, üçlü olarak ifade edilmeleri ve isimleri de,  geniş ve dağınık bir alana-muhtemelen kuzeyde uçsuz bucaksız gökler-Sibirya ufukları( Gök), güneyde aşılmaz dağlar-Pamir dağları( Dağ) ve batıda geçilmez deniz-Hazar denizi’ne( Deniz) kadar bir bölgeye  hakim olduklarını göstermektedir.

Özellikle güneşin doğuşuna ve batışına bağlı olarak, ışıktan doğmaları, bunun yanında astronomik ve coğrafik nitelikleriyle adlandırılmaları, olaya bir ulviyet ve hakimiyet duygusu vermektedir.  Bu ulviyet ve hakimiyet, bin yıllardır, oğuz törelerinde yaşayarak, günümüze kadar gelmiştir. Bilindiği gibi Kayı boyu, Bozokların ve tüm Oğuzların en büyüğü  Günhan’ın soyundandır ve Günhan sıralamada en baştadır. Hakimiyet ve ulviyet  Osmanlılar’ da da aynen devam etmiştir  ve  bugünkü  bayrağımızda da yaşamaktadır.                     

Oğuz Kağan’ın ölümünden veya merkezi Oğuz Devlet Birliği’nin çeşitli sebeplerle güçten düşmesinden sonra, oğuz boyları o otlak senin, bu yaylak benim kavgasına düşerler. 

Daha öncesine de gidersek, tarihin ilk çağlarında, proto-Oğuzların ilk zamanlarında, Ergenekon’dan çok çok daha öncesinde,  Orta Asya bozkırlarında, on iki adet büyük ve güçlü Oğuz boyu vardır, ancak, bunların üçü zaten ayrı baş çekmektedirler. Ayrı baş çekenlerim yaşadıkları coğrafi yerler, Çin topraklarına yakındır ve üzerlerindeki Çin hakimiyeti daha fazladır, Çin uygarlığı ve felsefesinden etkilenmekte, Oğuz töre ve otoritesine uymamaktadırlar. Oğuzlar’ın, Ergenekon’dan çıkıp, eski yurtlarına dönmeleriyle de durum değişmemiş, onlar, Ergenekon’dan sonrada,  Oğuz birliğine katılmamışlardır. Tek tek boy adları, henüz  bilinmiyor olsa da, sözlü anlatımlarda ve Göktürk yazıtlarında, Onogurlar olarak geçen, bugün ise, Uygurlar ve Özbekler olarak bilinen kavimler onlardır. Diğer dokuz Oğuz boyu ise, yukarıda verdiğimiz Oğuz Kağan hikayesine göre, Oğullarının hiyerarşisine ve Oğuz Boylarının yerleşimine göre yeniden teşkilatlanırlar, tarihler öncesinden günümüze, Göktürkler 

( Gökoğuzlar), Türkmenler, Azeriler ve Türkiye Türkleri olarak ulaşırlar.

Onogurlar-Uygurlar’ın otlakla, yaylakla fazla işleri yoktur, konar göçerlikten  daha ziyade,  Çin etkisi ile edindikleri ilkel-birinci el üretim, yani  tarım, el işlemeleri, dokumacılık gibi yerleşik uygarlık yetenekleri kazanımları  sayesinde,  konar göçer otlak-yaylak hayvancılıkla uğraşan ve dolayısıyla hareketli, avcı ve mücadeleci olan diğer- Dokuz Oğuzlarla birlik olmamaktadırlar.

Dokuz büyük oğuz boylarından,  zaman içerisinde, Bozoklar ve Üçoklar, onlardan da ayrı ayrı,  Kayılar’dan  Kınıklar’a, Avşarlardan Çepniler’e kadar büyüklü küçüklü 24 adet boy  teşkil olunmuştur.  

Herbirinin, sembolik bir hayvanla özdeşleşen figürü ve adıyla anlamlaşan damgası vardır.       

Bu boylar aynı zamanda her an savaşa  hazır, doğal olarak, atlı ve hareketli askeri birliklerdir. Onlar için  Silahlı Oğuz-Türk Boy Kuvvetleri deyimini de kullanabiliriz.               

Ancak burada çok ilginç bir coğrafi ve askeri yerleşim  mevcuttur.

Orijinal kanaatimce;  Ayrı ayrı  iki gurup kardeş-güç-komutanlık arasında doğu-batı olarak ayrılan  bu iki büyük ülke-toprak parçasında, kardeşlere ait ve onların hakimiyetinde olan nüfus, 6 büyük boy  halinde,  her biri kendi bölgesinde doğu-doğu, güney doğu, kuzey doğu ve kuzey batı  güney batı, batı-batı  yönlerine  göre yerleştirilmişlerdir. Doğu ile batının karşılıklı olarak bulunduğu, merkez noktalarda, büyük güç-birlik bulundurulmaya gerek görülmemiştir.        

Doğuda Bozoklar, Günhan’a bağlı  büyük boy-birlikler doğu-doğu, Ayhan’a bağlı büyük boy-birlikler güney doğu, Yıldızhan’a bağlı büyük boy-birlikler kuzey doğu bölgesine yerleşmişlerdir.

Aynı şekilde Batıda Üçoklar’ın Gökhan’a bağlı büyük boy-birlikler kuzey batı, Dağhan’a bağlı  büyük boy-birlikler güney batı ve Denizhan’a bağlı büyük boy-birliklerde batı-batı olmak üzere  benzer şekilde dizilmişler

Bu büyük boyların her biri  kendi içlerinde idari ve sosyal teşkilatlanmaya ve  doğu-batı kuzey-güney olarak dört yöne ayrılmakta olan  alt boylara sahiptir.

Bu şekilde, 24 boy,  muhteşem bir şekilde, zekice  düşünülmüş coğrafi kökenli, askeri stratejik bir  sistemle yerleştirilmiş olup, hakimiyet altındaki tüm topraklar kontrol edilebilmektedir.

Her Boy, Orun-Ora-Orta-Orada-Ordu ( bugünkü anlamda sahip olunan toprak, vatan) denilen bir yöreyle ve Ongun-Onun (buralar ona ait, buranın ulvi sahibi  odur anlamına gelmekte) denilen sembol kutsal bir hayvanla tanımlanır.

Bozoklar’dan Günhan’a bağlı boyların sembolü Şahin, Ayhan’a bağlı boyların  sembolü Kartal, Yıldızhan’a bağlı boyların sembolü Tavuşancıl-Küçük Atmaca, Üçoklar’dan Gökhan’a bağlı boyların yöresi Sungur-Akdoğan, Dağhan’a bağlı boyların sembolü Uçkuş-Delice Doğan, Denizhan’a bağlı boyların sembolü Çakır-İri Atmaca’dır.

Dikkat edilirse, her biride yırtıcı avcı kuşlardır. Kanaatimce, bu kuşların büyük guruplar halinde yaşadıkları bölgelerdeki boylar, kuşların, bölgeye geliş, yavrulama, yavru uçurma ve  geri dönüş zamanlarını takvim olarak kullanıyorlardı.

Farklı  farklı  boy adları  duruma göre güçlü bir oğuz prensi, atanmış bir komutan, yöre veya kutsal hayvan vb. gibi herhangi bir nitelikten dolayı olabilir.

Kişisel kanaatim odur ki,   Bozkurt efsanesinin oğuzların toplum ve inanç yaşamına girişi, Ergenekon’dan sonradır. çünkü o zamanlara kadar oğuz yaşamında  ön planda söz edilmeyen ‘bozkurt’, Ergenekon macerasından sonra kutsallaşmış, ilk kurulan Oğuz-Türk Birlik devleti Göktürkler’in bayraklarında yerini bulmuştur.

Ancak, Orta Asya’da egemen oldukları yüzyıllarda, güçlü bir hükümdara, hiyerarşik düzene bağlı profesyonel bir orduya, yazıya dayalı bir teşkilatın yönettiği bir devlet yapısına ve bir dizi kalelerle desteklenmiş    bir savunma sistemine sahip olmadıkları için,  Oğuzlar,  sürekli değişen iklim ve   gelişigüzel tarım koşulları yanında, daha çok ta sürekli artan büyük Çin baskısı nedeniyle, Orta Asya’da uzun dönemli bir egemenlik şansına sahip olamamışlardır. Çin baskısı onları sürekli batıya sürmüş, Müslümanlıkla beraber, ön Asya ve Akdeniz’e ulaşmışlar, şanslarını oralarda aramışlardır. 

O tarihlerden itibaren Horasan’dan  Bağdat’a kadar İran ve Kafkaslara yayılan, İran-Irak- Suriye yoluyla gelip, Anadolu’ya ve Rumeli’ye yerleşen Oğuz kavimleri, Türkmen olarak   bilinirler.        

Oğuz Boyları içerisinde  en tanınmışları, Bozoklar’ dan Günhan’a bağlı Kayı Boyu-Osmanlılar ile  Üçoklar’ dan Deniz Han’a bağlı Kınık Boyu-Selçuklular’ dır.

Oğuzlar’ın tarih sahnesinde  ilk kurdukları imparatorluk, Selçuklu’ lardır. İkinciler, Osmanlılardır ve zirveye çıkarlar. Selçuklular, orta ve ön Asya, Osmanlılar ise Asya, Avrupa ve Afrika’da hakimiyet sürerler. 

Günümüzde, çağdaş Oğuz-Türk dünyası; Türkiye Cumhuriyeti, Türkmenistan, Azerbaycan ve Özbekistan olmak dört büyük bağımsız devletle ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile  Moldavya-Gagavuz Özerk Bölgesi olmak üzere iki özerk cumhuriyetle temsil edilmektedir. Günümüzde tarihi ve stratejik çok önemli bir mevkide bulunan petrol bölgesi Irak-Kerkük eyaleti ise, henüz özerk değildir.

Saygılarımla.

Not: Yazılarımız devam edecektir.

 

 



Bu Haber 565 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI