4 Ocak 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Sosyal etkinliklerde iktidardan başkası şanssız...
musakiroglu@mynet.com

Gazetemizin köşe yazarlarından Sayın Arif Takıcı Ünye’de yaşanan sosyal etkinlik ve grup çalışmalarında yaşanan ilgisizliğe dikkat çekerek, bunun sebebini irdelemiş.

Sayın Takıcı bu işten belki de en rahatsız kişi olarak bu gerçeği dile getirme hakkına en çok sahip birisi. Çünkü Yeşilay adına getirdiği tiyatrolara o kadar az katılım yaşanıyor ki… Bu durumdan rahatsızlık duymasın, irdelemesin de ne yapsın?

Eğer bir toplum bir tiyatroya, oynanan bir tiyatro eserine hem de çok cüzi bilet paralarına rağmen gitmiyor, izlemiyorsa bu işin üzerinde durup, iyice düşünmek gerek.

Veliler çocuğunu okula gönderir, sonrası sanki onu hiç ilgilendirmez. Okuldaki,    eğitim - öğretim sorunlarının ele alındığı toplantılar umurunda değildir.

Oturduğu binada, apartmanda bina yönetiminin çağrılarına kulak asmaz, sanki o binada oturmuyormuş gibi davranır.

Mahallesindeki muhtarın duyurularına aldırmaz. Kendi sokağının, hatta kapısının önündeki sorunun görüşüleceği toplantıya bile katılma gereği hissetmez.

Bırak genel toplantıları, hasbelkader yer aldığı dernek yönetimlerinin toplantıları bile eğer yemekli değilse, ya da başka bir ikram sunulmuyorsa onu pek ilgilendirmez, ‘katılmasam da olur’ der.

Bu örnekler çoğaltılabilir.

Ben geçmişte genellikle iktidarda kalan bir partide yöneticilik yaptım. Hemen her hafta yaptığımız rutin yönetim kurulu toplantılarının birisinin sonunda partiden tam caddeye indiğimde o sırada muhalefet partilerinden birinin yönetiminde bulunan bir arkadaşım;

“Ooo maşallah pek de kalabalık toplanmışsınız” dedi.

Ben de;

“Yönetim toplantısı yaptık, hemen hemen tüm yönetici arkadaşlarımız katıldı” dediğimde,

“Desene iktidar partilerinin yönetim toplantılarına katılım böyle yüksek oluyor. Bizim toplantılarımızda yarıyı geçen çoğunluğu sağlamamız bile çok zor” şeklinde konuştu.

O zaman düşündüm. Yıllarca bazı derneklerin yönetiminde yer aldım, yönetim toplantılarında bulundum. Okul aile birliği toplantılarına katıldım. Ancak bu toplantılara katılım hep düşük olurdu.

Hatta şu anda yönetiminde bulunduğum bir derneğin başkanı tarafından geçenlerde bir yönetim kurulu toplantısına davet edildim. Yazılı davet yapılan, gündemi ve önemi belli bir toplantıydı bu.

Ama gel gör ki, benim tam saatinde katıldığım toplantıya sadece başkan gelmişti. Başkan, tam 1.5 saat üst üste telefonla aradı, ulaşmaya çalıştı derneğin diğer yöneticilerine. Israrlı aramalar sonunda nihayet 1.5 saat sonra çoğunluk sağlandı, toplantı yapılabildi.

İşte o zaman bizim iktidar partisiyken yaptığımız toplantılar geldi aklıma. Herkesin katıldığı o kalabalık toplantılar…

Demek ki dedim, bu tür toplantılarda iktidar partileri şanslı. Onların hemen bütün yöneticileri toplantılarda hazır bulunuyor.

Peki, nedir bunun sebebi? Niye iktidar partilerinin toplantılarına bol katılım oluyor da, birkaç istisna hariç diğer bütün toplantılara katılım az oluyor.

Sayın Arif Takıcı haklı. Bunun eğitimsizlik, kültürel yetersizlik, gelişmemiş toplum olmamızda yüzde yüz alakası var.

Bakın, İsviçre’de her 70 kişiye bir sivil toplum teşkilatı düşüyor. Bu ülkede her 1 kişi en az 7 dernekte ya yönetici, ya da üye olarak görev yapıyor. Bu ülkede seçilme şartlarından birisi de en az 10 dernekte yönetici ya da üye olup, aktif olarak çalışmak. Bu ülkede toplum, hayatın her alanında aktif... Sorumluluk sahibi…

İşte o İsviçre’de bugün gelinen noktada kişi başına 34 bin 500 dolar düşüyor.

Sosyal etkinliklerden, grup çalışmalarından uzak, bihaber bizim ülkemizde ise kişi başına düşen milli gelir 5 bin dolar.

İşte gelinen noktada toplumsal karnemiz bu…

 



Bu Haber 444 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI