Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
14 Şubat 2018 Pazar
TURGAY GÜVEN
Aşk Dediğin Boğaziçinde Yaşanır (2) “İstanbul Sevdaları ”

İstanbul’da, Boğaziçi’nde  aşklar, aşıklar biter mi? Kimler Boğaziçi’nde  aşktan sarhoş olmamış ki.

Günümüzdeki bazı şeyleri saymayıp, İstanbul’un henüz  sakin, Boğaz’ın henüz el değmemiş  olduğu yıllardan, kısa bir pasaj verirsek, Ünlü Şairimiz ve Mehmet Akif ile eşi İsmet Hanım’ın aşkından başlayıp, İstiklal Mücadelemiz’in güzide insanları Halide Edip-Adnan Adıvar çiftinin, ünlü şairimize, koskoca bir ‘ Makber’ şiirini yazdıran, Abdülhak Hamit ile Fatma Hanım çiftinin  aşkını, Sebahattin Ali ile Aliye Hanım’ı, Yahya Kemal Beyatlı ile Celile Hanım’ı, Behçet Necatigil ile   Huriye Hanım’ı, Orhan Kemal ile Nuriye Hanım’ı, Orhan Veli ile Nahide Hanım’ı, Nazım Hikmet ile Piraye Hanım  ve en son Sadri Alışık ile Çolpan İlhan Hanım gibi,   kamuoyunda tanınmış  bir çok kişinin adlarını sayarken, bunların yanında, adlarını  veremediğimiz birçok kişinin daha aşklarının hatıraları, tepelerde koruluklarda,  sularda, dalgalarda yaşamaktadır.

Birde İstanbul’a Boğaziçi aşkı, Boğaziçi Sevdası   vardır ki, o ayrı bir hikayedir.

Masmavi bir boğazın iki yanınca  uzanan, sıra sıra tepelerin, tatlı birer eğimle denize kadar inen eteklerinde, yemyeşil çam korulukları arasında,  her çeşit çiçekle bezenmiş bahçeleri, her mayısta çiçekleri mis gibi konan erguvan ağaçlarıyla,  sabahları,  güneşin altın rengi ışıklarıyla yıkanan, geceleri, sahile  vuran dalgaların çırpıntısını   dinlediğin, denizin mavisi  ve tepelerin yeşilleri arasında, dizi dizi, hoş  görünümlü  bembeyaz köşkler,  konaklar, yalılarıyla,  Feriye- Dolmabahçe  Hünkar Sarayları’yla, uzaklardan, denizin maviliklerinden gelip, boğaz boyunca, yine,  maviliklerde kaybolan yük-yolcu taşıyan koca koca açık deniz gemileri,   sahil boyunca dizili iskelelerden yolcu alıp , yolcu veren bembeyaz  yolcu vapurları,  ara sıra demir atıp,  sahile paralı gezginleri  bırakan  turist gemileri,  arabalı vapurlar,  balıkçı takaları, şirin balıkçı köyleri, her çeşitinden,  lezzetli-taze balıkları ile ünlü küçük balıkçı lokantaları,  Boğaz’ın inci gerdanlıkları köprüler,  Marmara Denizi’nden İstanbul’a girişte, İstanbullu’nun ömür törpüsü, Galata Köprüsü, bir zamanlar İstanbul’la ticaret yapan Cenevizli tüccarlardan kalma tarihi Galata Kulesi,  bir zamanların  pırıl pırıl yakamozları ile parıldayan Altın Boynuz’u Haliç Körfezi, Sarayburnu’ndan dünyayı seyreden Topkapı Sarayı  ile karşı kıyıdan İstanbul’u seyreden Üsküdar, göğe-Tanrı’ya uzanan birer kalem gibi ince minareleriyle, İstanbul’un dünyada hiçbir şehre nasip olmayan eşsiz siluetini yaratan  muhteşem camiler, bu gün şehrin kalabalığı arasında  kaybolmuş, şehrin binlerce yıllık tarihinin hatırası kiliseler, havralar, denizin ortasında kimsesiz-sahipsiz-yetim, boynu bükük kalmış  Kız Kulesi, uzaklardan mahzun bakan adalar, her iki kıyı boyunca Karadeniz’e doğru giden  gezi yolları, sahilde  gezen insanlar, olta balıkçıları, martılar,  deniz meltemi, birbirine karışan insan cıvıltıları, ulvi ezan nağmeleri, martı sesleri, vapur düdükleri ….

İstanbul’u sevmek, başlı başına bir sevdadır, zaten. İstanbul’da olup ta, İstanbul’lu olup ta, İstanbul’da –Boğaziçi’nde yaşayıp ta, böyle bir güzelliğe, böyle bir yaşama nasıl aşık olunmaz, nasıl   sevdalanılmaz.

                 

 “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!

Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

 

Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,

Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.

Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yada

Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.”

 (Revnak-Parlaklık, aydınlık. Efsun-Sihir)

 

Şair  İstanbul’dan ayrı düşmüş, İstanbul’un, bir zamanlar ki gençliğinin, hayatının özlemini yaşamakta.

Diyor ki;

“Haydi Abbas, vakit tamam,

Akşam diyordun, işte oldu akşam.

Kur bakalım çilingir soframızı,

Dinsin artık bu kalp ağrısı.

Şu ağacın gölgesinde olsun,

Tam kenarında havuzun.

Aya haber sal, çıksın bu gece,

Görünsün şöyle gönlümce.

Bas kırbacı sihirli seccadeye,

Göster hükmettiğini mesafeye.

Ve  zamana,

Katıp tozu dumana.

Var git,

Böyle ferman etti, Cahit.

Al getir, ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan,

Yaşamak istiyorum, gençliğimi yeni baştan.”

Derseniz ki, aşk-sevda, sadece İstanbul’da-Boğaziçi’nde mi yaşanır? Başka yerde yaşanmaz mı?

Elbette, her yerde yaşanır, yeter ki gönüller bir olsun. Gündüz aydınlığıyla gece  ışıklarıyla, Boğaziçi’ni aratmayan, Ünye’nin  Yalı Sahili , ne güne duruyor.

Al yanına eşini, nişanlını-sözlünü, sevgilini, manitanı, aftonu  filan, sen de  yaşa. Tutan mı var.

Yazımı, eşime ve tüm seven sevilenlere armağan ediyorum.

Sevgilerimle.

 

Not:  Derler ki, bazı bazı , milletlerin zor zamanları vardır. Bu günler , bizimde, öyle en zor zamanlarımızdan biri. Bir  şiirde ; “ Geceleri gökyüzünde yıldızlar üşür, Gün gelir bir siperde bir mermi bölüşülür.” Der. Bizim için çarpışan askerlerimizi, şehitlerimizi, insanlarımızın acılarını hiçbir zaman unutmuyoruz. Allah devlete , millete zeval vermesin. Gün birlik günüdür. İnşallah , bu günleri de atlatacağız.



Bu Haber 862 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI